Mahalle arkadaşları

Sokağa çıkan son çocuklar olarak mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini ve aile birlikteliğini iyi biliriz. Eski zamanlarda mahalle sakinleri yaz-kış demeden, her akşam birbirleri ziyaret ederdi. Çay sohbetleri sırasında sadece dedikodu yapılmaz, günlük siyasi, ekonomik, hatta spor olaylarını kendi aralarında konuşurlardı. Bu hoş sohbetler, gecenin geç saatlerine kadar sürerdi. Öğle sonu başlayan akşam yemeği telaşı, komşuların fikir alış verişleriyle olurdu. Ki, aynı yemekler yapılmasın, birbirlerine yemek ikramında çeşitlilik olsun.. Sofralarda, komşuların ikram ettikleri çeşit çeşit yemekler olurdu. Deyim yerindeyse bir kuş sütü eksik olurdu. Biz çocuklar ise, hangi yemekten yiyeceğimizi şaşırırdık. Eğer annemizin yaptığı yemekten daha fazla yemezsek,  yemek sonunda sağlam bir laf duyacağımızı bilirdik. “Demek benim yaptığım yemeği değil, komşunun yemeğini daha çok beğendin. Görürsün sen…” triplerinden korunmak için, en çok annemizin yaptığı yemeklerden yerdik. Çünkü başımıza gelecekler belliydi!

***

Yaz tatilleri biz çocuklar için en güzel zamanlardı. Okullar tatile girmiş, karneler pekiyi dolu ve alınan karne hediyeleriyle birlikte 3 aylık uzun tatilin keyfini çıkarırdık. Anlayacağınız, ‘Ekmek elden su gölden’di.. Kahvaltı yapar yapmaz kendimizi sokağa atar, akşam yemeğine kadar evlere girmezdik. 15-20 dakikalık öğle yemeği molası verilir, sonra yine haydi sokağa. Annelerimizin ev işleri nedense hiç bitmezdi. Çamaşır, bulaşık, ev temizliği, akşam yemeği derken zaten evlere girmemiz otomatikman yasaklanmış olurdu. Bir de mahallenin semt pazarı kurulduysa, o zaman ev işleri iki katına çıkardı.

Sokakta akşama kadar ne mi yapıyorduk? İnanın bilmiyorum.. Ama muhakkak oynayacak bir şeyler bulurduk. Peki, sokakta gün boyu hangi oyunları oynardık. Öncelikle bilye ya da misket denilen, ama biz Adanalıların diliyle ‘gulle’ dediğimiz oyun oynanırdı. Sıkılınca kola, soda veya gazoz kapaklarından oyunlar oynardık. O kapaklara da ‘tapa’ derdik. Ayrıca yakan top, saklambaç, körebe, ortada sıçan, mendil kapmaca, istop, beş taş… gibi oyunlar oynanırdı. Şimdiki çocuklar ne yazık ki telefon tablet başından kalkmıyor bu oyunları bilmiyor, sosyalleşemiyor. Dört duvar arasında büyüyor. Gerçi bizim zamanlarımızda sokaklar güvenliydi mahallede herkes birbirini tanırdı. Şimdi o da yok artık.

Akşamüstü ise olmazsa olmazımız mahalle maçları vardı. Kollarımızda dizlerimizde yaralanmalar, ezilmeler, morarmalar eksik olmazdı. Kabuk bağlayan yara, yine bir futbol maçında yaralanırdı. Yani bu yara izleri hiç geçmezdi. Eminim birçok kişinin o dönemlerden kalma yara izleri vardır. Nasıl olmasın? Asfalt üstünde düşe kalka top oynanırsa, sonuç kaçınılmaz elbet.       

Her çocuğun samimi olduğu, oyunlarda ortak olduğu yakın bir arkadaşı olurdu. Öyle ki, evlerinin mutfağına kadar birlikte girilir, annelerden habersiz ekmek arası (sokum dediğimiz) peynir-domates yenirdi. Bu ekmek arası peynir-domates, bizim milli yemeğimizdi. Hiçbir şey bu kadar tat vermez, bu kadar lezzetli olmazdı. Bu iki yakın mahalle arkadaşı arasında her şey paylaşılır, en ufak bir kargaşada ise birbirlerine tam destek olunur, kavga-dövüş bir şekilde olaylar çözülürdü.

Mahalle arkadaşları bir başkadır.. Aynı mahallede büyüyen, ergenliğe ve gençlik çağına birlikte ulaşan mahalle arkadaşları, aradan yıllar geçse de birbirlerinden kopmaz. Ta ki askerlik çağı gelene kadar.. Yedikleri, içtikleri bir gitmeyen, ayrı gayrı bilmeyen iki dost, kısa sürecek olan ayrılığın aslında hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağının farkında değildir. Askerlik bitmiş ne mahalleden, ne de arkadaşlıktan eser kalmıştır. Bir de arada sevgili varsa, işte o zaman her şey kopmuştur. Kimisi iş-güç- geçim derdinde, kimisi okumak büyük adam olmak peşinde, kimisi de nişan- kına-düğün telaşında derken kimsenin aklına gelmez o güzelim arkadaşlıklar, dostluklar!

***

Arkadaşlık denince akla ilk gelen; okul arkadaşları, askerlik arkadaşları ve maazallah hapis arkadaşları gelir. Bu arkadaşlıklar elbette çok önemli, çok kıymetli. Ama bence ‘Mahalle Arkadaşı’ gibisi yok.. Çünkü daha öncede belirttiğim üzere, aynı mahallede çocukluktan koca adam olana kadar her gününüz birlikte geçiyor. Yeri geliyor birlikte oynuyor, yeri geliyor birlikte yemek yeniyor, yeri geliyor birlikte aç kalınıyor. Hatta yeri geliyor birlikte askere gidiliyor. O yüzden mahalle arkadaşı gibisi yoktur. Birlikte oynadığımız, birlikte gülüp eğlendiğimiz, birlikte ergenliğe gençliğe adım attığımız o güzelim eski dost; ‘Mahalle Arkadaşlarına’ selam olsun.

Sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Toytekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.