CHP il kongresinde öyle şeyler yaşandı ki, küçük dilimi yutacaktım! Kongre mi yaptılar, yoksa Ben Bilmem Eşim Bilir programının setine mi girdik, anlamadım. İddiaya göre yarışmanın orijinal sunucusu bile “Ben bu kadarını düşünememiştim” demiş…
Yahu kardeşim, bu kadar YAMAN ve YILMAZ biri olduğunu bilmiyordum. Hâlbuki ki sen CHP il binasından çok, CHP’li belediyelerin koridorlarını arşınlıyormuşsun. Helal olsun! Eşini kurultay delegesi yapmışsın! Üstelik hiç çekinmeden, göz göre göre...
Derlerdi de inanmazdım. Sen ne UĞURluymuşsun be abi! Meğer ne kadar CHP’de SAYILKAN bir kişiymişsin de biz fark etmemişiz!
• En güzel ilçe belediye başkan yardımcısı sen oldun,
• En güzel ilçe belediye meclis üyesi sen oldun,
• En güzel büyükşehir belediyesi meclis üyesi yine sen!
• En güzel şekilde eşini kurultay delegesi yazdıran da sen…
• En güzel şekilde yeğenini Seyhan ilçe yönetimine sokan da sen!
SEN NEYMİŞSİN BE ABİ!
Ah be partili abim… Sen ne kadar ZEKİymişsin ki bir akrabanı daha kurultay delegesi yazdırmışsın. Vallahi bu kongre, kongreden çok “Kadın Kolları’’ Kongresine dönmüş.
Eşini kurultay delegesi yazdıramayanlara tavsiyem: Sakın eve dönmeyin! Zira kapı yüzünüze kapanabilir. Malum, evde şöyle laflar dönmeye başlamış olabilir:
“Elalemin kocası eşini kurultay delegesi yapmış... Sen hâlâ mahalle temsilciliği için imza peşindesin!”
Yetmezmiş gibi bir de şöyle sitemler duyabilirsiniz:
“Sen hiç mi YAMAN değilsin? Hani hiçbir şeyden YILMAZ’dın? Onu geçtim, UĞUR’lu da mı değilsin? E bari ZEKİ biri olaydın!”
Velhasıl kelam, beyler…
Bir süre eşlerinize görünmeyin. Benden söylemesi.
HAYALİMDEKİ İMAR VİZYONU
Benim kuş yine pencereme dayandı. Pencereme dokundu. Patrondan öyle kallavi bir fırça yemişim ki sinirden dudağımı ısırmışım. Bir de gazetenin genel yayın yönetmeni Sefa Saygıdeğer beni azarlayınca sinirim iki katına çıktı…
Benimde gücüm kuşuma yetti: “Ne ötüyorsun yine? Yetmedi mi senin yüzünden fırça yemekten bıktım?” dedim.
“Yahu sinirlisin, biliyorum, seni sakinleştirmek için geldim,” dedi. “Sen nereden duydun?”
Gülerek cevap verdi: “Kuşlar söyledi.”
Ve bak, sana hayalimi anlatmak istiyorum, dinle:
Hani şöyle bizi yönetenlerden birisi çıksa da beyni DOP payı gibi çalışsa ve kenti ortak yönetmeye kalksa—ne dersin?
Kafası imar yoğunluğu ile değil, kentin hizmetleriyle yoğrulsa.
Hayal bu ya: belediyedeki imar komisyonu üyeleri KAKS (bir parselde yapılabilecek toplam inşaat alanı) hesaplarıyla uğraşmak yerine şehrin güzel binalarının olmasını sağlasa;
Hmax (bina yüksekliği) kararı verilirken eşe-dosta göre ayarlamalar yapılmasa;
Yola terk denilen yol, kaldırım, kavşak için ayrılması gereken parça gerçekten düzenli kullanılsa, kaldırım işgalleri olmasa;
Yapı ruhsatı hakikaten doğru düzgün, denetimli verilsin, kaçak yapılar olmasa…
Dayanamadım, içimden bir ses: “Ben senin hayaline tüküreyim — senin bu dediklerin olmaz!” diye bağırdım.
Benim kuşun hayalleri kırıldı ve uçup gitti…