Reklamı Kapat

Tarihteki ilk köle ve köle taciri-2

 

Size tarihteki ilk resmi kölenin siyahî bir adam olduğunu söylersem, hiç şaşırmazsınız muhtemelen. Peki, size tarihteki ilk resmi köle tüccarının da siyahî olduğunu söylesem.. Durum ilginçleşmeye başlıyor, öyle değil mi? 1600 yılında Portekiz’in Afrika’daki sömürgesi olan Angola’da dünyaya gelen sıradan bir adam. İsmini ise kimse bilmiyor. 20 yıl sonra Amerikalı kolonistler tarafından kaçırılarak Anti Negro, yani Zenci olmayan anlamına gelen Antonio ismi veriliyor. Uzun ve zorlu bir gemi yolculuğundan sağ çıkan Antonio, Virginia kolonisinde çiftçilik yapan bir tüccara satıldı.

 

***

Amerika Kıtası batılı ülkeler tarafından sömürülüyordu, ancak herkesin göz yumduğu bir gerçek vardı, yerliler. Dağdan gelip bağdakini kovan kolonistler, köleler kadar yerlilere de eziyet ediyordu. 1622 yılında büyük bir yerli isyanı çıktı. Çalıştığı gurupta bulunan 57 erkekten 52’si öldürüldü ve Antonio şans eseri hayatta kaldı. Tam 1 yıl sonra yeni bir köle gurubu getirildi uzak kıyılardan. Bu gurubun içinde bir kadın vardı, Mary… Genç, güzel ve çalışkan bir kadın olan Mary, guruptaki tek kadın köleydi ve Antonio’nun kalbini çoktan kazanmıştı. Aşk nerde ve ne şartlarla olursa olsun, bir insanın hayata bağlanma sebebiydi.

 

Kölelerin özgürleşmesinin iki şartı vardır.

Birincisi; Efendileri tarafından onlara özgürlük bahşedilmesi..

İkinci özgürleşme şansı ise; ölüm!

Çalışkan ve sadık olan bu iki köle, 1635’te efendileri tarafından özgür bırakıldı. Antonio ismini değiştirerek Anthony Johnson adını aldı. Mary’le evlendiler ve 40 yıldan fazla evli kaldılar. Anthony ilk kez 1647’de bir buzağı alırken kayıtlara özgür bir adam olarak geçti. O artık özgürdü ve kölelik artık resmi anlamıyla sona ermişti. Mary’le birlikte kolonicilerden taksitle bir arazi satın aldılar. Yıllar geçtikçe kendisinin 250, iki oğlunun ise 550 dönümlük kocaman bir arazisi vardı. 30 yıllık köle yaşamında birçok eziyet çekmiş bir adam kölelikten kurtuluyor ve çiftlik hayatına geçiyor.

Peki, ne yapıyor dersiniz?

Köle tüccarlığı…

Çiftliğinde çalıştırmak üzere, Afrika’dan getirilen bir gurup köle satın alıyor. Bu gurup içinde ‘Beyaz Adam’ tarafından Jonh Casser ismi verilen bir köle vardı. Başına buyruk ve oldukça isyankâr olan John, sorun çıkaran birisi olmaya başladı. Bazı kaynaklara göre geçmişte kendisi de köle olan Anthony, ona karşı oldukça makul bir efendiydi. Ancak Jonh’un özgürlük hayalleri hiç bir şeyle yetinmemesine yol açıyordu. Sonuçta dünyaya gözlerini açtığında o özgürdü ve son nefesini özgür bir adam olarak vermek istiyordu.

 

Bir akşam arazideki kulübesinden kaçan John, bölge mahkemesine giderek Anthony’i şikâyet etti. Kendisiyle 7 yıllık bir kölelik anlaşması olduğunu ve bu süre dolmasına rağmen orda zorla tutulduğunu söyledi. Mahkeme hızlı bir kararla John’u haklı ilan etse de, Anthony’in itirazı gecikmedi. Bu iddiaların yalan olduğunu söyleyen Anthony, mahkemenin bu kararından dönmesini sağladı. Bu kararla birlikte John resmi olarak Anthony’ninin kölesi ilan edildi. Anthony ise kendi ırkından birisinin köleleştirme hakkına sahip olan ilk siyahi adam oldu.

 

Bu karardan memnun olmayan John, ilk fırsatta yine kaçtı. Çok geçmeden yakalandı ve bu kez çok daha büyük bir cezaya çarptırıldı. Bu cezaya göre; kendisinden sonra gelecek nesil de köle olarak Anthony’nin ailesine hizmet edecekti. Özgür bir adam olarak doğan John,  başına buyruk karakteri ve özgürlük aşkı yüzünden kendi çocuğunun ilk nefesini bir köle olarak almasına neden oldu. Kölelik kavramı ise yıllar boyunca devam etti.        

 

***                   

1791 yılına gelindiğinde köleler büyük bir zafer kazandı. ‘Haiti Devrimi’ adı verilen bu olay, Afrikalı kölelerin en başarılı ayaklanması olarak kayıtlara geçti. Bu olayın sonucu olarak da 1791 yılında kölelik resmi olarak yasaklandı. 1792’de Danimarka, 1808’de ise Amerika ve İngiltere’de yasaklandı. 20. yüzyıla geldiğimizde ise bu kara lekeyi temizlemek isteyen Birleşmiş Milletlerin kararı köleliği tüm dünyada yasaklı hale getirdi.

 

Peki, bu ne kadar inandırıcı? Resmi olmayan kayıtlara göre, şu anda dünyada 27 milyon köle var. Bu sayı, kanlı ve kara olarak adlandırdığımız o eski dönemlerden kat be kat daha fazla. 1850’lerde bir köle sahibi olmanın bedeli 50 bin Dolarken, günümüzde bu fiyat 100 Doların altında. Libya’da ve birçok Afrika ülkesinde insanların hala pazarlarda açık arttırmayla satıldığı görüntüleri ise internette gezmeye devam ediyor.

 

Kölelik teknik olarak ortadan kalkmış olabilir. Yani birçoğumuz kırbaç yemeden, satılmadan evlerimizde haklarımızla yaşıyoruz. Peki, sizce biz özgür mü yaşıyoruz? Yoksa kölelik denen kavramın modern çağa uyarlanmış haliyle mi?

 

Sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Toytekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yüreğir Belediye Başkanı Olarak Kimi Görmek İstersiniz?
Tüm anketler