KÜRTLERİN AÇMAZI

Kürtlerin önündeki en büyük engel; PKK ve PYD’ DİR.

Yahudi baba, küçük oğlunu masanın bir ucunda ayakta tutar ve karşı uca geçerek;

-gel babana, gel babana diye onu teşvik eder. Çocuk babasına doğru yürümeye başlar ama, masanın ucuna gelipte kendini tam babasının kollarına bırakacakken, “Pat” diye yere düşer. Ağzı burnu kan içindedir. Öfkeyle kendisine bakan küçük oğluna;“Hayatta babana bile güvenmeyeceksin” der. Böylece Yahudi, oğluna ilk hayat dersini vermiş olur.

Bu anlayış, güvensiz ve bencil bir dünya oluşturur. Unutmayalım ki, devletleri de bireyler yönetiyor. Bunun en çarpıcı örneğini, bir yıllık Trump döneminde gördük.

Dünyanın süper gücü Amerika’yı, “Benim masamdaki daha büyük ve daha iyi çalışıyor” seviyesinde yönetmeye çalışıyor. Trump’a teşekkür edilmeli.

Ama, Amerika’nın gerçek yüzünü ortaya çıkardığı için bütün dünya Trump’a teşekkür etmeli. Bu tipsiz kovboyun yaptığı tek şey; kendinden öncekiler gibi ikiyüzlülük yapmayıp,oldukları gibi görünmektir bence. Bu da İngiliz atalarından gelen genetik bir hastalıktır.

Dünyadaki her şey ve herkes onların refahı için vardır!

Afrika’dan Asya’ya, G. Amerika’ya kadar uzanan sömürü haritasının temelindeki mantık budur.

Çünkü dünyanın asıl sahibi İngilizler ve onların şımarık çocuğu Amerikalılardır! Geriye kalan herkes onlara hizmet için vardır!

Bunun gerçekleşmesi için her yol mübahtır!

İngilizler, Osmanlı’yı yıkmak için 3 asır boyunca usanmadan bıkmadan ince ince entrika dokudular.

En son numaraları da 1916 yılında yürürlüğe soktukları en sinsi, en hain plân olan,

Sykes-Pıcot plânıdır... Binlerce yıllık Mezopotamya’yı, 500 yıllık Osmanlı hakimiyetinden

koparıp, kağıt üstünde yapay devletler oluşturdular, kendilerine bağlı, uydu devletler…

Şimdi ki barış çabaları, timsahın göz yaşlarından başka bir şey değil.

Irak-Suriye-Lübnan-Filistin-Yemen-Mısır gibi ülklerde istikrarsızlık ve kargaşa varsa, bunun baş sorumlusu İngiliz, Fransız ortaklığının yol açtığı hain plânlarıdır.

Amerika ise atalarının ilkel sömürü düzenini, “demokrasi ve medeniyet” kılıfına sararak aynen sürdürdüler.

Sadece Ortadoğu’da onlarca, “Babana bile güvenmeyeceksin” türü vukuatları vardır.

Ama ne gariptir ki, damdan düşenler; sırayla kuyuya atlayan koyunlar gibi, kendilerinden önceki kurbanların akıbetini göre göre, pitonla yatağa giriyorlar…!!!

Acı örnekler bitmiyor;

ABD büyükelçisinin, “Girebilirsin” anlamına gelen sözüne güvenen Saddam, Kuveyt’i işgal etti ama, hemen sonra Amerika, Irak’ta “Çöl Fırtınası” estirerek, “Kuveyt’e girdiği için (!) Saddam’a haddini bildirdi! Olanlardan ders almayan Iraklılar, 2003’te de “Sizi Saddam diktatöründen kurtaracağız” diyen ABD’yi bağırlarına bastılar.

Ama bu sefer de petrollerini, medeniyetlerini, devletlerini kaybettiler fakat, yine ders almadılar...

“Bağımsızlık” şarkılarıyla uyutarak yıllardır İsrail’e peşkeş çektikleri Kuzey Irak Kürtlerine, “Vaktidir, hadi atlayın; sizi tutacağız” dediler.

Onlar da atladılar ama, öyle düştüler ki, hâlâ yerlerde sürünüyorlar.

PYD’NİN sonu ne olacak?

Asıl sözü getirmek istediğim yer, ABD’nin yeni gözdesi PYD’NİN akıbetidir...

ABD’nin, hiçbir “hukuk” ve “etik” endişesi yok. Dünyayı kendi ormanı gibi görüyor ve “orman kanunuyla’’ yönetmeye kalkıyor.

DEAŞ’A en büyük darbeyi vuran Türkiye’ye, “DEAŞ’A destek veriyorsun” diye iftira atarken, kendi terör listesinde bile yer alan teröristlere, kimseye vermediği desteği veriyor.

Bunları çok konuştuk, konuşmaya da devam edeceğiz ama meseleye, PYD tarafından kimse bakmıyor. ABD aşkının sarhoşluğundan olsa gerek ki, bu gidişi kendileri de hiç sorgulamıyor. Amerika’nın kendilerine, ne zamana kadar hamilik yapacağını zannediyorlar acaba? Ve Amerika’dan sonra bu bölgede nasıl yaşamayı plânlıyorlar?

Türkiye’ye rağmen açılan bir koridorun, sonunda nereye çıkacağını tahmin etmekte zorlanıyorlarsa etraflarına iyi baksınlar.

Yoksa,“aldatılanlar çukuruna” düştükleri zaman uyanacaklar ama, anlamı kalmayacak.

Beni asıl şaşırtan şey ise gerçekten “Bağımsızlık” hayali kuran Kürt önderlerinin, önlerindeki en büyük engelin PKK/PYD terör örgütü olduğunu görememeleri ve karşısına dikilememeleridir.

Ne yazık ki, bin yıldır bir ve beraber yaşadığımız, beraber savunup, beraber savaştığımız, kardeş bildiğimiz, kız alıp kız verdiğimiz, hısım akraba olduğumuz Kürtlerin bazıları, hala içine düştükleri gafletin farkında değiller.

Dilerim bu gafletten çabuk uyanırlar.

SON SÖZ: ‘’ DOST ACI SÖYLER, DÜŞMAN GÜLDÜRÜR.’’