Kim bu papaz

-Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim.

Sonra yahudiler için geldiler, bir şey demedim çünkü yahudi değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey demedim çünkü sendikacı değildim.

Sonra katolikler için geldiler, bir şey demedim çünkü katolik değildim.

Ve sonra benim için geldiklerinde ise; çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı.

(Papaz Martin Niemöller)

***

Ne zaman ‘Tuz koktu’ denildiğinde aklımıza hep bu papaz gelir.

Kim bu papaz ?

Birinci Dünya Savaşı’nda denizaltı subayı olan Martin Niemöller, Almanya’nın yenilmesinden sonra toplumun dinle kurtuluşa ereceğini düşüncesiyle istifa edip ilahiyat okudu.1931’de Berlin Dahlem’de Protestan kilisesine papaz atandı. Nazilerin iktidara gelişini olumlu buluyordu. Ancak kiliseyi kontrol altına alma girişimlerine karşı çıktı. Niemöller, her sorun karşısında ısrarla “İsa ne derdi” sorusunu soruyordu.
1934’te, genel Protestan kiliselerinden ayrıldı ve ‘Bekennende Kirche’ diye bağımsız bir kilise kurdu. Niemöller, bu yeni kilisenin önemli merkezlerinden Berlin Dahlem’de etkiliydi. Faşist din işleri bakanı kendisine karşıydı. 1935’de Nazilerin şef ideologu Alfred Rosenberg ile girdiği bir polemikten sonra birkaç aylığına tutuklandı.

Çabasından vazgeçmeyince, 1937’de yine tutuklandı. 7 ay sonra davası sonuçlandı ve ‘hükümet aleyhine faaliyetlerden 7 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası, tutukluluk süresine denk geldiği için serbest kaldı, kapıda yeniden tutuklandı. Zaten hakkında açılmış 40 dava vardı. Sachsenhausen toplama kampına Hitler’in ‘özel misafiri’ olarak götürüldü. Kurşuna dizilmekten uluslararası kampanyalar sayesinde kurtuldu ama 7 yıl toplama kamplarında kaldı.
1967’de ABD Vietnam’a saldırınca, Kuzey Vietnam’a gitti. Parlamenter siyasete karşı olduğunu ve parlamento dışı muhalefeti desteklediğini bildirdi. Niemöller, 1961’den 1968’e kadar Dünya Kiliseler Birliği’nin 6 başkanından biriydi. Kilisenin de artık bir işe yaramadığını iddia ederek, istifa etti..
Almanya 25 Mart 1958’de, NATO komutasında topraklarına nükleer başlıklı füzelerin yerleştirilmesine izin verdi. Mayıs ayı içinde Almanya’da yaklaşık 1,5 milyon kişinin katıldığı nükleer karşıtı mitingler düzenlendi. Destekleyenlerin başında Martin Niemöller geliyordu.

Önce komünistleri götürdüler;
Evet, konumuza dönelim: Martin Niemöller Vakfı’nın (Martin Niemöller Stiftung) internet sitesinde “Martin Niemöller gerçekten ne demişti?” diye bir bölüm var. Kendilerine dünyanın çeşitli yerlerinden sürekli Niemöller sözlerinin hangi versiyonunun doğru olabileceğinin sorulduğu belirtiliyor. Site bu sorulara verilebilecek ‘açık bir cevap’ bulunmadığı yazılmış. Bunun nedeni de şöyle açıklanıyor:

Bu sözlerin tek bir yazılı biçimi yok. Ama çeşitli konuşmalarda Niemöller tarafından dile getirilmiş sözlü biçimleri var. Biz bu sözlerden klasik hale gelmiş olanını ve daha sonra Niemöller tarafından edit edilenini kullanıyoruz.” Bu sözleri 1945 ya da 1946’da ettiği belirtiliyor.
Vakıf sitesinin kullandığı şöyle:
-Naziler komünistleri alırken sesimi çıkarmadım, evet, ben bir komünist değildim. Sosyal demokratları hapsettiklerinde sesimi çıkarmadım, evet, bir sosyal demokrat değildim. Sendikacıları almaya geldiklerinde sustum, evet, ben bir sendikacı değildim…
Niemöller, 1976 yılı Paskalya bayramında, faşizm karşısında kilisenin tutumunu, komünistlere sahip çıkmamasını eleştirdi.

Niemöller: “En önce komünistleri hapsettiler ve biz bundan hemen haberdar olduk. Evet, biz kilise için yaşıyorduk ve komünistler kilisenin dostu değildi hatta kilise onları düşman ilan etmişti. Tabii bunun için sesimizi çıkarmadık. Sonra sendikalara sıra geldi. Sendikaların da kiliseyle bir ilişkisi yoktu ya da hiç olmamıştı. Biz bu sefer de, her koyun kendi bacağından asılır dedik. Komünist kesinlikle değildik ve hatta kilisenin düşmanı komünistlerin faşistler tarafından tutuklanmaları dolayısıyla yakamızdan düşmelerine rıza gösterdik bile. Daha önce söylediğim sözlerin yazılı bir biçimi yok. Sürekli bunları anlatırken dile getirdim. Ancak bu sözlerde dile getirilmek istenen düşünce şuydu: Komünistlere, sosyal demokratlara, sendikacılara yapılanları kabul ettik. Bunlar bizi ilgilendiren şeyler değil dedik. Kilise politikayla uğraşmaz dedik”

Mezar yerini Rudi Dutschke’ye vermişti
Martin Niemöller’in, 1952’de Rus Ortodoks Patriği’nin daveti üzerine Moskova’ya gitmesi batıda şok etkisi yaratmıştı. Niemöller’in, 1960’lı ve 70’li yıllarda hem yayınlanan metinlerinde hem de söyleşilerinde, reel sosyalist ülkeleri eleştirmek bir yana komünizmi savunduğu bile söylenebilir. Bu konuda Sovyetler Birliği’nden ve başka yerlerden aldığı ödüller de bir fikir verebilir: Sovyetler Birliği Lenin Barış Ödülü, Albert-Schweitzer Barış Madalyası, DDR- Altın Barış Madalyası.
Niemöller, kiliselerin faşistlere karşı çıkmaması, hatta desteklemesi üzerine burada antifaşist ve Hıristiyanların kolektif suça ortak olduklarını vurgulayan bir alternatif kilise hareketi başlatmıştı. Bu mezarlıkta ayrıca birçok antifaşistin mezarı bulunmaktaydı. Ancak burada Rudi Dutschke’ye mezar yeri bulunamadı. Her yer dolmuştu ve kimse de yerini satmak istemiyordu. Niemöller, kendi mezar yerini Rudi Dutschke’ye vereceğini açıkladı. Dutschke, 3 Ocak 1980’de mezarlıktaki azizler için ayrılmış ‘şeref sırası’nda toprağa verildi. Kendisi de 1984’te 92 yaşında hayata gözlerini yumdu.

***

Sözleri bugün gibi söylenmiş. Fakat, aramızdan ayrılalı 38 yıl olmuş.. Almanya ve dünya değişikliklere sahne olmuş, bizde değişen bir şey yok.