Tarım ve Köyişleri Bakanlığında 115 bin kişi çalışıyor.
Üniversitesiz ilimiz kalmadı.
30 tane Ziraat Fakültemiz mevcut.
50 tane Tarım Araştırma Enstitümüz, 10 bin tane işsiz ziraat mühendisimiz var.
Bütün bunlara rağmen, hayvancılıkta da tohumda da dışa bağımlıyız.
Fakat; Tarım Bakanı Fakıbaba, Türkiye’nin tarımda ne kadar ileri olduğunu ve kendisine kül yutturulamadığını anlatıp duruyor.
“Benim adım Fakıbaba ise, fırsatçılara fırsat vermeyeceğimi herkes bilir” deyip duruyor.
Ama yine de, ithal edilen tonlarca et’e rağmen, fiyatları bir türlü düşmüyor.
İyi hatırlıyorum; eskiden en iyi tohumlar bizim yetiştirdiklerimizdi.
Şimdi artık Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.
Tohumun patronu, (hem de çölde yaptığı ziraatçilikle) İsrail.
Salatalık tohumunu, çekirdeksiz karpuz tohumunu yıllardır onlardan alıyoruz.
İsrailli araştırmacıların genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiklerini biz ancak bilimsel araştırma dergilerinden okuyoruz.
Karpuz’u, domates’i, yuvarlak şekillerinden çıkarıp, küp gibi, dikdörtgen gibi, isterseniz kalp gibi şekillere sokuyorlar.
Ya da salatalık biçiminde, dilimli.
Yani genlerle oynama meselesi…
Ama siz bir defa almakla, bu nesli devam ettiremiyorsunuz.
Bu enteresan tohumlar sadece bir ekimlik.
Yani ondan aldığınız tohumla neslini devam ettiremiyorsunuz.
Anlayacağınız İsrail’den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.
Fiyatları ise, dolarla, avro ile belirlenmiyor.
Bir kilo tohum, neredeyse bir kilo altın fiyatına.
Ziraatçi dostlarımın söylediğine göre de, İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi, yerli tohuma kolay dönemiyorsunuz.
Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki “Genetik tohum ekildiği toprağa da zarar veriyor” diyorlar.
İddialar daha da ileri götürerek şunları söylüyorlar;
“Genetik tohum ekildiği toprağa da zarar veriyor..Artık hep bu genetik tohumu ekmek zorunda kalıyorsunuz. Elli yıldan sonra ise söz konusu toprak, kanserojen maddelerle dolduğu için, artık tamamen kullanılamaz hale geliyor…
Buna en güzel örnek; Türkiye’nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için, bu patateslerin ekilmesine artık izin verilmemesidir.
Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor.
Hastalığın fiyatı da yanında.
Bütün bu tabloya rağmen Türkiye’de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.
Şu anda Dünya’da “İsrail Tohumu Kullanma Yasası” çıkartan ilk ülke işğal altındaki Irak.
Van minüt’leri, Kudüs’ün İsrail’in başkenti yapılmasını filan engel olur diye düşünmeyin.
Galiba, böyle bir yasayı ikinci çıkaran ülke de biz olacağız.
İnşallah yanılıyorumdur.