Kamuda memur statüsünde çalışanlar ile emeklilerine 2022 yılında yapılacak ücret artışlarına ilişkin görüşmeler anlaşma ile sonuçlanmıştır. Hükümet temsilcileri ile işçi sendikaları arasında yürütülen görüşmelerden; ücretlere 2022 yılının ilk altı ayı için % 5 zam yapılacağı, değinilen dönemde enflasyonun % 5’in üzerinde çıkması haline, farkın ücretlere yansıtılacağı, aynı şekilde yılın ikinci yarısında ise yapılacak artışın % 7+ enflasyon farkı şeklinde uygulanacağı anlaşılmaktadır. Yapılması planlanan ücret artışının söz konusu kesimde “derin hayal kırıklığı” yarattığını söylememe gerek olmadığını düşünüyorum.
Sürecin yürütülmesinden başlayacak olursak, görüşmelerin başından sonuna kadar hayatın doğal akışına aykırı unsurlar taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Her şeyden önce taraflar denk değildir. Bir yanda her şeye gücü yeten İKTİDAR, diğer yanda gerek yasal düzenlemelerle gerekse işsizlik baskısıyla eli son derece zayıflamış sendikalar bulunmaktadır. Üstelik sendikalardan birisi adeta hükümetin temsilcisi gibi hareket etmektedir. Bu durum yetmiyormuş gibi uyuşmazlık halinde, konunun hükümetin ağırlıklı olduğu “hakem heyetine” gideceği, son kararın burada verileceği bir gerçeklik karşımızda durmaktadır. Böyle bir tabloda “zam pazarlığının” nasıl yapılabileceğinin takdirini sizlere bırakıyorum.
Alınan karardaki “enflasyon farkının” ücretlere yansıtılacağı ibaresinin memur ve emeklilerinin yüreğine su serptiğini söylemek mümkün değildir.Zira, son yıllarda Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon rakamlarıyla, değinilen kesimin moda tabirle “hissettiği enflasyon oranı” aynı değildir. Özellikle gıda maddelerindeki, konut kiralarındaki, ulaşım ve eğitim giderlerindeki fiyat artışları açıklanan “tüfe” rakamının çok üzerinde olduğu ortadadır. Durum böyle olunca, ücret artışının enflasyonun çok altında kalacağı, zaten zorlukla ay sonunu getiren memur ve memur emeklilerinin durumunun daha da kötüye gideceği endişesi söz konusu kesimi sarmıştır.
Devletin işlerinin düzgün, hizmet alanları memnun edecek düzeyde olabilmesi için her şeyden önce memurların ücretlerinin günün şartlarına göre kabul edilebilir düzeyde olması gerekir. Ayrıca, gerek faal ve gerekse emekli memurların gelir düzeyi bir nev’i devletin “itibarını da” temsil etmektedir. Son yıllarda “itibardan tasarruf olmaz” sloganını ortaya atanlardan, bu konudaki samimi düşüncelerini hayata geçirmelerini, memur ve memur emeklilerine hak ettikleri ücret artışını yapmalarını söz konusu kesimin beklediğini ifade etmek istiyorum.
Saygılarımla,