Yaşlı adamın kaybettiği eşi için yazdığı özlem ve hasret, hatta pişmanlık dolu mektuba kaldığımız yerden devam ediyoruz...
İşaret dili öğrenmek isteyişini yadırgadım seni, “Ne konuşulur ki sağır biriyle!” dediğimde, bana ilk kez acıyarak baktığını duyumsadım.
Saatlerce sohbet edebildiğin sağır-dilsiz bir arkadaşın olmuştu ve ben çok şaşırmıştım!
“Beraber bir kitap okuyalım mı?” demiştin bir gün;
Sabahattin Ali’nin bir öykü kitabını göstermiştin, “Bir öyküyü sen bana oku, bir öyküyü ben sana okuyayım” dediğinde...
Gülümseyerek, “Saçmalama, oku istediğin kitabı; sana karışıyor muyum hiç?” dedim ve bana ilk kez sitem ettin.
“Çok şey mi istedim, bir öykü bile okumuyorsun bana…”
***
Canım, 3 ay önce kanser olduğumu öğrendim!
Hastalığımı öğrendiğim günden beri, şimdiye dek kanser hastası olanlara verdiğim tepkileri düşündüm;
“Allah yardımcıları olsun” dedim en çok.
Hiçbir kanser hastasıyla empati yapmadım; sen de dahil…
Hiçbir kanser hastasının elini tutmadım; sen de dahil…
Kemoterapi sonraları saçları dökülen sen, benden ıhlamurlu şampuan istemiştin, saç dökülmesine iyi geliyor diye.
İçimden, “Boşuna para veriyorum kozmetikçiye” demiştim satın alırken.
Ah, budala ben…
Hayata bağlılığını ve hayata bağlı olmam gerektiğini anlamam için, kanser tedavisi görmem gerekiyormuş illaki.
Masal kitapları aldım bugün ve öykü kitapları.
Yetiştirme yurtlarına gideceğim, hastanelere ve huzurevlerine...
Kimsesiz çocuklara masallar okuyacağım, ağrısı sızısı olanlara Sabahattin Ali öyküleri ve belki de son demlerini yaşayanlara Sait Faik pasajları…
***
Bugün 80’inci doğum günüm ve kocan olup da, eşin olamayan beni bağışlaman en güzel hediye olacaktır bana bir tanem.
İçini ferah tut olur mu; Kedimize iyi bakıyorum ve ona senin şiir defterinden şiirler okuyorum gece yarıları…
Başta söylediğimi yine söylüyorum; Hayat, ellerimizden sevdiklerimizi almadan önce onların kıymetini bilelim.
Alıntıdır…