Reklamı Kapat

Tarihteki ilk köle ve köle taciri-1 

 

Neredeyse insanlık kadar eski bir kavramdan bahsediyorum. Tarlalarda, evlerde, madenlerde yani insan gücüne ihtiyaç olan her yerde çalıştırılmış, nefes almak dışında hiçbir hakkı bulunmayan eşyalar! Hatta bazen nefes alma hakkı da tanınmadı onlara.. Neredeyse hiç önemsenmeyen köleler, genele bakıldığında tarihe en çok etki eden topluluk oldu aslında. Medeniyetlerin gelişmesine, yıkılmasına ve yeni baştan kurulmasında başrol oynadılar.

 

Sadece siyasi değil, sosyal anlamda da büyük etkileri oldu. Duyguları aktarmak için en çok kullanılan yol olan müziğe yön verdiler, Jazz ve Blues’un temellerini attılar, hikâyelerini anlattılar. Peki, kendisiyle aynı özelliklere sahip olan bir insanın yaşam hakkını elinden alarak, köle haline getirmeyi ilk kim akıl etmiş? Ya da bunu neden yapmışlar? İnsanların yaşamını sağlaması için bulunduğunu iddia eden devletler, bu konuda ne yapmışlar?

 

Sizler için araştırdım…

 

***

İşte, tarihteki ilk resmi kölenin ve köle sahibinin hikâyesi…

Bir kişinin özgürlüğünü ve tüm insani haklarını kaybederek, başka bir insanın malı ve mülkü olmasına ‘kölelik’ adı verilir. Bu kişiler tıpkı bir eşya gibi alınıp-satılabilmekte, borçları süresince veya nesilleri boyunca köle olarak kalabilmektedir. İlk insanlar önce avcılığı, sonra da toplayıcılığı öğrendi. Üretme ve tüketme konusunda davranışlar edindi. Ancak zaman geçtikçe tüketebileceğinden çok daha fazla üretmeye başladı. Üretim kapasitesi arttıkça, işgücü ihtiyacı da yükseldi. Bu sebeple de savaş tutsaklarını öldürmek yerine, karın tokluğuna çalıştırmayı seçtiler.

 

Köleliğin ilk ortaya çıktığı yer ise, insanlığın başlangıcıyla aynı; Mezopotamya… Yani insanlık olarak daha çevremizi tanımayı bile düşünmeden, direkt birbirimizin yakasına yapışmışız. Kökeni M.Ö. 18. yüzyıla kadar dayanan köleliğin zirve yaptığı dönem ise Antik Yunan Dönemidir. Sonrasında ise tüm dünyaya yayıldı ve hatta zamanla batı ülkelerinin zenginliğinin kaynağı haline geldi. Vikinglerin Slavları kaçırarak Roma’daki köle pazarlarında satmasıyla, İngilizcede köle anlamına gelen Slave sözcüğü ortaya çıktı. Sosyal ve siyasal olarak herhangi bir hakka sahip olmayan bu insanlar, efendilerine hizmet etmek zorundaydı.

 

Aslında gelecekte her evde olacağına inandığımız robot hizmetçilerden hiçbir farkı yok bu durumun. Çünkü robot bizden para istemez, yemek istemez, dinlenme talebinde bulunmaz. İşte kölelerde bu şekilde.. “E, peki çok yorulursa, ya ölürse?” diyeceksiniz. ‘Olsun canım, yenisini alırlar!’

Bir dönem o kadar moda haline gelmişti ki köle sahibi olmak, evinde köle olmayanlara ‘Beyaz Çöp’ demeye başlamış çevresindekiler. Amerika Kıtası’nın keşfedilmesinin ardından Afrika’dan kaçırılan siyahîler, gemilerde tıpkı bir eşya gibi üst üste koyularak taşındılar. Kadınlar, erkekler ve çocuklar ayrı ayrı kafeslere kapatılıyor, arada hava alacak boşluk bile bırakılmayacak şekilde ayakta duruyorlardı. Çünkü kaptanların tek amacı, olabildiğinden fazla köle taşımak ve maksimum seviyede para kazanmaktı. Köleler kafeslerinden sadece dans için çıkarılıyordu. Ama bu bizim bildiğimiz dans türünden değil. Sürekli ayakta, hareketsiz durmalarından dolayı vücutlarının olumsuz etkilenmesini engellemek isteyen tüccarlar, günün belli saatlerinde köleleri geminin güvertesine çıkarıyor ve gelişigüzel şekilde kırbaçlıyordu.

 

***

Ortalıkta acı içinde kaçışan kölelerin bu hareketlerine de ‘Dans’ ettirmek deniyordu. Yolculuklarda ölüm oranları yüzde 50’yi buluyordu, ama kalan sağlar onlarındı. Bir kölenin canı kimin umurundaydı ki! Bu ölümlerden dolayı köle taşıyan gemilere ‘Tumberyo’ yani, ‘Ölü taşıyıcıları’ adı verildi. O kadar büyük bir ticaret kolu haline dönüşmüştü ki, İngiltere’nin Liverpool Limanı’ndan kalkan her 4 gemiden birisi köle taşıyordu.

İnsanlık tarihinin en onursuz ve en acımasız lekesi olan köleliğin gelişimi ise yıllar boyunca devam etti. Modern toplum penceresinden baktığımızda, “Ya devletler buna nasıl göz yummuş?” diye düşünebilirsiniz. Bundan yüzlerce yıl sonra insanların bugüne dönüp baktığında söyleyeceği gibi. (Devam Edecek…)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Toytekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yüreğir Belediye Başkanı Olarak Kimi Görmek İstersiniz?
Tüm anketler