KİM NEYİN DERDİNDE ?

Yakınlarda çarşıya pazara çıktığınız oluyormu? Bu soruyu daha başka yönden sormakta isterim. Cebinizdeki parayla ne alabileceğinize hiç baktığınız olurmu? Hani paranızı sayıp, isteklerinizi sıralayıp, öncelikleri göz önüne alarak ilk sıradakini almaya kalkıp, etiketlerini gördüğünüzde almaktan vaz geçtiğiniz oldumu? Böyle bir durumda, büyük bir kesim insanın var olduğunu düşünebiliriz. insanların pazara çıkıp, almak istediklerinin yarısından da az erzak alarak , evlerine geri döndüğüne inanabilirsiniz. Bunu teyit eden halkla Pazar yerlerinde gezen muhabirlerin ekran için röportajlarını izlemeniz kafidir. ‘’Memlekette pahalılık yok , fiyatlar yapay şişirilmekte’’ diyerek toplumu uyutmaya kalkan Hazineden sorumlu Damat, 5 Tepedeki sarayda erzakın nereden alındığının farkında bile değil. Hele birde Hayvanlardan sorumlu beyzadenin otu, eti yurt dışından getirip, fiyatları indirme çalışmasına söyleyecek bir cümle bile bulmakta zorlanmaktayım. Ne yapalım; başından beri içimize sindiremediğimiz bu atamanın söylemlerine inanalım mı? Her dediğini doğru mu kabul edelim? Hani biz Müslümandık? O vakit Peygamber efendimizin, ‘’ Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.’’ Sözünü nereye koyalım? İnancımıza ihanet mi edelim? Müslümanım deyip te doğruları inkar ederek ta kıyye mi yapalım? Bir durum tespiti yapıyoruz. Ortalık yangın yerine dönmüş, fiyatlar almış başını gidiyor, bizim ekonomi yönetimi sanki bütün bunlar yokmuş gibi, güzel güzel açıklamalar yapıyor. İyi de ben bun pazara, markete, bakkala gittiğimde göremiyorum ki. Bir demetini 50 kuruşa aldığım maydanoz demeti ki, oda nerdeyse l0-12 adete indirilmiş bir bağ halinde, olmuş 2,5 tl… Yerli muzu dahi 7tl.den aşağı alamıyoruz. Soğandan patatese fiyatlar uçmuş vaziyette…Hangi birini sayayım ki… Bakliyatı, sebzesi, meyvesi pahalılandıkçapahalılanmış… Biz hala ortalığı güllük gülistanlık görelim rüyasındayız. Tarımsal üretimiyle öğünen bir ülke durumundan, soğanını patatesini ithal eder duruma geldik. Acaba neden? Bunu bir düşünün lütfen… Bunda kim ya da kimlerin vebali var.

Peygamber efendimiz, ‘’ işi ehline veriniz dememiş mi ? ‘’ O halde neden bu söze uymak yerine , işinin hakkını verecek, bilgi, deneyim, donanımdan yoksun insanlara tarımı emanet ediyoruz?

Bir kurumun başkanlığını yapan Babasının da en az onun kadar kartları eksikti. Bir tarihte danışmanlığını üstlendiğimiz bir sanayi dalına, yatırım yapmayı düşündük ve çalışmaya başladık. Bu sanayi dalındaki Türkiye’nin ilk yatırımına teşvik almak için fizibilite raporu hazırladık. Raporun ekine üretim konumuzdaki cihazların resimli kataloglarını bastırıp, raporun ekine koymuştuk. Kataloğun kapağına güzel bir de bayan hemşirenin resmini koyduk. Müracaatımızı Teşkilatın Demirtepe, Ankara’da bulunan binasına teslim etmiştik. Zaman geçti, teşvik belgemiz geciktikçe gecikmişti. Kalkıp teşkilatın başkanına gittiğimde, kataloğun kapağındaki güzel bayanın resminin oradan kaldırılmasını istedi, yoksa teşvik verilmeyeceğini söylemişti. Ağzım açık kalarak teşkilatın binasından ayrılırken, duyduklarıma inanamamıştım. O tarihte bu günleri düşünmedim desem yalan olur.

Ancak bu günkü durum ise fiili bir durumdur. Türkiye tarihinin en borçlu dönemini yaşamaktayız.(450 milyar dolar borç)Sanayi olarak yatırımların durduğu, hayvancılığın gerilediği, tarımın can çekiştiği, şeker fabrikalarının elden çıkarıldığı, bankaların yabancıların eline teslim edildiği, iletişim sisteminin başka ülke firmaları tarafından kontrol edildiği, Savunma Sanayimizin belki en önemli yatırımlarından biri olan Tank Palet fabrikasının yabancılara kiralandığı bir ülkede yaşamaktayız. Geleceğimizden endişe etmekte haksız mıyız? 5 Tepe de yaşayanlar, oradan çıkar sağladıkları için, ülke Panaromasına işbirlikçilerinin gözlüğünden baktıklarından, onlara bir mana ifade etmeyebilir. Halen eğitim hizmeti veren 62.800 okul bulunmakta. 430 binden fazla öğretmen atama beklerken, imam hatiplerin böyle bir sıkıntısı olmamaktadır. Sadece son 15 sene içinde 31800 cami yapılarak bu meslek gurubu için toplamda 108.000 camide iş imkanı sağlanmaktadır. Aynı imkanın Okul yapımında önem verilmemiş olması, Türkiye’nin ayıbıdır.Di,ndar nesil yetiştireceğiz derken, bilim ve bilimsellikten uzaklaştığımızın ne zaman farkına varacağız.!!!Yer yüzünde ‘DİN’ yatırımı ile kalkınmış bir tane ülke gösterebilir misiniz? Dünya teknoloji de ve katma değerli ürün üretiminde fersah fersah yol alırken, biz yaya kaldık. Niçin? Küçük, basit, kısır çekişmelerden, birbirimizle çatışmaktan başımızı kaldıramıyoruz ki…

Ülkemizin her bir kaç senede bir seçim atmosferine girmesinin doğru olmadığı konusuna değinmek istemiyorum. Ancak ülkemin geldiği noktada daha fazla durabilmesi için, ülkeden ne satılabilir diye düşünmekteyim. Çünkü satılacak bir kaç madde dışında adeta para edecek bir değerimizde kalmadı. Yerel Seçimlerde kimin kazanmasını istiyorsanız o kazansın, mantığından ziyade, mutlaka çalmayan , aşırmayan, namuslu bir idarenin işbaşına gelmesi gerekir diye düşünerek hareket edin derim.. Benim memurum işini bilir diye minareye kılıf aranmaması gerekir. Unutmayalım; Bu ülke hepimizin. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Hepimizin isteği de aynı; Ülkemiz de huzur içinde, refah içinde adilane yaşamaktır. Birlik içinde, beraberlik içinde olmalıyız. Ülkemiz için, kenetlenmeliyiz. Gelişmiş, refah düzeyi yüksek ülkelerle aramızdaki farkı kapatmaya çalışmalı, bu noktaya odaklanmalıyız.

Bizim ülkemiz insanının asaletine de bu yakışır. Bu kadim ülkenin, kadim insanları ne badireler atlattı. Ne zorlukları yendi. İç ve dış mihraklar, ülkemizi hırpalamaya, karıştırmaya çalışıyor. Buna meydan vermemeliyiz. Gün birlik günüdür. Yanlışlarımızdan arınmalı ve bir olmalıyız. Beraber olmalıyız…

SON SÖZ:’’ ETEKLERDEKİ TAŞLARI DÖKELİM, BİR VE BERABER OLALIM..’’