KAYNAKLARIN ÜRETİME YÖNLENDİRİLMESİ

Hayatın vazgeçilmez gerçeği üretimdir. Yaşamak için üretmek gerekmektedir. Gıda maddelerinden başlamak üzere ihtiyacımız olan her türlü şeyin üretilmesi hayatın kendisi haline gelmiştir. Bu basit gerçeği kabul edip, başaran toplumlar huzurlu, mutlu, zengin, gelişmiş toplumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Başaramayanlar ise huzursuz, mutsuz, fakir ve gelişmemiş toplumlar olarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Gelişmemiş veya az gelişmiş olarak adlandırılan bu toplumlar bünyelerinde çok sayıda problemi barındırırlar. Acılar, sıkıntılar ve sefalet onların kaderi haline gelmiştir.Sözü edilen toplumlarda sıklıkla insanın içini acıtan görüntülere şahit oluruz. Açıkça hiç birimiz böyle bir toplumda yaşamak istemeyiz.

Dünyadaki bazı ülkeler son derece zengin, huzurlu, mutlu ve gelişmiş iken neden bazı ülkeler fakir, huzursuz, mutsuz ve sıkıntılı duruma düşmektedir? Bu sorunun cevabı aslında son derece basittir. Doğa, insan, zaman, yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ve sermaye gibi üretim faktörlerini üretime yönlendirmeyi başaran toplumlar zenginliği, refahı, huzuru, mutluluğu ve gelişmişlik düzeyini yakalamıştır. Diğerlerinin ise bu kaynakları ya hiç fark etmedikleri ya da üretim yerine başka şeyler için heba ettikleri gözlenmektedir.

Sorunun temeli sahip olunan kaynakların üretim yerine başka alanlarda kullanılmasının nasıl önüne geçileceğidir. Dünyadaki örneklerine bakılırsa bunun için demokrasi ve hukuk düzeninin tesis edilmesi atılacak en önemli adımlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sefalet içinde yaşayan ülkelerin tamamının demokrasi ve hukuk düzenine sahip olmaması tesadüf değildir. Günümüzde insanlık dramı yaşayan Afganistan, Suriye, Irak, Somali, Libya gibi ülkelerin bir türlü asgari düzeyde demokrasi ve hukuk düzenini kuramadıkları yadsınamaz bir gerçektir. Değinilen ülkeler, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir demokrasiye sahip olmadıkları için kaynaklarını değerlendirememektedir.

Saygılarımla,