Hepimiz çocuklarımız için en iyisini isteriz. Onları bilinçli bireyler olarak hayata hazırlamak, bizler için en büyük hazinedir. Çünkü yıllar sonra dönüp onlara baktığımızda, eserimizi ve üstlerinde yarattığımız etkiyi görürüz. İster iyi ister kötü olsun, aslında hayatlarında yansıttıkları davranışların büyük bir bölümünü biz oluşturuyoruz. Yeri gelir, kızlar üzerinde ki baskıyı veya erkekler üzerinde ki “Sen çalışıp adam olmak zorundasın! “ baskısını kendimizde hak görürüz. Çünkü düşüncemiz onları her koşulda yaşamaya hazırlamaktır. Bundandır ki onlara her zorluğu göstermekten çekinmeyiz.
İlk emeklemeye başladıklarında, ilk adımlarını attıklarında, ağızlarından çıkan ilk kelimeyi duyduğumuzda, eğitim öğretim hayatlarına başladıklarında, mezuniyetlerinde hatta düğünlerinde bizim gurur kaynağımız olurlar. Bunu bazen belli ederiz, bazense içimiz de saklayıp aslında hayatın normal düzeni bu gibi bir düşünce yansıtırız. Bu davranışa çocuklarımız anlam veremez. Çünkü belli etmediğimiz için, çocuklarımız kendilerini yetersiz hissederler. Ki bakıldığı zaman bu düşünce de aslında haklılar. Kötü niyetli yapılmamış davranışlar, çocuklarımız üzerinde kötü sonuçlar doğurabilir. Çünkü sağlıklı çocuk yetiştirmek iki şeyden geçer. Birincisi sevgiyken, ikincisi ve en önemlisi bu sevgiyi çocuklarımız üzerinde hissettirmektir. Her koşulda ve şartta onların yanında olduğumuzu ve asla kopmayacak sevgiyle onlara bağlı olduğumuzu hissettirmek, ilerleyen hayatlarında hata yapmak pahasına bile olsa korkmadan hareket etmelerini sağlar. Bunun yanı sıra bilinçli ebeveynler olarak çocuklarımızla vakit geçirmek ve çok küçük yaşlarda bile bilgi dağarcıklarında kalacak aktivitelerde bulunmak, ilerleyen zamanlarda bilinçli hareket etmelerini sağlayacaktır. Ama ne olursa olsun, asla çocuklarımızla vakit geçirmekten ve onlarla iletişim kurmaktan kopmamamız gerekiyor. Bu davranış hem çocuğumuz için, hem de biz ebeveynler olarak çocuklarımız hayatı ve bilinçaltında düşündükleri şeyleri öğrenmek ve buna göre bir yol izlemek açısından yarar sağlayacaktır. Ama bu demek değildir ki, aşırı sevgi ve gevşek eğitim sistemi ile sırf çocuklarımızın psikolojisi bozulmasın diye onların her istediklerini yaparak, onları şımartarak kendimizi onların gözünde etkisiz hale getirmek bilinçsizde yapılan hatalardan sadece bir tanesidir.
Çocuklarımızın her biri genç birer fidan ve çocuk yetiştirmekte aynı çiçek yetiştirmeye benzeyen bir meziyettir. Yani kısacası, emek ister. Bu ve bundan fazla göstereceğimiz emek, çocuklarımız için değer. Çünkü topluma kazandırdığımız evlatlarımız, bizim bırakacağımız eserlerdir. Bu eserleri de elimizden geldiğince faydalı ve duyarlı olarak yetiştirmek bizim görevlerimizden biridir.
Bunun yanı sıra, çocuklarımızın iyiliğine diye düşünüp yaptığımız birçok hatalar vardır. Aslında onların hayatına kattıklarımız da ne kadar titiz davranıyor olsak da bazen biz ebeveynler de hatalar yapabiliyoruz. Yapılan en büyük hatalardan belki de biri çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamaktır. Çünkü bu çocuğumuzun kafasında kendini yetersiz hissettirecek ve sürekli kendini yaşıtlarıyla rekabet halinde görmesini sağlayacaktır. Evet, evlatlarımızı her zaman korumak isteriz. Maalesef ki bu davranış ilerleyen hayatlarında her zorluk çektiklerinde bizi yanlarında görmek isteyeceklerdir. Bu da onların kendini savunma mekanizmasını geliştirmeyecektir.
Ebeveynler olarak, çocuklarımıza arkadaş gibi davranmayı daha akıllıca bir yöntem olarak görürüz ve böyle yaparak, daha iyi iletişim kuracağımızı düşünürüz ama bu maalesef yaptığımız hatalardan biridir. Çünkü arkadaş gibi davranmak sanıldığı gibi onların kendisini bize yakın hissetmesini değil, onların gözünde otoritemizi sarsacak bir davranış örneğidir. Aile içinde herkesin bir karakteri vardır. Anne, anne gibi davranmalı. Baba da, baba gibi davranmalıdır. Çünkü biz çocuklarımız için birer aynayız. Unutmayalım; Kırık ve kirli bir ayna, asla güzel göstermez.