Fil ve fare

Hayvanlar alemi gizemlerle doludur.

İncelediğiniz zaman, aklınız karışır.

Siyaset alem de bir başka dünyadır.

Onu da incelediğiniz zaman yine çelişkiler karşılaşırsınız.

Geçmişte kıyısından köşesinden hepimizin siyasetle ilişkimiz olmuştur.

Geçmişten gelen siyasilerimiz, ‘keşke’ demekten kendilerini alamazlar.

Örneğin solcu kulvarında mevsimlik bulunanlar;

-Biz devrimi bacadan başlattık, diye sitemde bulunurlar.

Sağ kulvarda gençliğini harcayanlarda ;

-Bizi kulandılar. Dış güçlerin oyuncağı, olmaktan söz edeler.

Halbuki, her iki kulvarın da uç notası ; vatan kurtaran olmaktır.

Aslında filler tepişir olanlar çimenlere olur.

Genç filler tepişir, olan çimenlerle birlikte kendilerine de olur.

Ezilen genç fillerle çimenler olurken, aradan fareler türer de türer !

***

Her seçim öncesinde, ülkemizde filler ortaya çıkar.

Bizim gibiler, çimen gibi arada eziliriz.

Hiçbir siyasi ‘yoğurdum ekşi’ demez.

Biz, Dimyat’a pirince giderken, Misis’teki ayrandan da oluruz.

Yine ‘aylardan Ekim’ deme günlerine girdik.

Başımızdakiler, kabak tadı vermesine vermiştir de biz kabağı hala tezgahlarda seyretmeye bayılırız.

***

Fillerde gebelik iki yıl sürer. Dişi fil, 4-5 yıl arasında yağmurlu havada doğurur.

Yavru filler doğduklarında yaklaşık 85 cm boyunda ve 120 kg ağırlığındadır. Tipik olarak tek yavru doğar ancak ikiz doğumlara da rastlanır.

Farelerde doğurarak çoğalırlar. 2-3 yıl yaşarlar. 10 yıl yaşayan türleri de bulunur. Tek seferde birden fazla yavru doğurdukları için, kısa sürede bulundukları ortamda çoğalarak, alanı istila ederler. 3 hafta ile 1 ay içerisinde doğum yaparlar. Tek seferde 13 yavruya kadar doğurabilirler.

İşte bunun için ülkemize de uyum sağlamışlardır.

Naftalinin keskin kokusu, fareleri kötü yönde etkiler. Farelerin sevmediği kokulardan biri de, soğandır. Soğanın keskin kokusu fareyi uzaklaştırır. Bu yüzden farelerin geçtiği bölgelere soğan yerleştirebilirsiniz.

Şimdi anlamışısınızdır, naftalinin elbise dolaplarına neden serpildiğini !

Naftalin, betona serpilmez.

Naftalin, para kasalarına da konulmaz.

Dört ayaklı farelerden kurtulmak için kuru soğan da serpebilirsiniz.

Şimdi ‘kuru soğanın fiyatından haberin var mı? ‘ diyenleriniz olacaktır.

Katılıyorum.

Bizdeki gelişmiş türü iki ayaklı olanlarıdır.

Daha çok, köprü-kur korumalıdırlar.

Önce, fındık faresi türünde hayata başlarlar. Devletten inşaat ihalesi alırlar. Okul yaparlar. Devlet dairesi inşaatı yaparlar. Palazlanır, cardın olurlar.

Sürü halinden de küçük komün hayatına yönelirler.

Bulundukları mecraları bir elin parmak sayısına düşene kadar küçültürler.

Evrim geçirir, kemirmeyi bırakır, somurmaya başlarlar.

Fare ısırığının tıpta tedavisi vardır. Fakat bu cardınların somuruğuna çare yoktur.

Hani derler ya ;

-Öle ki, kurtula..

Hakikaten, bunların ölümleri bile görkemli olur.

***

Sözü uzatmayalım;

İki fare bir ağacın gölgesinde otururlar. Erkek farenin tatlı sözleri arasında bir ara dişi fare, sevgilisinin kulağına fısıldar:
- Sevgilim, sana cardın olduğum yeri göstereyim mi ?
Erkek farenin gözleri parlar.
- Göster canım göster.
Dişi fare eliyle uzak bir yeri göstererek:
- Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun temeli..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Çevik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.