*Şimdi de Ünal ACAR’ın http://www.sosyalarastirmalar.com sayfasındaki makalesine bir göz atalım:
‘1980’li yılların başında dünya dengeleri yeniden kurulurken, İsrail Devletinin stratejisini açıklayan raporlar da yayınlanmıştır. Oded Yinon raporu da bunlardan sadece bir tanesidir. Makalemizin konusu olan, Oded Yinon’un yazdığı, “1980’lerde İsrail için bir strateji” raporu; İsrail’in Orta Doğu ülkelerini bölme stratejinin en açık ve ayrıntılı anlatımıdır. Ortadoğu ülkelerinde yaşayan Kürt, Şii, Sünni grupların birbirleriyle nasıl savaştırılması gerektiğini anlatan bir rapordur. Raporun önemi, günümüzde yaşanan olaylara etkisinin yanında, önerdiği stratejinin acımasızlığında da gizlidir
Ralph Schoenman, “Siyonizmin Gizli Tarihi” adıyla Türkçeye de çevrilen kitabında şöyle der: “Bu stratejiden çıkan sonuç, Siyonist hareket için her şeyin bir zaman tablosu üzerinde yazılı olduğu, her bölgenin fetih için işaretlendiği ve bir fırsat hedefi olarak kabul edildiği, ancak bu arada uygun güçler dengesi, ani ve yararlı sonuçlar sağlayacak bir savaş durumu beklendiğidir” (Schoenmann, 1992:109).
*BOP Büyük İsrail Projesi olduğuna göre, Eş Başkanlık kime hizmet eder?
Hahambaşı’nın ‘72 tarikatı biz kurduk dediği’ tarikatlara Türk çocuklarını teslim etmek BOP projesi gereği midir? Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Eser Gür Balcı, bir milyon çocuğumuzun cemaat ve tarikatların elinde olduğunu açıkladı. Bu bilgiye göre, bir milyon mankurt zombi yetişecek ve kendi milletine karşı kullanılacaktır.
Bu güne kadar hiçbir tarikat şeyhi;
Hırsızlık, yolsuzluk, yağma, iftira, adaletsizlik hakkında tek kelime etmedi. Bu demektir ki;
Her biri SİYON PROTOKOLLERİ’ni uygulamakla görevli BOP aparatı, zamanın El Meymune’leridir.
Bu işbirlikçi takım son model araçlar kullanır. En pahalı telefonları kullanır ama bisiklet yapamayacak çocuklar yetiştirirler.
*Senatör Chuck Hagel, 23 Ocak 2004’te Brüksel’de yaptığı, “Amerika, NATO ve Büyük Orta Doğu” başlıklı konuşmada,
“21. yüzyılda NATO’nun Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında stratejik yoğunluğu, Türkiye, Afganistan, Irak, Akdeniz ve İsrail ve Filistin üzerinde olacaktır. Akdeniz, 21. yüzyılın en stratejik bölgesi olarak öne çıkacaktır” diyordu.
Bu hedef için Türkiye şekillendirildi.
Dünya bambaşka yöne evriliyor. Bilime, bilgiye hakim olan geleceğe de hakim olacaktır. Ülkemiz bu yarıştan çekiliyor. En geç 50 yıl içinde bu yıkımın sonuçları görülecektir. Cehaletin hakim olduğu bir ülkeyi elinizde tutamazsınız.
Şu gerçeği hiç unutmayın!
İslâmcılık, hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur.
Bunların amacı, ‘yaşadıkları ülkede milliyetçi politikayı etkisiz duruma getirmektir. ‘
“Bu azınlıklar kendilerini güçlü hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açıklamaktan geri kalmazlar. Güce erişemedikleri müddetçe İslâm davasının şampiyonu olarak görünürler…Bütün bu gelişmelere karşı yapacağımız çok şey var. Bir kere, eğitim sistemimizi tamamen, bilgiye ve bilime dönük uygulamalıyız. Teknoloji başka türlü kavuşmamız mümkün değildir. Bilim ve bilgiye hakim olursak, teknolojiye de hakim oluruz. Yani, teknoloji demek, yenilik demek, farkındalık yaratabilmek demek, katma değerli ürün üretebilmek demektir, ekonominin güçlü olması demektir. Bir diğer husus; ülkemiz üzerinde oynanan bu oyunları bozmak, milletimiz arasına nifak sokulmasını önlemek ve birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirmek olmalı. Akılla, bilimle, bilgiyle kol kola yürürsek, bütün bunların üstesinden geliriz. Şurası bir gerçek ki; Türkler ne zaman ki Orta Asya’dan Batıya doğru geldiler, İslamiyet’i kabul ettiler, Hristiyanların boy hedefi oldular… Buna ait binlerce bilgi ve belge ortada dolaşıyor. Ne büyümemizi gelişmemizi istiyorlar, ne de Osmanlı’nın 600 yıllık hakimiyetini hazmedebiliyorlar. Kendi hegemonyaları için, bize hükmetmek istiyorlar…
*Bu yazı dizisi, Ünal Acar ve Zahide Uçar’ın yazılarından yararlanılarak hazırlanmıştır…
SON SÖZ: ‘’ VATAN BİR BÜTÜNDÜR, BÖLÜNEMEZ.’’