KISASA KISAS MEVZUU

Değerli okurlar; günlük hayatta, ev de, işte ve sosyal, kültürel yaşamımız da sık sık kullandığımız, muhtelif deyimler, Ata Sözleri, Yerel Sözler vs. vardır. Hem dünyevi hem de uhrevi hayat içinde sözler vardır. Alaylısı da, mekteplisi de bunu kullanır. Kimi ana dan babadan ( aileden), kimi eş den dosttan, kimi okuldan, kimi kitaplardan kimi de yaşamındaki diğer ortamlardan öğrenir. Ancak çoğu kez, kişi kullandığı deyimin ya da sözün, ne anlam ifade ettiğini pek bilmez. Söyler ama manasını, ne demek istediğini bilmez.

Örnek:’’ Elifi görse, mertek sanır’’ bu söz çok kullanılır ama Elif kim? Mertek kim? Bilmez.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ama konuyu genişletmemek adına, ‘Kısasa Kısas’ Ayetini ele alacağız. Günlük hayatta en çok kullandığımız sözlerden biridir, bu Ayet…

09 Eylül Pazartesi başlayıp, 10 Eylül Salı günü sonlandırdığımız; ‘’MASADA Kİ ABD’’ başlıklı yazımızın ana esasından hareketle, bu Ayet’ten bahsedeceğimizi ifade etmiştik.

*Bakara Suresi ﴾178﴿ Ayet…

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size gerekli kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ancak her kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve diyeti ona güzellikle ödemelidir. Bu, rabbinizden bir hafifletme, bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır.

*Tefsir (Kur'an Yolu)

Önceki âyette “birr”den söz edilmiş, onun iman, ibadet, ferdî ve sosyal ahlâk bütünlüğü içinde nasıl gerçekleşeceği açıklanmış; kişiler zarara uğradıklarında sabretmez, hukuk ve ahlâkın sınırlarını aşarlarsa “iyi insan” olamayacakları anlatılmıştı. Buradan itibaren iki Ayet te, dinin korumayı hedeflediği temel değerlerden biri olan hayatın korunmasıyla ilgili bir tedbir olarak, ‘KISAS’ ele alınmaktadır. Gerek kısasın diyete (kan bedeli) çevrilmesi ve bunun güzellikle ödenmesi ve gerekse kısasın uygulanması konularının –önceki Ayet te geçen– ‘birr ahlâkıyla’ ilgisi vardır.

İslâm’dan önce Araplar da kabileler arası savaş, baskın, yağma, öç alma âdetleri, çok yaygın bulunuyordu. Kabile fertleri dışında kalan insanların hayatlarına değer verilmiyor, bu sebeple güçlü olanlar zayıf olanları eziyor, hunharca katlediyorlardı. Araplar da “Hayatı korumanın çaresi öldürmektir” diyor, öldüreni öldürmek suretiyle hem tedbir hem de intikam alıyorlardı. Fakat, bunu yaparken intikam duygusuyla hareket ettikleri ve adalete riayet etmedikleri için, yaşama hakkını korumak yerine, onu ortadan kaldırmış oluyorlardı. Rivayetlere göre bu Ayetin nâzil olmasına da, Arapların bu âdet ve tutumları sebep olmuştur. İslâm’dan önce aralarında ihtilâf bulunan, karşılıklı olarak birçok insanın katledildiği ve yaralandığı iki kabileden biri, kendini diğerinden üstün görüyor, bir erkeğe karşı iki erkek, bir kadına karşı bir erkek, bir köleye karşı bir hür erkek öldürmek istiyorlardı. Her iki kabile de, Müslüman olduktan sonra bu istek ve uygulamayı sürdürmeye kalkışınca, şahsî intikamı hukukî kısas cezasına çeviren, cezayı şahsileştiren (katilden başkasının öldürülmesini yasaklayan), canlar arasında değerli değersiz farkının bulunmadığını, dokunulmazlık ve değer bakımından bütün canların birbirine eşit olduğunu bildiren Ayetler geldi .(İbn Kesîr, I, 299-301).

Kısâs kelimesinin kökünde, “izlemek, izini takip etmek ve kesmek” mânaları vardır. Kısas, öldürme suçunu ve suçlusunu takip ve sürüp gidecek ihtilâfı kesme, bitirme mâna ve maksadını ihtiva ettiği için, bu ismi almıştır. Kasten ve haksız olarak birini öldüren kimsenin ceza olarak öldürülmesine, aynı şekilde birini yaralayan kimsenin misilleme yoluyla yaralamak suretiyle cezalandırılmasına, “ KISAS” denilmiştir.

Kısasla ilgili olarak “ Tevrat’ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralar kısas yapılacaktır diye yazdık” (Mâide 5/45) meâlinde bir âyet ve “Kâfire karşılık Müslüman öldürülmez” (Buhârî, “Diyât”, 24, 31), “Köle karşılığında hür öldürülmez” (Dârimî, “Diyât”, 7) meâlinde hadisler bulunduğu için, âyetlerle hadisleri birlikte değerlendirerek hükmü tesbit konusunda farklı yaklaşım ve içtihadlar ortaya çıkmıştır:

Yarın devam edeceğiz.