Çevre

Kent, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin’den İklim Diplomasisi Çıkışı

Küresel iklim krizinin yıkıcı ve dönüştürücü etkileri her geçen gün dünya genelinde daha derinden hissedilirken, uluslararası siyaset arenasının en kritik ve stratejik mücadele alanlarından birini "İklim Diplomasisi" oluşturuyor. Kent, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, iklim müzakerelerinin küresel temellerini ve bu süreçte kabuk değiştiren diplomasi trafiğini gazetemize özel olarak değerlendirdi.

İklim değişikliğiyle mücadelenin sadece teknik bir çevre ya da mühendislik sorunu olmadığını, aksine küresel siyasetin ve makroekonominin tam merkezinde yer aldığını belirten Oğuz Şahin, Paris Anlaşması’ndan bu yana gelişen süreci ve Türkiye’nin bu dengelerdeki konumunu masaya yatırdı. Şahin, ulus devletler ekseninde yürüyen geleneksel diplomasi anlayışının artık küresel iklim krizini çözmede tek başına yetersiz kaldığını önemle vurguladı.

"İklim Diplomasisi Ekonomik ve Sosyal Bir Yeniden Yapılanmadır"

İklim diplomasisini; ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütlerinden uluslararası yeşil fonlara erişimine kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsayan stratejik bir müzakere süreci olarak tanımlayan Şahin, konunun derinliğine ilişkin şu sarsıcı değerlendirmelerde bulundu:

"İklim müzakereleri, ilk bakışta sadece çevre bakanlarının bir araya geldiği teknik zirveler gibi görünebilir. Ancak durum bunun çok ötesinde. Bugün iklim diplomasisi; küresel ticaret yollarını, ulusal enerji politikalarını, sınırda karbon gümrük vergilerini ve hatta uluslararası göç dalgalarını şekillendiren en güçlü dış politika aracı haline geldi. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, küresel sistemde var olabilmek için ticari ve siyasi bir zorunluluktur."

Türkiye'nin ortaya koyduğu 2053 net sıfır emisyon hedefine de atıfta bulunan Şahin, yeşil dönüşümün küresel ticaret ortaklıklarında (özellikle Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni nesil uygulamalarında) tamamen belirleyici ve kural koyucu bir rol oynayacağını ifade etti.

Müzakerelerin Temeli: "Nitelikli İş Birlikleri ve Ekolojik Kentler"

Dünyadaki başarılı müzakere ve sahaya yansıma örneklerine dikkat çeken Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, iklim diplomasisinde yeni aktörlerin rol kaparak sahneye çıktığını belirtti. Müzakere masalarında diplomatlarca alınan kararların asıl hayata geçme ve test edilme noktasının yerel yönetimler olduğunu söyleyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

  • Değişimin Adresi Yerel Yönetimler: "Yeşil dönüşüm sürecinin yalnızca merkezi hükümetlerin mevzuatlarına ve bireysel çevre koruma çabalarının omuzlarına yüklenmesi başarı getirmez. Değişimin asıl uygulama sahası yerel yönetimlerdir, yani kentlerimizdir."

  • Çok Paydaşlı Katılım Şart: "Başarılı bir iklim diplomasisi yürütmek ve uluslararası fonlardan aslan payını almak istiyorsak; sanayinin teknolojik gücünü, akademinin bilimsel verisini ve yerel yönetimlerin vizyonunu bir araya getiren nitelikli iş birlikleri kurmalıyız. Çok paydaşlı katılımın olmadığı hiçbir uluslararası taahhüt sahada karşılık bulamaz."

"Resmi Olarak İklim Göçü Çağına Girmiş Bulunuyoruz"

Değerlendirmelerinin sonunda madalyonun insani ve vicdani boyutuna da parmak basan Kent, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin, "Resmi olarak iklim değişikliği göçü çağına girmiş bulunuyoruz. İklim adaleti kavramını müzakere masalarında tüm dünya genelinde daha gür bir sesle savunmalı, kriz karşısında en kırılgan olan bölgelerin hakkını ve hukukunu koruyan daha adil bir diplomasi trafiği yürütmeliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.