Kravatlı hırsızlar

Hırsızlık suçundan kendini ele verenlerin tek bir açıklaması vardır; ‘Şeytana uydum!’ Tamamen suçu hafifletmek veya özür amaçlı uydurulan basit bir sözdür bu. Geçiniz bu lafları.. Hırsızlığın bahanesi mi olur?

Hırsızlık, utanç verici bir suçtur. Hırsızlığı meslek edinmiş, bir türlü uslanmayan, beş para etmeyen, yüzsüz, ahlaksız insan müsveddeleriyle dolu dünyamız. Elbette yasalarda hırsızlık bir suç. Bunun yanında ahlaki bir suç da olan hırsızlık; kimine göre hastalık, kimine göre alışkanlık, kimine göre ise hobi olarak nitelendiriliyor. Fakat ne derseniz deyin, hırsızlığın açıklanacak, izah edilecek, savunulacak bir tarafı yoktur.

Hırsızlık suçundan kendini ele verenlerin tek bir açıklaması vardır; ‘Şeytana uydum!’ Tamamen suçu hafifletmek veya özür amaçlı uydurulan basit bir sözdür bu. Geçiniz bu lafları.. Hırsızlığın bahanesi mi olur?

Peki, hırsızlığı iyi kullanan, kurbanının kanına girerek kendine pay çıkaran ve nemalanan insanlara ne demeli? Ne demek mi istiyorum? Tüm dünyada ve tabii ülkemizde büyük, çok büyük yerlere gelen hırsızlardan bahsediyorum. Bu hırsızlar, büyük gurur ve onur sahibi olan ‘Kravatlı Hırsızlar’dır. Türkçesi; gerçek hırsızlar, çoğunlukla yüksek rütbeli olanlardır. Ama "hırsız" olarak tanınanlar, hep ev ve cüzdan hırsızları olacaktır.

‘Ya canım biz bunları zaten biliyoruz, somut bir örnek ver’ diyecek olursanız eğer;

O zaman gelin size geçmişte yaşanan, aslında birçoğumuzun bildiği hırsızlık olayından bahsedeyim…

***

Maskeli ve kravatlı hırsızlar arasındaki fark…    

Amerika'nın New York şehrinde bir soygun sırasında hırsız, banka çalışanlarına ve o anda bankada bulanan müşterilere bağırdı; “Kıpırdamayın! Para devletin, hayatınız da sizindir. Yani herkes sessizce yere uzansın.“ ‘Buna anlık akılla ikna kabiliyeti’ denir.

Hırsızlar çalmayı bitirince üniversite mezunu olan en genç hırsız, ilkokul mezunu en yaşlı olan hırsıza dedi ki;

“Patron, kaç para aldık sayalım!”

Liderleri olan yaşlı hırsız bozuldu ve ona dedi ki; “Aptal mısın? Bu çok para ve saymamız uzun sürer. Bu gece ne kadar para çaldığımızı haberlerden öğreneceğiz!” ‘Bunun adı tecrübe...’

Hırsızlar bankadan çıktıktan sonra banka müdürü, şube müdürüne;

“Polisi ara çabuk!”

Şube müdürü ona dedi ki;

“Bekle,10 milyon dolar alıp kendimize saklayalım. Daha önce zimmetimize geçirdiğimiz 70 milyon doları da ekleyelim.” ‘Buna, durumu lehine çevirmek’ denir.

Banka müdürü dedi ki; “Yani her ay soygun olsa çok iyi olur...” ‘Ve buna da, çok ileri gitmek’ denir.

***

Ertesi gün haber ajansları, bankadan 100 milyon dolar çalındığını bildirdi! Hırsızlar parayı tekrar tekrar saydı. Her seferinde miktar 20 milyon dolardı. Hırsızlar çok sinirlendi. 20 milyon dolar için hayatlarını riske attılar. Banka müdürü suya sabuna dokunmadan 80 milyon dolar aldı. Maskeli hırsız ile kravatlı hırsız arasındaki fark, bilgiydi! ‘Bunun adına bilgi, altına eşittir’ denir.

Banka müdürü milyoner olduğu için gülümsüyordu. Borsadaki tüm kayıplarını bu soygunla telafi etmişti."  ‘Bunun adı da, risk almaktır’'

Daha önce de belirttiğim gibi, gerçek hırsızlar çoğunlukla yüksek rütbeli olanlardır. Ama "hırsız" olarak tanınanlar, hep ev ve cüzdan hırsızları olacaktır. İşte maskeli hırsız ile kravatlı hırsız arasındaki fark budur.

Alıntıdır ama gerçektir. Sağlıcakla kalın…