Bir 20 Temmuz'u daha geçirdik. Yani, 1974 20 Temmuz'unun üzerinden tam 52 sene geçmiş oldu. O meşhur 20 Temmuz'da Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs'a çıkarma yaptı. Çünkü o günden 5 gün önce, eoka adlı rum terör örgütü Kıbrıs'ta darbe yapmış ve zalim makarios'u indirerek yerine geçmişti. Zalim makarios gitmiş ama daha zalim, katil bir terör örgütü gelmişti. O aşamadan sonra Türkiye'nin hiç zaman kaybetmeden Kıbrıs'a müdahale etmesi gerekti. Eğer bu müdahale yapılmaz ise Kıbrıs Türkü'nün tamamının hayati tehlikesi var demekti. Bu gerçeği bilen o zamanki Türkiye, hemen diplomatik temaslara başladı. Hükümetimiz CHP-MSP Koalisyon Hükümeti idi. Dışişleri Bakanımız Turan GÜNEŞ, son dış görüşmesinden de sonuç alınamayacağını anlayınca şöyle bir şifre ile diplomatik yolların tıkandığını hükümete bildirdi: "Ayşe tatile çıkabilir." Yani, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs'a çıkarma yapabilir. Başbakan Bülent ECEVİT ve Başbakan Yardımcısı Necmettin ERBAKAN, 20 Temmuz sabahı Kıbrıs'a çıkarma yapıldığını dünyaya ilan ettiler. ECEVİT'in şu sözleri, dünyaya verilen en güzel mesaj idi: "Biz Ada'ya yalnız Kıbrıs Türkleri için değil, Rumlara da barış getirmek için çıkarma yapıyoruz." Bu çıkarma ile 52 seneden beri Kıbrıs Türklerinin hayatları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin garantisi altındadır. Büyük Türk Lideri Rauf DENKTAŞ'ın gayretleri ile 1983 yılında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti(KKTC) de 43 yıldan beri her şeye rağmen varlığını sürdürmektedir. KKTC'nin kısa özgeçmişini bir daha anlatmamın nedeni nedir biliyor musunuz? KKTC'de bir grup, işgale hayır yürüyüşü yapmış. Bu grup ya Türk değil, ya da bugünlere nasıl gelindiğini bilmiyor, onu hatırlatmak istedim. Biz bugün kolayca 'çıkarma yapıldı' diyoruz. Ama bu çıkarma kelimesinin altında kan var, can var, ölüm var, Şehit var, yaralı var, yaşasa bile bitmiş hayatlar var. Bu nedenle 52 sene geçmiş diye bu yaşananları unutacak değiliz elbette. İşgale hayır diyen grup, önce bu gerçeği bir göz önüne alsın bakalım. Kime, neden ve nasıl satıldıklarını bilemeyiz elbette ama bu gerçekler ortada iken Türk Ordusuna işgalci diyebilmek için bir insanın nasıl bir onur sahibi olması gerekir? Türkiye'de de 'hepimiz Ermeniyiz' yürüyüşü yapan hainler gibi, KKTC'de de bu tür hainler olacaktır. Büyük Türk Lideri Ebulfeyz ELÇİBEY'in dediği gibi: "Türk değilim diyene sakın ısrar etmeyin. Allah'ın bahşettiği şerefi istemeyen şerefsize zorla şeref verecek değiliz." Böyle bakınca gerek Türkiye'de "hepimiz Ermeniyiz" diye, gerekse KKTC'de "İşgale hayır" diye yürüyen hainlere diyecek ne kalıyor ki? Bakın, bunları yazarken şu durumu göz ardı etmeyi de düşünmüyorum. Nedir o? Bu ihanet olarak adlandırdığım işleri yapanlar kendilerini haklı gösterecek bir takım iddialar ileri sürebilirler elbette. Ama şartlar ne olursa olsun, zorluk ne kadar fazla olursa olsun, yapılacak iş ihanet özelliği taşıyacak noktaya ulaşmamalıdır, ulaşamamalıdır. Çünkü her ağır şart altına girince Vatana, Millete ihanet durumu söz konusu olmaz, olamaz, olmamalıdır. En ağır eleştiri olabilir, ama eleştiri ihanet noktasına varamaz. Bu konuda en iyi örnek yüz yıl önceki Türk Milli Mücadelesi'dir.