Kurtuluş Savaşı Gerçekleri (1)

Emekli Amiral Cem Gürdeniz yollamış.

Noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum.

***

Değil sivil okullarımız askeri okullarımızda bile, Kurtuluş Savaşı anlatılırken, silah ve cephane ile akaryakıtın Sovyetlerden tedarik edildiği, bizlere öğretilmedi.

Zira, Marshall Yardım Planı ve Truman Doktrini gereğince Türkiye Cumhuriyeti, Ruslara düşman olmalıydı.

Onlar Komünist idi.

Nasıl olurdu; komünistlerin yardımıyla Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş olabilirdi?

Halbuki; gerçek tam da buydu.

Sovyet Devrimi ile Türk Kurtuluş Savaşı, tarihin o safhasında emperyalizmin boğmak istediği iki kader arkadaşı idi.

Atatürk ve Lenin, ya birlikte yok olacak, ya da birlikte savaşacaklardı.

Birlikte savaştılar.

TÜRK-SOVYET YARDIM ANLAŞMASI

24 Ağustos 1920 günü, Bekir Sami bey başkanlığında Moskova’ya giden ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti ile Sovyetler arasında imzalanan yardım antlaşması gereğince, askeri yardımın deniz yolu ile yapılmasına karar erildi.

Bölgede bulunan 5 ton üzeri büyüklükte 28 geminin,  toplam taşıma kapasitelerinin takriben 7bin 800 ton olmasına karşılık, Sovyetler Birliğinin Batum, Tuapse ve Novorosysky limanları üzerinden, Ağustos 1922’ye kadar, 200 irili ufaklı deniz vasıtası ile, İnebolu, Trabzon ve Samsun limanlarına 46 ayda toplam 300 bin ton harp malzemesi taşındı.

Böylece “Kurtuluş Savaşı Destanı” yazılabildi.

“Alemdar” ve “Gazal” römorkörleri ile Şahin Vapuru, Rusumat-4  Gümrük Motoru ve diğer tekneler, Anadolu’nun Karadeniz’deki can damarını oluşturdular.

Özellikle,1. İnönü Savaşı’nda elde edilen askeri başarıdan sonra artarak devam eden Rus Lojistik Desteği, Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen ana eksen oldu.

KİMDİ BU MALZEMEYİ TAŞIYANLAR?

Kurtuluş Savaşının denizler üzerindeki bu lojistik cephesinde, İstanbul’dan Anadolu’ya kaçan bir avuç deniz subayı ve o dönemde silah altına çağrılan Karadenizli “Takacı”lar görev aldı.

1919-1922 arasında Bahriye Mektebi mezunu 159  güverte, 68 makine ve bir insaiye subayı ile 5 denizci doktor Anadolu’ya kaçtı ve işgalcilerle işbirliği içindeki Osmanlı Donanmasını terk ederek namus cephesine katıldılar

Toplam 233 denizci, Kurtuluş Savaşı’nın kaderini değiştirdi.

O dönem muvazzaf olan, kabaca 1.500 subay içinde, sadece 233 kişi.

Diğerlerinin çoğu Haliç’teki kıçtankara gemilerini ve İstanbul’daki sıcak yuvalarını terk etmedi.

 (Devam Edecek) KARADENİZ MUCİZESİ

Türk denizcisinin sayesinde Atatürk ”gözüm Sakarya’da, kulağım İnebolu’da” diyebilmişti.

Kurtuluş Savaşı’nda, İkmal teşkilatının başında bulunan Korgeneral Muzaffer Ergüder’in 1925 yılında, bu başarı için sarf ettiği “Kurtuluş Savaşı’nda bir avuç deniz subayımız olmasaydı, ne İnönü’ler, ne Sakarya ve ne de Dumlupınar ve de dolayısıyla Kurtuluş Savaşı olmazdı” sözlerine ne eklenebilir ki?

Cem Karaca “Kavga” isimli şarkısında işte bu denizcileri anlatır.

Üç kardeş  emaneti  aldılar bir dereden.

İlyas, Temel, Süreyya, kürekler siya siya

Emanet makinalı tüfekler, Hoçkis marka..

(Devam Edecek)