Kurban Pazarı Cep Yakıyor

Her yıl bayram yaklaşırken kurban pazarlarında hareketlilik başlar. Besicinin umudu, vatandaşın telaşı aynı yerde buluşur. Ancak bu yıl ortaya çıkan tablo hem üreticiyi hem tüketiciyi aynı cümlede birleştiriyor: “Bu fiyatlarla nasıl olacak?”

Adana’da 2026 yılı için açıklanan canlı kilo fiyatları, dar gelirli vatandaşın kurban ibadetini yerine getirmesini her zamankinden daha zor hale getirdi. Komisyon tarafından belirlenen rakamlara göre tosun canlı kilosu yaklaşık 420 TL, koyun 390 TL, keçi ve teke ise 395 TL seviyesinde. Türkiye’nin bazı illerinde büyükbaş canlı kilo fiyatlarının 500 TL’ye kadar yükseldiği konuşuluyor.

Rakamlar sadece etiket değil; aynı zamanda geçim sıkıntısının da özeti.

Bugün asgari ücretle geçinen bir ailenin küçükbaş kurban alabilmesi bile ciddi fedakârlık gerektiriyor. Büyükbaşta hisseye girmek ise artık “orta gelirli” vatandaş için bile hesap kitap meselesine dönüştü. Üstelik mesele yalnızca hayvanı satın almakla bitmiyor. Kesim ücretleri, parçalama giderleri, taşıma masrafları derken vatandaşın cebinden çıkan rakam katlanıyor. Adana’da büyükbaş kesim ücretlerinin 10 bin TL’ye kadar çıkması bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Öte yandan üreticiyi suçlamak da kolay değil.

Besiciler yıllardır artan yem fiyatlarından, saman maliyetlerinden, mazottan, veteriner giderlerinden şikâyet ediyor. Eskiden birkaç çuval yemle çevrilen düzen artık ağır bir ekonomik yük haline geldi. Üretici de haklı olarak maliyetini satış fiyatına yansıtıyor. Sosyal medyada birçok besicinin yaptığı “Biz de ayakta kalmaya çalışıyoruz” açıklaması aslında sorunun tek taraflı olmadığını gösteriyor.

Ortada dikkat çekici bir çelişki var:

Vatandaş alamıyor, üretici de rahat kazanamıyor.

Bu tablo bize sadece kurban fiyatlarını değil, tarım ve hayvancılık politikalarının geldiği noktayı da gösteriyor. Çünkü mesele bir bayram döneminin ötesine geçmiş durumda. Et fiyatlarının sürekli yükseldiği, üreticinin destek beklediği, vatandaşın ise sofradaki hesabı küçültmek zorunda kaldığı bir ekonomik döngü oluşmuş durumda.

Kurban Bayramı, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olarak görülür. Ancak bugün birçok aile için kurban ibadeti manevi hazırlıktan çok ekonomik hesaplamaya dönüşmüş durumda. İnsanlar artık “Hangi kurbanı alalım?” sorusundan önce “Alabilecek miyiz?” sorusunu soruyor.