Kara Leke!

Biraz geç oldu ama kusuruma bakmayın, malum ülke gündemi, yerel gündem derken gelişmelere yetişmeye çalışıyoruz. Yazılarımı takip eden okurlarımdan gecikme için özür diliyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kaleme aldığım yazımı gecikmeli olarak yazı işlerine teslim ettim.

Her şeyin daha güzel olmasını temenni ederken, tam da 8 Mart’ta yine bir Kadın cinayeti ile sarsıldık, bu güzelim kent yine ülke gündemine oturdu.

Yazık çok yazık!

****

Bir ülkenin başına korkunç bir kral gelmiş. Geldiği gibi ülkede var olan tüm kadınların ve kız çocuklarının sevilmelerini ve yüzlerine bakılmasını yasaklamış. Yeni doğan kız bebekler saraya getirilir, yüzlerinden bir daha asla çıkmayacak kara lekelerle yüzleri boyanırmış, bunu yaptırmayan aileler cezalandırılmış. Bir süre sonra ülkede yüzü kara lekeli olmayan bir tek kız çocuk ya da kadın kalmamış, kralın biricik kızı dışında.

Kral kendi kızı doğduğunda da ona bu kara lekeyi yaptırmaya çalışmış, ancak bu leke kızın yüzünde kesinlikle durmuyormuş. Bu ülkenin uzaklarda yaşayan yaşlı bir bilgesi varmış, bu olayı duyunca yüzü aydınlanmış. “Bu kız, bu ülkenin kaderini değiştirecek. Sevmeyi öğretecek, çünkü sevgisizlik, lanettir!.”

Sonra bu ülkenin başına aman vermez bir kıtlık gelmiş. Topraklarda ot bitmez, ağaçlar meyve vermezmiş, insanlar açlıktan ve hastalıktan telef olmuş. Bunun üzerine yaşlı bilge kralla konuşmaya karar vermiş. Uzun yolları yürüyüp saraya varmış, fakat kralın adamları bilgeyi içeri almamış. Bilge, saraydan ayrılacakken bahçede prensesle karşılaşmış ve hemen tanımış.

“O sensin! Güzel kızım, beni dinle. Sen bu ülkenin kaderini değiştireceksin.”

Prenses irkilmiş, “Ben mi? Ben ne yapabilirim ki?”

“Kadınların yüzündeki kara lekeyi sileceksin.”

Prenses heyecanlanmış, “Ama nasıl?”

“Git ve bir kişiye sevmeyi öğret. Çünkü sevgisizlik, lanettir!”

Prenses hemen yola koyulmuş. Sokaklarda kimse yokmuş, hayvanlar yokmuş, her yer kuru, çorak ve bakımsızmış. Bir evin kapısını çalmış. Kapıyı bir adam açmış, prensesi görünce irkilmiş.

“Sen de kimsin? Yüzün nasıl lekeli değil senin?”

“Ben kralın kızıyım.”

“Git buradan” demiş adam. “Git, sana bakamam.”

Adamın arkasına saklanan yüzü kara lekeli küçük bir kız çocuğu, kafasını uzatarak prensesi incelemeye başlamış. Prenses bu küçük kız çocuğu ile göz göze gelince sevgiyle haykırmış.

“Aman Allah’ım, ne kadar güzel bir kız çocuğu bu!”

Küçük kız şaşırmış, ilgiyle prensese bakmaya devam etmiş, adam hemen küçük kızının yüzünü elleriyle kapatmış, prensese öfkelenmiş.

“Git dedim sana, sakın bu kıza böyle şeyler söyleme! O bir kız, sevilemez, yasak!” 

Prenses büyük bir şaşkınlıkla haykırmış.

“Nasıl sevilemez? Ne kadar da masum baksana! Hiç bakmadın mı, o senin kızın!

Sonra eğilmiş, küçük kızın yüzünü okşamış. 

“Güzel kız, sen sevilmeye layıksın. Sen her duygunun en güzeline layıksın. Çok güzelsin, çok kıymetlisin.”

Onu sevgiyle izleyen küçük kızın yüzündeki kara leke prensesin dokunuşuyla yok olmaya başlamış, kızının değişen yüzünü gören baba dehşete düşmüş.

“Dokunma! Senin gibi lanetli mi olsun istiyorsun!”

“Benimki lanet değil, seninki lanet. Sevmeyi bilmemek lanet. Bak kızının yüzüne, sevgiyle bak.”

Adam kızının yüzüne kaçamak bir bakış atmış, küçük kızın aydınlanan yüzü öyle masummuş ki dayanamamış, içi sevgiyle dolmuş. Gözünden bir damla yaş düşmüş. Bu yaş toprağa gelmiş, tam damlanın düştüğü yerden yemyeşil bir filiz çıkmış.

Prenses heyecanlanmış. “Bak, gördün mü? Bir damlayla senelerdir bir ot bitmeyen topraktan filiz çıktı. Lanet olan lekesizlik değil, sevgisizliktir.”

Adam daha çok ağlamaya başlamış, eğilip kızına sarılmış, akıttığı her damla toprağa değdikçe otlar yeşermiş, yemyeşil çimler her evin kapısına ulaşmış. Kapıyı açan şaşkına dönüyor, sevinçle evindeki kadının ya da kızının yüzüne bakıyor, yüzlerindeki leke yok oldukça ülke daha da yeşeriyormuş. Sevgiyle yeniden huzura kavuşan bu ülkede bir daha kuraklık yaşanmamış. Hiçbir kadının yüzünde kara leke kalmamış. Bir daha bu ülkeye lanet uğramamış.

Peki, krala ne mi olmuş?

Toprağa düşen ilk sevgi damlasıyla kralın yüzü kararmış, içindeki sevgisizlik yüzüne yansımış, öyle çirkin olmuş ki insanların içine çıkmaktan utanmış. Kendini zindana kapatmış.

Prenses o gün bugündür kralın yanına giderek sevmeyi öğretmeye çalışıyormuş.

İşte o kral sevmeyi öğrendiği gün, bir daha hiçbir kadının yüzünde sevgisizliğin lekesi kalmayacak.

Umarım o gün yarından da yakındır. 

Sevgisizlik, lanettir. 

Kadınlar Günü kutlu olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Toytekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.