KUTSAL OLAN NE

Sahiden kutsal olan ne? Anlamadan, bilmeden, öğrenmeden, ne olduğu hakkında fikrin olmadan, körü körüne inanmak mı? Yoksa, okuduğunu anlamak, ne ifade ettiğini, anlamını bilerek mi inanmak::.!!! Bu noktada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, rahmetle minnetle anmamak mümkün mü? Atatürk, Dinimize büyük saygı duyduğu ve önemsediği için, istedi ki; Milletimiz ezbere dayalı öğrenme yerine, bilerek, anlayarak öğrensin diye, Kutsal Kitabımız, Kur’anı Kerim’i, hem meal olarak, hem tefsir olarak Türkçeleştirilmesini sağladı. Sağladı ki, Milletimiz bu muhteşem dini, kendi dilinde okusun, öğrensin diye… Bu işleri düzenlesin, belli bir disiplin içinde olsun diye ,’DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINI KURDURDU’ İmam Hatip gibi, Yüksek İslam Enstitüsü gibi, İlahiyet Fakültesi gibi dini eğitim ağırlıklı okullar açıldı ki, din sınıfında görev yapacak vatandaşlarımız, ilmen, bilimsel olarak yetişsin diye…Laiklik bunun teminatıdır. Çünkü, SEVR antlaşması imzalandığında, Osmanlı’da halk cahildi. Okur yazar oranı; %3-4’ler mertebesinde idi… Vatandaş , Arapça, Farsça, kısmen Türkçe karışımı bir dil olan, Osmanlıca ile okuyup yazıyor, dolayısı ile Arapça Bilmediği için, kendi kitabını okuyamıyor, kulaktan dolma bilgiler ve hurafelerle dini vecibelerini yerine getirmeye çalışıyordu…İşte Atatürk, bu mahrumiyeti giderecek adımlar atarak, Kur’anı, Milletimizin okuyabileceği, anlayabileceği hale getirilmesini sağladı.

Resimde görmüş olduğunuz, Arap alfabesi ile yazılmış, ebru sanatıyla süslenmiş eski Türkçe(moda deyimiyle Osmanlıca) yazılı levhanın resmini…

Levhanın ilginç hikayesini öğrenince bilgisayarıma indirdim ve yazıcıdan çoğaltıp sokaklarda kendimce bir iki deneme yaptım…

Resmi, bir caminin yakınında yere bıraktığımda, resmi gören hemen hemen herkesin resmi üç kez öpüp başına koyarak ya da cebine koyduğunu, ya da yüksek bir yere koyduğunu gördüm…!!!

Daha sonra sokakta bazı kimselere(çoğunlukla yaşlı amca ve teyzelere) resimde ne yazdığını sordum; ezici çoğunluk, anlamından bahsetmeden ayet dedi birkaç kişi ise eski Türkçe yazı dedi…

Bir caminin bahçesinde, herkesin görebileceği şekilde resme bakıp buruşturup yere attığımda ise neredeyse dayak yiyecektim…

Bu denemeleri yaptıktan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Önce bu levhada ne yazdığı ile daha doğrusu bu levhanın ilginç hikayesi ile başlayalım yazımıza…

Resimdeki ebru sanatıyla süslenmiş levhada Arapça abecesiyle, eski Türkçe “şimdi b.ku yedik” yazıyor…

Levhanın hikayesi ise şöyle…

“Bu levha Necmeddin Okyay’a ait ebruyla süslenmiş ve “celi sülüs” yazı çeşidiyle yazılmış olan ibaresi ile meşhur…

İkinci Dünya Savaşı öncesinde Bakırköylü Ermeniler’den Doktor Peştamalcıyan, ailesiyle birlikte Türkiye’den Almanya’ya göç edip Berlin’de bir halı ve kilim mağazası açmıştı.

Savaş başlayıncaya kadar işleri yolunda gitmiş, baba Peştamalcıyan işleri oğlu Aram Peştamalcıyan’a bırakmıştı, ama savaşla birlikte zorlu günler beraberinde gelmişti… Her geçen gün, bir öncekini aratmaktaydı.

Savaş bütün hızıyla sürerken 1943’un sonuna doğru Almanlar için savaşın gidişatı belli olmuş, daha fazla savaşacak gücünün kalmadığı ortaya çıkmıştı…

Sovyet askerleri 1944 yılının Ocak ayında, Oder Irmağı’nı geçerek, önce Budapeşte’ye, Nisan başında ise Viyana’ya girerek, Berlin’e doğru ilerlediler ve 25 Nisan’da Berlin’i kuşattılar.

Kentin merkezindeki bir yer altı sığınağında kalan Hitler ise, savaşın kaybedildiğini anlayarak 30 Nisan’da intihar etti.

Ruslar artık Berlin’deydiler.

Şehrin hemen her noktası Rus işgali altındaydı. Yağma ve talan, Almanya’da artık sıradan bir işti. Taciz ve tecavüzün bininin bir para olduğu o günlerde asil mesele hayatta kalmak ve tatlı canını kurtarmaktı.

Bu zor şartların hüküm sürdüğü günlerde, Rus İşgal Komutanlığı bir bildiri yayınlamıştı.

Bildirideki kesin emre göre, her yer, Rus askerlerine açık tutulacaktı.

Savaşın acımasız yüzünü bütün çıplaklığıyla gören Peştamalcıyan ailesi de emre mecburen uymuştu.

Halı mağazalarının kapılarını açarak, Rus askerlerinin yağmaya gelmesini endişe ile bekleyen ailenin, bu bekleyişi fazla uzun sürmedi.

Yarın devam edeceğiz…