Türkiye'de Hilafet (3)

Başlangıç yazısında demişim ki;

"Son zamanlarda ülke gündeminde konuşulur oldu.

Türkiye'de Hilafet rejimini isteyenler var.

Bunu, açık açık da ifade ediyorlar.

İrfan Foto yollamış.

Yılmaz Özdil'in anlatımı ile "Türkiye'de Hilafet"

Mutlaka okuyanlarınız da olmuştur.

Ama beni o kadar iyi ifade ediyor ki; ola ki okuyamamış okurlarım da bir baksın diye sütunlarıma aktardım"

İkinci Bölümü de şöyle tamamlamıştım;

"İyi dinleyin.

Tee, 1919 senesinde;1919.

Son Halife, kadın dergisi "İnci"ye röportaj verdi.

Kadının toplumdaki yerinin artması gerektiğini anlattı.

Kadınların da erkekler gibi eğitim alması gerektiğini söyledi.

Onların meslek sahibi olmalarını; sanat alanlarındaki çabalarının desteklenmesi gerektiğini anlattı,

Bu gün yaşasaydı "İstanbul Sözleşmesi"ni savunurdu.

Bitmedi...

Topkapı Sarayı'nın "Kutsal Emanetler Dairesi"nde Halifeliği devraldı.

Bu devri alırken tarihte ilk kez, Arapça yerine Türkçe dua etti Halife.

Türkçe dua etti.

Halife olarak ilk Cuma namazına "Fatih Camiine" gitti.

Tarihte ilk kez Türkçe hutbe okundu orada.

İslam Alemi'nin artık cehaletle savaşması gerektiği anlatıldı.

Son Halife'nin babası da Abdülaziz.

Hem padişah, hem halife idi.

Babası da kendisi gibi müzisyendi.

Piyano çalardı.

Vals besteledi, operaya meraklıydı.

Londra'da, Viyana'da, Paris'te Kraliyet Galalarında ağırlanırdı.

İzlesinler, öğrensinler diye şehzadeleri de yanında götürürdü.

Wagner'in opera binasına bağışta bulunmuştu,halife.

Kendisi gibi halife olan babası da ressamdı.

 Kendi heykelini yaptıran ilk padişahtı.

E,şimdi bakıyoruz, hacivat kılıklı birtakım cahil arkadaşlar "Hilafet ilan edilsin" filan diyor.

Ya, Hilafet, milafet artık mümkün değil ama; bunların halifeye özenmesi, ona hakarettir.

Hilafet devam etse, bu cahil cühelayı sarayın bahçesine, bitki olarak bile dikmezdi Halife.

İbrikçi başı bile olamazlardı.

Bitki olamazlardı, bitki.

Cumhuriyet sayesinde insan oldular.

Eşit birey oldular; hala utanmadan Cumhuriyet'e küfretmeye çalışıyorlar.

Yolda yakalayıp sorsan; o taşıdığı bayrakta ne yazdığını bile bilmez.

Bunlara Arapça yazılı yemek daveti versen, onu bile sırf Arapça diye kutsal zannederler.

Ha bire araçlarına "PadişahTurası" filan yapıştırıyorlar.

"O aracına yapıştırdığın Tura, aslında hangi padişahın turası?" desen bilmez.

Hangisi Fatih'in Turası'dır, hangisi Yavuz'un Turası'dır, hangisi Abdülhamid'in Turasıdır desen bilmez.

"Bak, buçıplak tabloyu padişah yaptı" desen, ecdat'ına hakaret ettiğini zanneder.Seni linç etmeye kalkar.

 Hilafeti isteyenler bunlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ünsal Özdiker - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.