Gerçekten insanlık şu aralar bir açmazın içerisinde diye düşünüyorum. Neden? Filistin, Suriye, Lübnan gibi topraklarda 2023 yılının Ekim ayından beri İsrail istediği gibi at koşturuyor. Bu durum sadece oradaki insanların değil bütün insanlığın derdi olması gerekmez mi? Hatta biraz insanlık değer ölçüsü taşıyan İsraillilerde bile bu durumun sıkıntı yaratması gerekmez mi? Doğrudur, bir takım Yahudi kuruluşları ve bazı Yahudiler bu katliamdan rahatsızlar ve bunu da belirtiyorlar ama maalesef yeterli değil ve cılız kalıyor. Bu İsrail azgın saldırganlığını Filistinlilerin İsrail Devleti'nin kuruluşu aşamalarındaki yaptıkları hatalardan bağımsız düşünüyorum. Yoksa o dönemde neler olduğunu biliyoruz. Ayrıca yine Filistinlilerin Türkiye ve Türk Milleti'ne karşı nerede, hangi tavrı sergilediklerinden de bağımsız düşünüyorum. Bu tavırlarını da çok iyi biliyor ve Türk Milleti olarak elimizde ve bir kenarda tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Ama bütün bu gerçeklere rağmen bugün o bölgede İsrail'in yaptıklarının insanlığın açmazı olduğunu görmeden edemem. Bu kadar açık, pervasız, çekincesiz bir saldırı, katliam, tavır, rahatlık karşısındaki insanlığın mahcup tepkisi çok kabul edilebilir değildir.
Evet bir takım eylemsel, sözlü tepkiler oluyor ama etkili ve sonuç alıcı değil. İşin bir garip yönü de İsrail o kadar da güçlü bir devlet değil görüntüsü de oluşmaya başladı. Neden diye sorarsanız şöyle açıklayabilirim: 15-16 aydan beri bu kadar saldırganlığa, dünyadaki gücüne rağmen bir avuç Filistinli ile baş edememesini aslında bir güçsüzlük olarak değerlendirmek akla yakın olmaz mı? Kaldı ki, böyle bir devletçiğin bir de Arz-ı Mevut hedefi varmış filan. O Arz-ı Mevut denen iki nehir arası idealini güçsüz, bitmiş, yalnız kalmış Filistin meselesini çözemeyen İsrail mi gerçekleştirecek? Bu dünya basın gücünün algı yönetimi olmasın... İsrail saldırganlığı başladığından beri kaç İsrailli öldü bilen var mı? Konuya bir de bu açıdan bakmaya çalışıyorum. Arap dünyasının bu kadar sessiz seyretmesine ve hatta gizli destek vermesine, dünya basın ve sermaye gücüne rağmen bu kadar uzun zamanda saldırganlığın devam etmesi, İsrail yönetiminin gelecek korkusu olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum. Bu düşüncemin doğru olma ihtimalinden yola çıkarak da İsrail'in Arz-ı Mevut, yani iki nehir arası hedefi boş bir hayal ve korku salmak için kullanılan bir manivela olarak görülmelidir diye düşünüyorum. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki, ülkemizde bu İsrail zulmüne karşı Türk Milleti'nin fertlerini İsraille savaşmaya göndermek isteyen kişi, grup vesaireden oraya gideni de hiç görmedik ya neyse şimdilik onlardan bahsetmeyelim.
Bugün insanlığın açmazından bahsederken sadece İsrail zulmünü ele alıp değerlendirmeye çalıştım. Ama bizim için sadece insanlık adına değil ayrıca soydaşlık, kardeşlik adına da göz ardı etmememiz gereken bir Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri meselesi olduğunu elbette çok çok iyi biliyorum. Bütün Türk Dünyası'nın içindeki bir yara olan Doğu Türkistan'da yapılan Çin Devleti'nin zulmü zaten bizim daimi konumuzdur ve her fırsatta desteğimiz devam edecektir.