ATATÜRK VE 1.DÜNYA SAVAŞI

1.    Dünya Savaşına nasıl girdiğimizi, kimler tarafından girdiğimizi hep tartışa geldik. Bu konuda gerçekten tam bir sonuca varmış da değiliz. Zaten tarihin diğer dallardan en büyük farkı da budur. Yaşanmış olaylar eğer tartışma konusuna yol açıyorsa o konuda uzlaşı sağlamak epey zorlaşmaktadır.

1.    Dünya Savaşına girişimiz tartışılırken Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRKÜN neler düşündüğü pek işlenmiş bir konu değildir. Bu nedenle bu konuyu yazmayı uygun görüyorum.

Hakimiyeti Milliye gazetesinde 24 Nisan 1921 tarihinde çıkan bir yazısını buraya aktararak konu hakkında bilgilendirmeyi daha doğru buluyorum.

“Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım; milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereklerinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım. Mesela: Harbi Umumi (1. Dünya Savaşı) yerküre üzerinde infilak ettiği zaman, coğrafi vaziyet, tarihi vakalar ve siyasi dengenin zorlamaları karşısında tarafsızlığı muhafazaya imkân olmaması yüzünden Almanların bulunduğu zümreye dahil olduk. Almanlar memleketimize, ordumuza ve hükümetimize kadar girdiler. Bunların hepsini hoşgördük. Ama Almanlardan bazıları haysiyet ve bağımsızlığımızı ihlal eden vaziyet ve tavır almaya başladıkları dakikada en evvel ve hemen, hiçbir kayıt ve şarta bakmaksızın ruhen ve hatta fiilen isyan ettim. Bu isyanım yüzünden idi ki Harbi Umuminin cereyanı içinde bir seneye yakın bir zaman bu hareketimin taraftarı olmayanlarla muhalif ve düşman vaziyette kaldım. Harbin neticesinin bizim için elemli olacağını tahmin ediyordum. Ama İngiliz, Fransız ve İtalyanların bizim için elemli olabilecek bu neticeyi, memleketimizi parçalamak ve milletimizi rezil ederek ve aşağılayarak vahşi hayvanlar sürüsü haline sokmaya çalışacak kadar ileri götüreceklerini düşünemiyordum. Herhalde mağlup olursak cezasız ve zararsız bırakılmayacağımıza şüphe etmiyordum. Ama medeniyet savunucusu bu milletlerin herhalde Türkiyenin ve halkının tarihini, haysiyet ve mevcudiyetini, bağımsızlığını yıkmak gibi boş bir teşebbüse girişmeyeceklerini zannediyordum. İstanbulda üç ülkenin siyasi ve askeri ricalinden bazılarıyla vuku bulan münasebetlerimde ve görüşmelerimde de daima samimiyetle bu fikirleri söylüyor ve diyordum ki: Harbe girmek ve harbe girdikten sonra Müttefikler zümresine dahil olmak bizim için zaruri idi. Çünkü tarafsız bırakmazdınız. Çar Rusyası sizin tarafta idi. Mağlubiyetin tabii olan icapları elbette söz konusu olur. Ama milletleri bağımsızlığından mahrum ederek imha etmek, hiçbir vakit bu icaplardan sayılamaz. Mütareke zamanı görüldü ki hakikat, düşmanların bizi imhaya mutlaka karar vermiş olmalarında idi.”

Büyük Başbuğun 1. Dünya Savaşına girişimiz ile ilgili görüşleri budur. Burada çok önemli bir durum var. Paşa, savaş sonrasını da kısaca önümüze koymaktadır. Özellikle son cümleyi yeniden yazıyorum: “Mütareke(Anlaşma) zamanı görüldü ki hakikat, düşmanların bizi imhaya mutlaka karar vermiş olmalarında idi.”

Neden iki defa yazdım? Kafalara kazılsın ve çakılsın diye. 1. Dünya Savaşı, Türk Milletini imha etme savaşıdır. Mağlup olduğumuza göre de imha edilmemiz gerekecektir. Ama bir yiğidin liderliğinde bir yiğit kadro bir yiğit milleti de arkasına alarak hesap öyle yapılmaz böyle yapılır diyerek dünyaya örnek olmuştur.

Ali Fethi OKYARIN bir yazısını da aktararak konuyu tamamlamayı uygun görüyorum.

“Ben ve  Mustafa Kemal, tarafsızlığımızın uzun süre devam edemeyeceğini biliyorduk. İngiltere ve Fransa, Rusyayı Almanyaya karşı savaşa sokabilmek için İstanbul dahil Osmanlı beldelerini gizli anlaşmayla Moskovalıların işgaline bıraktıkları hakkında inandırıcı bilgiye sahiptik. Vatanımızı müdafaa eden bir müdafaa harbi stratejisi hangi şartları içeriyordu bundan endişeliydik.”

Sonuç: Vatan, millet konularında önyargısız ve samimi bakıldığı zaman gerçekler her zaman açık bir biçimde göz önünde durmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Altıparmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.