"Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk 15 yılının çok başarılı olduğunu biliriz." diye söze başlamış;
Behiç Erkin'den söz ederek;
'Demiryolları Müzesi"ni kurdu.
Sonra'dan 'İstanbul Teknik Üniversitesi' adını alacak olan Mühendis Mektebi'ne özerklik kazandırdı.
Milletvekilliği , bakanlık ve Büyükelçilik yaptı' demiştik.
Kurtuluş Savaşı'nın en kritik günlerinde, Mustafa Kemal 'acil' ibaresiyle bir telgraf göndermişti.
"Sevkiyatı hızlandırın, trenleri son sürate çıkarın.Geciktiren idamla cezalandırılsın" diyordu.
Behiç Erkin derhal cevap telgrafı gönderdi;
"Bu hat 40 kilometreden daha süratli gitmeye müsait değildir. Hızlandıralım derken tek bir sevkiyat bile yapamayabiliriz.
Emrinizi aldım,ancak bu nedenle uygulamadım. Bilgilendirmem ışığında, ikinci emrinizi bekliyorum" dedi.
Mustafa Kemal'den tekrar telgraf geldi;
"Sen nasıl uygun görürsen Behiç"
İşte bu diyalog ve bu omurgalı karakter nedeniyle, Mustafa Kemal tarafından Behiç'e 'Erkin' soyadı verildi.
Mustafa Kemal, kendi el yazısıyla Behiç'e gönderdiği mektupta "Erkin"in anlamını şöyle anlatmıştı;
"Her şart altında kendi doğrularını dile getirme cesaretini gösteren bağımsız kişi"
Behiç Erkin, gerçekten her şart altında kendi doğrularını gerçekleştiren, bağımsız bir kişiydi.
İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa, Nazi işgali altındayken, Paris Büyükelçimizdi.
Müthiş bir insanlık örneğine imza attı.
20 Bin'e yakın Yahudi'ye Türk pasaportu vererek (Türk vatandaşı gibi göstererek) ölümden kurtardı.
Bu hususta yaptığı konuşmada da;
" Türk Ulusu adına konuşuyorum. Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde, din, dil, ırk ayırımı yoktur. Vatandaşlarımıza dokunamazsınız" dedi.
20 bin insanı ölümden kurtardı.
1961'de rahmetli oldu.
Vasiyet etmişti;
"Beni; ilk demiryolu genel müdürlüğünü üstlendiğim, Eskişehir'e, İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği yerde toprağa verin" demişti.
Şimdi orada yatıyor.
Albay rütbesiyle emekli olan Behiç Erkin, ömrü boyunca not tutmuştu.
Yaşadıklarını gün gün kaydetmişti.
900 defterden oluşan notlarını 29 Ekim 1958'deTürk Tarih Kurumu'na teslim etti.
Devlete, Millete tek kuruş yük olmamak amacıyla, yayın masrafları için10 bin lira bağış yaptı.
O günün parasıyla çok ciddi bir miktardı.
Kelimenin tam manasıyla yurtsever ve devrimci olan Behiç Erkin ; Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan "Hatırat" isimli kitabının son paragrafında kelimesi kelimesine şunları söylüyor;
"Yukarıda beyan ettiğim veçhile ben, 1920-1928 seneleri arasında demir yollarını idare ederken ihmale hiç tahammül edemezdim. Aldığım ve aldırdığım tertibat sayesinde, bu 8 sene içerisinde hiç bir yolcu telef olmamış ve yaralanmamıştır.
Kurtuluş Savaşı ve Büyük Taarruz'da kaza bile yok"
"Liyakat aşığıyım" diyen Mustafa Kemal'in, devlete yönetici seçerken ne kadar isabetli tercihlerde bulunduğunun kanıtlarından biriydi.