Bir seçim dönemini daha geride bıraktık. Oldukça hareketli ve yoğun geçen süreç, iyisi ile kötüsüyle bitti. Millet olarak, ülke olarak rahatladık. Seçimin gerçek kazananı kim oldu? Öncelikle siyasi partileri ilgilendiren bir durum olmakla birlikte,bu göreceli bir kavramdır.. Seçim sonuçlarından ne anlamalıyız? Özeti, AK Partinin ’ninkazanan parti olarak, iktidarı alması ile başkanlık referandumuna kadar geçen sürede, 16 yılda İslamcı kesim Cumhuriyeti yıkmayı başardı. Bu seçimlerde ise yıkılan Cumhuriyeti diriltmemek üzere el birliği ile gömdük. Artık Cumhuriyetin kazanımları ve simgeleri olmayacak, çünkü rejim değişti. Sn. Erdoğan’ın dediği gibi; geri dönüş yok artık. Yeni sistemi ve bu sistemde yaşamayı öğreneceğiz. Seçimde çok güzel bir algı operasyonu sergilendi. Her şeyin ikinci turda netleşeceği algısı yaratıldı, oylar bölündü. İktidar açısındansa bir değişiklik olmadı. Oy kaybetmekle birlikte, gene tek başına iktidara hakim oldular. Size söylendiği kadarı ile Cumhurbaşkanı, aslında başkan seçtiniz. Kafalarda kavramlar karıştı. Teknik olarak bu ikisi farklı olgular. Adı üstünde, Cumhurbaşkanı, yani cumhurun (halkın) başı geri planda, halkın iradesini temsil eden bir millet meclisi var, cumhurbaşkanının yetkileri ise sembolik. Meclis tarafından denetlenebilir, her istediğini yapamaz Sayıştay harcamalarını denetler vs. vs. Başkanlık sistemi; bu sistemde yurtdışından farklı olarak Türkiye’ye özgü, yeniden dizayn edildi. Yurtdışındaki başkanlık sistemi ile sadece isim benzerliği var. Kısaca Tek adam yönetimi, her tür kararı alıp uygulayabilir. Meclis, başkana bağlı , başkan bu meclisi isterse fesh edebilir. Kimse başkana gözünün üstünde kaşın var diyemez. İşte bunu algılayamadınız, Cumhuriyet nasıl yıkıldı ve seçimle gömüldü ise şu an başkanlığın da cumhurbaşkanlığı ile uzak yakın bir alakası yok. Kavram kargaşasına düşmeyelim. 95 yıllık Cumhuriyet dönemi 24 Haziranda nihayetlendi. Cumhuriyetimizi 100 sene dahi koruyamadık. Hayırlısı olsun. Değişmeyen tek şey batık ekonomimiz oldu. Sorumluluk gene kendilerinde kaldı, iyi de oldu. Nasıl bu hale kendileri getirdilerse çıkış yolunu da onlar bulmaya çalışsınlar. Önümüzdeki günler mutlaka çok zor geçecek, hem işletmeler için hem de insanlarımız için. Yaşam koşulları daha da zorlaşacak yaşam kalitesi daha da düşecek ama neticede bu bizlerin tercihi oldu. Arkadan esen rüzgarla 16 sene mirasyedi yaşantısı sürdük. Şimdi hesap ödeme zamanı. Yemeği beraber yemedik ama hesaba ortağız . Yapacak bir şey yok. Bundan sonra neler olabileceğinin sinyallerini ise şimdiden almaya başladık. Savaş veya olağanüstü durumlarda kullanılmak üzere stoklanan akaryakıtın, zam yapmamak için ÖTV farkından sübvanse edilmesine son verildi. Artık savaş stokları piyasaya sürülüyor böylelikle hem bütçeye aşırı yük binmeyecek hem de zam şimdilik yapılmayacak. Artık Belediye seçimlerine kadar idare etme dönemine girdik. Olması gereken zamlar minimumda tutulacak. Yerel seçimler ise merak etmeyin 2019 Mart sonuna kalmaz onu da öne çekerler. Çünkü yürümeyen bir ekonomi var.Cari açık ve bütçe açığı bunun somut göstergesidir. Sonuçta olacakları hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Her şeye karşın ümitsiz değiliz. Sn. Cumhurbaşkanımıza ve hükümete, teknokrat bakanlara güvenimiz esirgemiyoruz. Depresif, üzgün olmanın da bir manası yok. Kendi seçimimizi yaptık. Bunu yaşayacağız. Şimdi artık önümüze bakma zamanıdır. Bizim ülke olarak çok çalışmaya ihtiyacımız var. Artık boşa geçirilecek zaman da kalmadı. 3’cü dünya ülkesi olmaktan kurtulup sanayi ülkesi olmamız için, çok çabalamamız gerekmekte. Var olanları satmak, kapatmak yerine, yeni fabrikalar işletmeler kurmalı, refahı tabana yaymaya çalışmalı, cılkını çıkardığımız eğitimi, adaleti, tarımı, sağlığı yeniden elden geçirip düzenlemeliyiz. Ya kendimize gelip radikal değişiklikler yaparak yüzümüzü batıya döner ilerlemeye gelişmeye çalışırız, yada sıkıntılı günlere maruz kalırız.
SON SÖZ:’’ KAZANMAYINCA KAZAN KAYNAMAZ…’’