ÖZLEMİ HAYKIRMAK

Özlemi oluyor insanın doğduğu yere karşı...

yoğun,

samimi,

içten,

sahici.

Her zaman belirttiğim gibi benim Karata'şa, Karataşlı'ma karşı çok başka, çok farklı, çok anlaşılır bağım var.

Yıllar eskidikçe artan, yoğunlaşan tavan yapan bir BAĞ bu.

........

Özlüyorum;

doğduğum toprağı, soluduğum havayı, okuduğum okulu, arkadaşlarımı, samimi, candan, çıkarsız sevgi ile bağlanmış dostlukları, komşularımızı, komşuluk ilişkilerimizi,

top oynadığımız boş arsaları,

hevkereleri, çelik-çomağı,

tubuk yapan abilerimizi izlemeyi, Zalha teyzenin "ya yekrut" diyerek, arkama koşup,

öfke kusmasını,

birdirbir oynamayı,

berrumi çevirmeyi,

uçurtma uçurmayı, Mehmet Çiçek'in ahırdan bozma kışlık sineması'na "bedava" girebilmek için sandalyaları düzeltmeyi, süpürmeyi, yazlık sinemada oynayan Yılmaz Güney filmlerini sinemayla duvar duvara olan evlerden izlemeyi, cibinlikte yatmayı, kardeşlerime

bıkıp usanmadan "şemmumi" hikayesi anlattığım o tatlı, o unutulmaz günleri özlüyorum.

.......

Köylerarası yapılan futbol turnuvalarını,

güneş kaybolana kadar sahilde 7'ye 7 maçlar yapmayı,

Cengiz Küver, Doğu Kaymaz, Deniz Yılmaz, Mahir Balıkçı'dan oluşan Karşıyakaspor'a karşı, Ahmet Topuz, Ahraz Yaşar, Mehmet Esendemir, Alican Karataş, Seyfi Alice'li kadromuzla kıran kırana futbol oynadığımız günleri özlüyorum...

İhmemiyi, Zekeriya'yı,

Kör Bedig'i, Süleyman Atalay'ın Sipsi Cumali ile nuktedanlıklarla dolu atışmalarını,

Bakkal Yakup, bakkal Selim'den

5 kuruş'a okul önlüğümüzün ceplerini nohut ile doldurmayı,

bisikletçi Mustafa'nın bisikletlerinden birini 10 kuruş'a kiralayıp, gezdigim günleri özlüyorum.

........

Kıbrıslı Cemal'in

38 otobüsten oluşan garajını,

garajda değnekçilik yapan, Zehir Kısmet'in içtiği zaman "yokmu bana yan bakan" diyerek, çektiği  OF'u, Ali Emmi'nin

demli çayını,

sembüsket'i,

siyyadi'yi,

bulgur bi gedes'i,

bendure bi riz'i,

beybet'i,

irkaki'yi,

feyşet'i,

kıddes'i,

imleyütet'i,

irkeykuşet'i,

banadura'yı,

hıyarı,

cebes'i,

şimmem'i,

kemmunlu nohudu,

Ahmet Emmi'nin şalğamını,

Süleyman'ın limonlusunu,

bicibici'yi,

karsambaç'ı

tatlıcı Rifat'ın şam'ını,

Raci'nin burma tatlısını özlüyorum.

.......

Mavi kum'u,

Magarsus'u,

dört direkliyi,

çabutlukastal'ı,

cami tarlasını,

malaz'ı, Harb-iş'i,

feneri, Akyatan, Kırmaboğaz dalyanlarını,

Nedim Ünver'in kalafat ustalığını, Ormanı, Fayık'ın lokantasını,

Mırtaz'ın manavındaki  birbirinden taze sebze ve meyveleri, Hilmi Ünal'ın küçük ama çok sıcak olan gazinosunu, pilajı, masmavi denizde adalara kadar gidip - gelmeyi, her yanımızı yakan denizanalarını avucumuzun içine almayı, teknelerin altından geçmeyi,

milli gururumuz Ayhan Karataş'ın yunus balığı gibi yüzdüğü anları hayranlıkla izlemeyi özlüyorum.

.......

Karataş'ımı, Karataşlımı, memleketimin

kuşunu, kurdunu,

börtüböceğini,

tezek'te pişen aşını,

yuka ekmeğini,

köz'e atılan patatesi, balık yağında nar gibi kızaran tandır ekmeğini,

yazını-kışını,

soğuğunu, ayazını,

çerini çöpünü özlüyorum.

........

KALLEŞ olmayan, DOST bakan,

DOST gören,

DOSTÇA kucaklayan,

sevdiğini Allah'ı kadar seven toprağımın güzel insanlarına

"Ene kirben Rabkin" diyor, özlemimi en üst perdeden haykırıyorum...

AMA'sız, FAKAT'sız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman Canbolat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.