İRAN İSLAM CUMHURİYETİ ve TÜRKİYE FARKI 2

Çocuklarımız için bir çocuk bayramı ilan edildi. Dünyanın hiçbir ülkesinde, böyle bir bayram yok. Okuma yazma oranı % 2’lerden, %60-70’lere fırladı. Topyekûn bir gelişme ve sanayileşme hamlesi başlatıldı. Kibriti bile ithal eden ülke konumundan kendi arabasını (Devrim), kendi uçağını, (Vecihi Hür kuş), kendi silahını yapan (Nuri Killigil) bir ülkeye dönüşüp; dünyayı titreten adımlarla yürümeye başlayan bir Türkiye haline geldik. Gelmekle kalmayıp, tüm dünyanın sömürge ve emperyalizme karşı ne yapacağını bilmeyen ülkelerine bir özgürlük meşalesi yaktık, örnek olduk. Birinci dünya savaşından mağlup ayrılmış, milyonlarca şehit vermiş, toprak kaybetmiş, maddi ve manevi açıdan adeta yanmış kül olmuş, geride enkazdan başka bir şey bırakmamış , koskoca Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden yep yeni bir ülke, yep yeni bir cumhuriyet inşa edilmiş. Günün şartlarına uygun bir çok kurum oluşturulmuş.


Atatürk’ün bugün dünyanın birçok yerinde heykelleri, büstleri var. Çin’den Japonya, Küba’ya kadar yine birçok ülkede ders olarak okutuluyor. Bir ülkeyi yoktan var eden saygın bir lider olarak tanımlanıyor. Türkiye ise, bir başarı hikayesi idi. Tüm Ortadoğu ve Latin ülkelerine bir örnek teşkil ediyordu.

O günlerden bugünlere gelene kadar olabilecek bütün olumsuzlukları ise Atatürk, Nutuk adını verdiği eserinde öngördü, anlattı ve yazdı. Bizler maalesef anlayamadık. Kazanımlarımızı içselleştiremedik. İstemeden elde ettiğimiz tüm haklar ve kazanımlar bize ağır geldi, hazmedemedik. Ata’nın uyarıları ve öngörüleri ilerleyen süreçte birer birer gerçekleşti.

Bugün, Orta doğunun kaos içerisindeki cahil ve dışa bağımlı ülkelerinden bir farkımız kalmadı. Onlar gibi oluyoruz. Güzel arabalara binmekle, güzel sitelerde oturmakla, markete gidip her tür yiyeceği almakla ( paranız varsa ) geliştiğimizi büyüdüğümüzü ilerlediğimizi zannettik. Günümüzde Osmanlının son dönemindeki gibi gene dışa bağımlı, samanı dahi ithal eden, tarımda dünyanın tahıl ambarı kabiliyetini kaybedip, patatesi soğanı dahi yurtdışından ithal eden bir ülkeye evrildik. Yabancıya Cumhuriyet’in ilanı ile kaybettiği kapitülasyon haklarını geri verdik. Bugün çiftçimiz, sanayicimiz esnafımız var olma savaşı verirken, yurtdışındaki çiftçiye, sanayiciye, fabrikalara bir pazar, bir umut ışığı olduk. Kısaca gene müstemleke (sömürge) konumuna geri döndük.

Artık paran kadar yaşama evresindeyiz; ancak %85’de para yok. Gene güzel binalar yapılıyor, gene güzel ithal araçlar getiriliyor, marketlerde gene ithal envai çeşit gıda maddesi mevcut. Ama alım gücü kalmadı.

Ata’mızın bize bıraktığı mirası müsrif bir şekilde hovardaca harcadık. Har vurduk, harman savurduk. Bu kurum ve kuruluşları Cuma günkü yazımız da liste halinde vereceğiz.

Bu güne geldik. Cumhuriyet ve Cumhuriyet dönemi, kubbelerde kalan bir hoş sada oldu.

İnsanlar kendi tercihlerini yaşarlar iyisi ile kötüsü ile fark etmez. Tercih sizlerin idi. Her şey gözünüzün önünde oldu. Baktınız; ama sonunu göremediniz. Artık yeni bir dönem yeni bir yönetim şekli var. Biz hiçbir zaman deneyimlerden ders çıkartarak yaşamadık.

Deneyimleyerek öğrendik ve yaşadık. Bu yüzden ilerde olabilecek ekonomik olumsuzluklar ve diğer gelişmeleri yaşayarak öğreneceğiz…

Devam edecek….