26 Ağustos’ta, Malazgirt zaferimizin 951.Yıldönümünü ve Büyük Taarruzun başlangıcının 100.Yıldönümünü, ve 30 Ağustos’ta da Büyük Zaferi, kutladık… Büyük bir sevinçle, coşkuyla…
İl ve İlçelerde son derece güzel kutlamalar yapıldı. Ülke olarak, Millet olarak, büyük mutluluk yaşadık…Dilerim, günlerimiz hep böyle olur. Böylesine muhteşem günlerin, sevinç ve coşkuların yaşandığı önemli günlerde, ne yazık ki bazı aklı evveller, bunamış kafalar, cahil cühela takımı, alıştıkları o karanlıktan bir türlü kurtulamadıkları için, bu günü gölgelemeye çalışmakta, o meczup tavırlarıyla yine saldırılara başladılar… Elbette ki, her toplumda bu ve benzeri geri kafalılara rastlamak mümkündür. Koca bir tarihi gerçeği reddedecek kadar, gözü dönmüş, beyni sulanmış, kerameti kendinden menkul zavallılar korosu, bu kutlamalarda yine abuk sabuk şeyler söyledi. Böyleleri için en güzel temenni; ‘’Allah Akıl versin’’ olmalı…
Giderek ret edilmeye çalışılan kurtuluş savaşı ve onun komutanı Mustafa Kemal’in, kurmay zekâsı ve analitik düşünme becerisi sonucu ülkenin işgalcilerden kurtarılması mazlum milletlerde örnek olmuştur. Dünyanın geçmiş tarihini, emperyalizmin sömürgeci amacını bilmeden anlamadan, kurtuluş ve bağımsızlık savaş(lar)ı anlaşılamaz. As olan başkasının toprağını işgal etmek değil, kendi toprağını işgalcilerden kurtararak özgürleştirmektir. 'Yurtta Barış Dünyada Barış' sözü tamda bu arifede önem kazanıyor. Barış içinde bir arada yaşamak varken, başkasını kendi egemenliğine almak medeni bir insan yakışmaz. Savaşları değil, barışı savunmak gerekir. 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, tüm dünyada barıştan yana bir tavır sergilediklerini, savaş sonrası uygulamaları ile gösterdiler. Toplum, kurtuluş savaşında canı ile çok ciddi bedel ödedi, ancak barış fikrini de içtenlikle benimsedi.
- yazık ki kurtuluş savaşı sonrası toplumun benimsediği bağımsızlık özlemi, zaman içinde gelecek nesillere çok da anlatılamadı. Çoğumuz törenlerin coşkusuna kapıldık ancak bütünlüklü bir tarih okuması yapılmadı. Toplum o dönemde tarihi yaşayarak anladı. Bugünün kuşakları maalesef okumadıkları için, çok sığ, yüzeysel bilginin ötesine geçemediler.
Bulunduğumuz coğrafyanın jeopolitiği, barış içinde yaşamamız gerektiğini gerektiriyor. Her tarafımızda savaşlar yaşanıyor. Zorunlu olmadıkça “savaş cinayettir” diyen Gazinin bu ifadesi, bugün çevremizdeki ülkelerde kan ve gözyaşı ile devem etmektedir. Çevre ülkelerde yaşanan savaş ve iç huzursuzluklar sonucu, ülkemize sığınan milyonlarca insanın sorun talepleri ve yaratıkları sosyal etkiler, ülkede otokton (yerel halk) olan insanları rahatsız etmeye başlamıştır. Bazı bölgelerde göçmenlerin yarattığı nüfus baskısı ortamı yaşanamaz hale getirdiği konusunda, ülkede politik tartışmalara neden olmaktadır…
Bütün yaşanan tarih olay ve olgular, kendi bağımsızlık savaşını kendi toprağında vermenin önemi bir kez daha anlamlı oluğu gerçeği ile zafer bayramının bütünlüklü analizi gerektiriyor. Çevremizdeki savaşlar ve gelişmeler çok ciddi dönüşümlere ve sonuçlara yola açacağı görülüyor. Sorun büyük. Büyük işleri ancak büyük düşünen akıllar ile yapılır. Tarih, coğrafya, fen bilmeden büyük sorunlar çözülmez.
Tabii önce özgür olmak gerekir. Özgürlüğü elinden almak isteyenlere de müsaade etmemek gerekir. Özgürleşmeyen hiçbir bire, toplum ve devletin geleceği olmaz. Mustafa Kemalin “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” ifadesi ne denli önemli.
Özgür olma, barıştan yana olma ve başkasının yaşam hakkını savunan erdemli insan anlayışı sahibi inşalar ile dünya daha yaşanır bir dünya olacaktır. Bu düşünceyle 30 Ağustosu salt bir zafer günü olarak kutlamanın ötesinden bağımsızlığın önemini bilmek ve onun değerini sürekli korumak ve gelecek kuşaklarda aktarmak gerekir.
SON SÖZ: ‘’ GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ’’