İyi Havadis

Geçtiğimiz Çarşamba sabahı, Milliyetçi Hareket Partili, Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ile “Devlet Bahçeli Köprüsü”nün ayaklarının bulunduğu şantiyede sabah kahvaltısında idik, tüm 5 Ocak yazı kadrosu olarak.

Kendisine aklımıza gelen her şeyi sorduk.

Ama kahvaltı, söz konusu köprü ayağının altında olursa ana gündem de o olur tabi.

Doğrusu ben de öteden beri çok merak ediyordum.

İktidar partisine hemen her konuda destek olan MHP’li bir belediye başkanının yaptığı köprüye Ak Parti neden kredi vermiyor.

Adana’yı borç batağının içine çeken “Metro” diğer birçok kentteki gibi, neden Ulaştırma Bakanlığına bir türlü devir edilemiyor?

Bunların cevabını sizler adına alabilmek için sordum;

-Mensubu olduğunuz Milliyetçi Hareket Partisi, genel başkanınız sayın Devlet Bahçeli ve 40 milletvekili ile, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar olmasından, meclis başkanını seçmesine, istediği bazı yasaların geçmesine, istemediği yasaların geçmemesine kadar pek çok konuda iktidara katkıda bulundu..Hatta önümüzdeki ilk seçimde “seçim ittifakı” bile konuşur oldu.

Bu kadar çok yapılan şeylerin karşısında, biraz önce anlattıklarınızdan da yorum çıkararak soruyorum. Devlet Bahçeli adı verilerek yapılan bu köprüye, iktidar destek mi oluyor, çelme mi takıyor, bunları rakam da vererek açıklamanızı rica ediyorum.

-Genel Başkanımız bir c ittifakından, Cumhuriyet ittifakından bahsederken bir bloklaşma olursa, alternatif bir ittifaktan bahsetti ama, Adalet ve Kalkınma Partisiyle ittifak yaparız diye çok açık bir şekilde ifade etmedi.(Bana göre Bahçeli açıkça AKP-MHP ittifakından söz etti) Genel Başkanımızın söylediği bu ittifak önerilerine de zaten Adalet ve Kalkınma Partililerinin çoğu da şaşırdı zaten. Bacaklarımı titredi ne oldu?.Doğru dürüst bir cevap veremediler. Gazeteciler sorduğunda “Olabilir, tabiî ki” falan dediler ama net bir cevap vermediler. Genel Başkanımız o meseleyi bir bloklaşma olursa alternatif bir blok olarak tarif etti. Ama net bir cevabı onlar veremedi. Onun için, iktidara da destek vermekten ziyade genel başkanımız, özellikle son dönemde, gerçekten bu 15 yıllık uygulamanın uyarılara vurdumduymazlığın neticesinde ortaya bir FETÖ olayı çıktı.. İşte açılım, çözüm süreci, hendekler çıktı.. Bu hendeklere açılım, çözüm süreci müsaade edilmesi neticesinde, sadece surun içerisini temizlemek için 84 şehit verildi, ağır bedeller ödendi. Yani Türkiye içeride FETÖ, PKK, dışarıda yine FETÖ, PKK, üzerine Amerika, yine üzerine Rusya ve komşularımızın da, sağ olsunlar böyle zafiyetlerine …diyelim ülke zor durumda, bir beka meselesi yaşıyor. Genel Başkanımızın burada devlet adamlığı kumaşını kimse tartışamaz. Devletimiz ve Milletimizin ihtiyacı neticesinde, ortaya koymuş olduğu tavır, destektir. Terör, dış politika ve beka meselesine vermiş olduğu bir destektir, ama bunun karşılığını istemez. Yani ‘biz de size bu kadar destek veriyoruz, siz de bizim belediye başkanımızın problemini çözün’ gibi bir yaklaşımda olamaz. Genel Başkanımızın Adana tabiri ile şu özelliği vardır. Burnu yere düşse almaz. Ama şunu da söyleyeyim, Savaş bey (Çokduygulu) da vardı, yeni bakanları ziyaret ettik. Orada sayın bakana, hani demesinler ki siyasette tenezzül edip bize söylemediler. Sayın bakanın bizatihi kendilerine de söyledim. Adana’da hapşıranın iyi hapşırırsa “Allah razı olsun sayın bakanımızdan iyi hapşırdık” dediği bir yerde, bu kredide de (devletten istenip de alınamayan krediyi kastediyor)eğer istenseydi, muhakkak ki bir sonuç alınırdı. Ben olumlu katkı yaptıklarını falan düşünmüyorum..Hani olumsuzu da ne yaptı.. Oraya gitmek istemiyorum ama, gerçekten samimi bir şekilde ‘o iş te olmalı’ deyip siyasi etiğin içine sığan bir davranış içerisinde olduklarını söyleyemem. Benim öyle bir borcum yok..Adana’da herkes hazır ola, sıraya geçmiş, olsa da olmasa da söylüyor.

