Tanrının bir lütfu olan konuşmayla duygularımızı-isteklerimizi-düşüncelerimizi söyler, bilgi edinir, sohbet ederiz. Bunlar, konuşmanın yararları, güzel yanları. Ama dilimizin, konuşmamızın, zararlı tarafları da var. Çünkü, dilimiz fala kullanıldığında, keskinliği artan bir kılıç, tehlikeli bir silah oluverir. Ayrıca dilimiz, kişiliğimizin de bir aynası.
Devlet adamlarımız, politikacılarımız haddinden fazla konuşuyor. Bu işi uygar ülkelerde, bunların sözcüsü yapmakta.
Fazla konuşma, gereksiz konuşma, bilmeden-hazırlanmadan konuşma, kaba ve sert konuşma konuşanı sevimsiz kılar, gözden düşürür, itibarını azaltır, hatalara yol açar, hatta düşman kazandırır. Dinleyenleri de rahatsız eder, bıktırır. Akıllı olanlar, lafı uzatmaz ve gerektiğinde konuşur.
Bana benden olur, ne hal olursa,
Başım rahat olur, dilim durursa.
Sözleri bunu anlatıyor.
Fazla konuşmanın devası-ilacı susmak, ağzına mühür vurmaktır. Kötü sözlerin insanı yaraladığı, dili açtığı yaraların da zor kapandığını unutmayalım.
Ateşi köz öldürür,
Sürmeyi göz öldürür,
Kılıç kesmez yiğidi,
Bir kötü söz öldürür.
Dizeleri çok anlamlı.
Hacı Bayram Veli’nin 16. Kuşaktan torunu olan, diplomat Fuat Bayramoğlu’da şöyle diyor:
Söz var ki, bıçaktan ve zehirden acıdır.
Söz var ki, onulmaz yaradan acıdır.
Gel, dört yana mutluluk dağıt, ey güzel!