KİFAYETSİZ SENDİKALAR

"Nerelerden nerelere geldik?" sözünü çok sever, çok düşünürüm..

"Nerelerden nerelere getirildik" sözünü de başkaları düşünsün isterim..

Neden bunu söyleme zarureti hissettim..

O'na değineyim...

-Bazı sendikaları anlayabiliyorsam katırın kuyruğu olayım..

Haklarını arama adına muhataplarla sözde masaya otururlar, celallenirler, efelenirler, "söke söke alırız" diye heyheylenirler...

-Sonuç ne?

-Bağıtlanan ne?

-Alınan ne?

-Verilen ne?

-Verilmeyeceği söylenen ne?

Kocaman bir sıfır..

"Başka bahara bakarız.. O baharın gelmesini için dualar edin.. Beklenen o bahar geldiğinde çiçekler açacaaaaaak, böcekler öteceeeeek.. Sizler ancak o zaman haklarınızı alabileceksiniz" fasaryaları başlatılır..

Celallenerek, efelenerek masaya oturanlar.. "Hakkımızı almadan bu masadan kalkmayız" diyen beyler, bir süre sonra süt dökmüş kediye dönüşüp, masadan kalkarlar..

-Her yıl aynı hikaye,

-Her yıl aynı senaryo,

-Ve... Her yıl aynı film..

Yani, yazan kişi aynı.. Oynayan, oynatan kişi aynı.. Alan aynı, mekan aynı, feşmekan aynı..

"Ne oldu da masadan kalktınız? Ne değişti de üç kuruş zam alarak masayı terk ettiniz?" Diye sorarlar...

"Çok direttik olmadı, olduramadık masallarına sığınırlar..

Hak arama adına adam gibi direnen, aslan gibi kükreyen 1- 2 sendika dışındaki sendikalara zerre kadar güvenmem, gü-ve-ne-mem..

Çünkü, samimi değiller..

Çünkü, dirayetli değiller..

Çünkü, inandırıcı değiller..

Çünkü, mukavemetli değiller..

Ve... Çünkü koparan değil, koparılan olmuşlar.

.......

Sendikalar haklarını alsın..

Tabi ki alsın..

Fakaaaaat, izlenen "izbe yol" bu olursa.. Bu anlayış, bu "ucube duruş" bu "teslimiyetçi ruh" devam ederse... Beklenen, arzu edilen asla olmaz, katta o-la-maz..

Sendikalar olmazsa olmaz mışşşşş..

-Neye göre?

-Kime göre?

Bu iki sorunun tek cevabı var,

"ESKİDENDİ O"