Özal’ın ‘enflasyon canavarı’ yeniden hortladı

Son 1 ay boyunca Ağustos ayında gördüğümüze benzer bir zam dalgasıyla karşılaşmadık yine zam geldi akaryakıta ama Ağustos ayında gördüğümüz gibi değildi. Neden çünkü 18,19 seviyelerinden işlem gören doların 27,5'a doğru ilerleyen bir kur hareketi vardı. Hamd olsun ki döviz kurlarındaki dalgalanmaları ütüleyerek düzelttik. Artık ‘Dalgalandım da Duruldum’ şarkısını söylüyor dolar. Dolayısıyla bu günlerde benzinde 2 liralık indirim beklentisi gerçekleşebilir.

***

Yaz bitmeden başlayan, tam kışa giriyorken de zirve yapan iğneden ipliğe zam furyası, aldı başını gitti. Hani bu ülkeden gitmedi, yukarılara doğru gitti. Derken, şimdi de bankalar, garibanın kredi kartlarına en çok yüklendiği aylarda, vatandaşa soğuk duş aldırdı. Bankaların işletmelere 0.49-0.79 Aralığında uyguladığı kredi kartı komisyonları, yüzde 3.5'e kadar çıktı. Müşterilerden alınan bu komisyonların bankalara mı, işletmelere mi kaldığını sorarsanız; Müşteride nakit yok mecburen karta yükleniyor, İşletmeci müşteri kaçmasın diye komisyonu fiyata yansıtamıyor ‘zaten satış yapamıyoruz’ diyor, kasasından ödüyor. Olan hem müşteriye hem de işletmeciye oluyor. Kazanan yine banka.

***

2024 yılında yüzde 33 bekliyor hükümet enflasyonu. OVP'deki hedef o. Ekonomi patronu ‘aylık bazda ortalama yüzde 2,5 olması lazım’ diyor enflasyona. Yani yaşadığımız enflasyonu yarı yarıya düşürecek ve bunu yıla yaygın şekilde yapacak. Peki yapabilir mi ? Zor görünüyor.  

***

Enflasyon rakamlarını da açıkladı TUİK.

Eylül ayı enflasyonu yüzde 4,75 olmuş TUİK’e göre. Tabi yıllık enflasyon TÜİK'e göre yüzde 61,53.  Enflasyon Araştırma Grubu  (ENAG) verilerine göre ise yıllık enflasyon yüzde 130,13. 

Hangisi doğru?

Bir şişe suyunun fiyatı 12 TL ise gerisini siz düşünün.  

***

Eylül ayı rakamları bu şekilde ise Ocak ayını düşünmek lazım.  Çünkü o dönemlerde hem kur pik yapacak hem de gıda fiyatları. Ekonomi yorumcuları enflasyonun gelecek yılın Haziran ayında zirve yapacağını söylüyor. Yılsonunda yüzde 70'in üzerine çıkan bir enflasyon, temel beklenti. Anlayacağınız Türkiye'yi Liberalizmle tanıştıran Turgut Özal’ın ‘enflasyon canavarı’ yeniden hortladı. Tek fark bu kez ‘orta direk’ yok. Ya ‘mega zengin’ ya da ‘yoksul’

Hani pekiştirmek için fakire fasfakir, doluya dopdolu dersin ama yoksul zaten en dipte olduğu için pekiştiremezsin. Ne diyeceksin yopyoksul mu!

En dip en yalın hali ile yoksul işte. 

***

Neyse konumuza dönelim;  ekonomistler gerçek enflasyonun açıklanan rakamların çok üstünde olduğunu söylüyor. Bunun doğru mu yanlış mı olduğunu ben de analiz edebilirim. 

Kasaba, manava, çarşıya, pazara gidebilen, fatura ödeyen, toplu taşıma kullanan bir vatandaş olarak enflasyonun açıklananın çok daha üstünde olduğunu biliyorum.

Bunu anlamak için üstün zekâya veya derin bir ekonomi bilgisine sahip olmak ta gerekmiyor. Fiyat etiketlerine bakıp, bir ay önceyle kıyaslayan herkes, bu analizi yapabilir.

