KIRKPINAR VE EDEP

Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin başlangıç Yılı 1361'dir. Dolayısıyla tam 662 yıldan beri bu özel güreş yapılmaya devam etmektedir. Dilerim sınırsız yıllar daha devam eder.

Hani derler ta edep ya hu!

İşte, gerçekten edep nedir Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde gördük ve görüyoruz.

Bu yıl 662. Kırkpınar Yağlı Güreşlerini TRT SPOR ekranlarından izledik ve hem de heyecanla izledik.

Uzun yıllardan beri bu özel güreş sporunu televizyondan zevkle izliyoruz.

Hatta, bundan 10 yıl kadar önce de Edirne Suriçi'ne Hanımımla gidip o tribünlerde Kırkpınar Yağlı Güreşlerini izlediğimiz de oldu. O hava, o ortam inanılmaz güzel ve etkileyiciydi.

Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin başlangıç Yılı 1361'dir. Dolayısıyla tam 662 yıldan beri bu özel güreş yapılmaya devam etmektedir. Dilerim sınırsız yıllar daha devam eder.

662 yıldan beri devam eden bu spor, öyle anlaşılıyor ki dünyada bir örneği daha olmayan bir etkinliktir. Bu etkinliğin bir örneğinin daha olmaması demek tarihte Türk kültür hareketinin ne kadar önemli ve eski olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmesi demektir.

Televizyon öncesi gazetelerde seri halde - ki ona tefrika halinde yayınlanıyor der idik - bu güreşler anlatılıyordu. O zaman da gazeteyi sabah elimize alır almaz merakla güreş köşesine bakardık.

Kurttereli Pehlivan, Koca Yusuf, Kel Aliço gibi adını Yağlı Güreşlere altın harflerle yazdırmış olan kişiler çok sevilir ve sevgi, saygıyla yâd edilirlerdi.

Kel Aliço'nun yaşlılığında bile güreşlere katılması ve güreşmesi, hatta gençlerle iddialı olarak güreşmesi çoğumuzun hatırındadır.

Bir gazete köşesinde yazılan bir serinin çoğumuzun hayatına nasıl dokunmuş olduğunun en iyi göstergelerinden birisi budur işte. Yani, ne olacak bir köşe haberi, yazısı, serisi demek doğru değildir. O yazı, haber, seri çok uzun yıllar insan hayatında yer etmekte ve kalıcı olup etkisini sürdürmektedir.

Koca Yusuf Pehlivan'ın - ki Pehlivan tabiri bile o zamanki seri yazılardan etkilenerek dilimize yapışmıştır - Avrupa ve Amerika'da yaptığı güreşler ve yiğitlikler hâlâ bizlerde etkisini kaybetmemektedir.

Özellikle Amerika dönüşü başına gelenler ve ölüm şekli son derece üzücü hatıralarla belleğimizde varlığını sürdürmektedir.

Belki gazetede yazılanlar biraz abartılı ve roman havasında olabilir ama, ana hatları ile doğru olan o yazılar etkili ve önemli idi.

Neden etkili ve önemli idi?

İşte zaten onun için başlığımızı "Kırkpınar ve edep" olarak belirledik.

Çünkü, o adı geçen gazete yazılarında gördüğümüz Güreş Adabı, diğer bir ifade ile Usta-Kalfa-Çırak ilişkisi nasıl etkili olmuş ki, bu yıl güreşlerde de aynı ortamı, aynı, kültürü ve aynı edebi gördük.

Öyle edepli hareketler gördük ki, Türk kültürünün kalıcılığını ve eskiliğini göstermesi açısından duygusallığın zirvesini yaşadık.

Nasıl?

Şöyle: Genç güreşçi, kendisinden yaşlı olan ve kendisinden çok daha deneyimli olan güreşçiyi yeniyor, yani çok zor bir işi başarıyor, bu zoru başarmanın ruh hali ile bencil bir takım tavırlar ve hareketler yapmak yerine ne yapıyor biliyor musunuz? Yendiği pehlivanın hemen eline sarılıp öpüyor. Peki, yenilen pehlivan ne yapıyor dersiniz? Kendisini yenen genç güreşçinin alnını öpüyor ve kucaklayıp sırtını sıvazlıyor.

Bu ne harika bir edep, bu ne muhteşem bir kültür, bu ne saygı, bu ne inanılmaz bir tarih!

Bravo sizlere pehlivanlar, bravo sizlere Ustalar, Kalfalar ve Çıraklar.

Lütfen böyle devam eden ve böyle kalın! Rekabet düşmanlık değildir. Rekabet ilerlemek için karşıdan yararlanmaktır.

662. Tarihi Kırkpınar Güreşleri 662 yıldan beri olduğu gibi Türk kültür taşıyıcılığını yapmaya devam etmekte ve bütün dünyaya örnek olmaktadır.

Ne mutlu 662 yıldan beri her boyda güreşen pehlivanlarımıza, ne mutlu  başta Antalya, Balıkesir, Kocaeli olmak üzere bu pehlivanlara destek olan bütün kurum ve kuruluşlarımıza.

Bir tebrik de Edirne Belediyesine ve Uzun yıllardan beri Kırkpınar ağalığı yapan Seyfettin Ağa'ya.