Yani şeye döndü Adana siyaseti, Sovyet’lik bir döneme döndü o konuda. Ama benim öyle bir şeyim yok. Saygısız bir ifadem de olmadı. Bu zamana kadar , hükümetle ilişkilerimizde. Farklı görüşlerimiz olmuştur, siyasi mücadele yapmışızdır. Ben Milliyetçi Hareket Partili belediye başkanıyım. Hatta şunu da söyleyeyim, tabiri caizse. Türkiye’de belediye başkanları, partilerinin siyasi meselelerine çok dokunamazlar. Çünkü çok cesur değildirler..Benimki istisna. Ben ülkücüyüm, ben Türk Milliyetçisiyim. Ben bir de bu memleketin çocuğuyum, hakiki Adanalı’yım...Şöyle söyleyeyim, siyasetin dizaynıyla alakalı, kendimize , yarın ne olacağına dair bir gelecek çizersek olmaz. Ama ben 1999’dan beri, bu zamana kadar belediye başkanıyım. Dört defa Milliyetçi Hareket Partisi beni aday gösterdi. Dördünden de başarıyla çıktım. Bir beşinci’de de ‘halk ittifakı’nı ben zaten yapıyorum. Yani ben geçen dönem Sarıçam’dan Kozan’a, Feke’den Saimbeyli’ye kadar , Adalet ve Kalkınma Partilerinin olduğu yerde, hem kendim yüzde 50-55’lerin üzerinde oy aldım. Hem de ilçe belediye başkanlıklarını partimiz kazandı. Bunları AKP bizimle ittifak yaptığı için mi kazandık, Yumurtalık da dahil. Yok efendim işte Çukurova’da hem CHP adayını hem de mevcut Belediye Başkanını geçtim. Yani siyasi partiler “ey CHP ahalisi Hüseyin beye oy verin”mi dedi..Yok..İttifak halkla yapılır. Genel Başkanımızın gelecekle ilgili tasarrufu, partimizin genel siyaseti Türkiye’nin genel siyasetiyle ilgilidir. Muhakkak ki biz onu takip ederiz. Ama ya olur ya olmaz diye beklenilen sonuçlarda, kendinizi ona göre değil, yapmış olduğunuz işte başarı, beğeni endeksine göre yapmanız lazım…Benim işim halkla..Genel Başkanımı takip ederim. Partimin siyasetini takip ederim. Ama ittifak olur, olmaz. O beni hiç ilgilendirmez.

-Finans kaynağında bir kıtlık varsa köprünün yapımı gecikecek demek mi?

-Yok, köprünün yapımı gecikmeyecek..Biz krediyi rahatlamak için istedik. Malımı satacağım, mülkümü satacağım. Kredi alamasak da gecikmeyecek.

Arkadaşlarımın sınırlarına girmemek için ilginç diğer konulara girmiyorum.

Onları da; sütunlarında ve Savaş Çokduygulu’nun özet yorumlarından öğrenin.