***
İktidara sorsan; ‘dünya devleri arasındayız ekonomimiz her gün büyüyor.’
Gerçeği soracak olursan; bir ekonomist akademisyen dostum öyle bir analiz yapmış ki, sadece şu cümleleri her şeyi anlamaya yeter:

  “..Türkiye ekonomisi kırılgan bir ekonomi haline gelmiş gerek iç gerekse dış konjonktürün de etkisiyle krizlere sürüklenen, üretimden ziyade tüketime dayanan HORMONLU bir ekonomi durumundadır.     ..Karşılıklı çıkar ilişkilerinin zedelenmesi ve sistemin yarattığı olumsuzlukların sürdürülemez hale gelmesi nedeniyle karşımızda kaçınılmaz olarak çökmesi muhtemel AHLÂKSIZ BÜYÜYEN bir ekonomi..”

Aynı zamanda da soruyor; “Büyümeden Yoksullar da Faydalanıyor mu? Büyüme Yoksul Odaklı mı Yoksa Yoksullaştıran bir Büyüme mi Söz Konusu?”

Kaçınılmaz olarak çökmesi muhtemel bir ekonomi.. Daha açık nasıl ifade edilebilir ki?

***

Bana göre adaletsiz bir gelir dağılımı var ülkede. Gücüm olsa zenginden alıp fakire verirdim ama roman kahramanı değilim.  Peki gelir dağılımını iyileştirmek için ne yapmak gerekir?  Bir kere vergi sisteminde çok köklü bir reform yapmak gerekir. Fakat bu reform da; ‘aldığım vergiyi bir daha alayım’,  ‘ek vergi koyayım’,  ‘iki kez MTV alayım’ gibi çalışmalar değildir.

Vergiyi benden alıyorsun, yani sabit ücretliden. Sermayeye, yani;  sabit ücretli olmayan ama enflasyondan bu kadar etkilenmeyene de teşvik veriyorsun. Bu zaten başlı başına gelir dağılımını bozan bir durum değil mi? Ülkemizdeki gelir dağılımı adil mi?

Toplam vergilerin yüzde 65'ini tüketimden alıyorsun. Ben de zeytin-peynir, süt- yumurta aldığımda aynı tutarda vergi veriyorum milyonerler de aynı tutarda vergi veriyor.  Her kişi aynı tutarda vergi veriyor, benden çok daha kötü durumda olan kişi de aynı vergiyi veriyor. Hepimiz zeytin-peynir, süt-yumurta tüketiyoruz ama hepimiz aynı vergiyi ödüyoruz. Bu gelir dağılımını bozan bir durum değil mi? Gelir dağılımı adil mi?

***

Siz eğer ‘enflasyon fazla talepten kaynaklanıyor’ deyip ‘az tüketin’ diyorsanız zaten hiç zeytin-peynir, süt-yumurta alamayan hatta yiyemeyen, temel gıda maddelerine erişemeyen binlerce insan var memlekette. Bu mu çözümü?  

Enflasyonun yalnızca talepten kaynaklanmadığını artık idrak etmesi lazım hükümetin.  

***

Gelelim emekliye.. Emekli ne yapıyor, ne yiyor, nasıl yaşıyor?  

7.500 lirayı aldıktan sonra ‘Ben şu maaşın 5.000 lirasını tasarruf edeyim’ mi diyor?  

Hayır..

Tümünü tüketiyor, hatta eksiye düşüyor.

***

Emeklimiz açlık sınırının 14.000 liraları aştığı bu dönemde, hükümet ne yapacak, bir ücret artışı var mı diye her kabine toplantısında ekran başına üşüşüyor, bekliyor. Maalesef hükümet sürekli ‘emeklileri görmezden gelmiyorum, iyileştirme olacak’ diyor ama zammı ötelemeye devam ediyor.  ‘Maaşa zam yapmasınlar ama etiketlerdeki zamları da geri çeksinler’ diyor emekli. Sosyal bir devlette maaşlar açlık sınırının altında olamaz, olmamalı!

***

Bir dostum dedi ki ; “Neyse ki 7500 TL emekli maaşı almıyorum. 8.653 TL alıyorum. 4.000 TL kira + Elektrik, Su, Doğalgaz ortalama yaz mevsiminde 800 TL + Telefonlar ve Ev İnterneti 750 TL, Apartman aidatı 250 TL. Elimde kaldı sadece 2.853 TL. Açlık sınırı 14.000 TL olan günümüzde bu 2.853 TL ile 1 ay nasıl hayatta kalabilirim?”

***

Evet, 30 yıldan fazla ülkesine hizmet etmiş bir emekli, bunu hak etmiyor. Gazi, Engelli, Dul ve Yetim aylığı alanlara ise bu ekonomik şartlarda geçinmeyi bırakın yaşamak çok zor.

Allah yardımcımız olsun diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sefa Saygıdeğer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.