Meşhur bir Türk Sanat Müziği şarkısı var; Söz ve müziği Kaptanzâde Ali beye ait,
Hicaz/ Sofyan makamında.
Malum, Hicaz makamı TSM’de çok önemli bir makamdır.
Hicaz makamı için, kısaca şöyle diyebiliriz:
Klasik Türk müziğinde, dügah perdesinde karar kılan, bir makam ve perde. Hicaz perdesi, Türk müziğinde, do diyez notasını andıran perdedir. Bu perde, makamın yapısındaki en karakteristik perde olduğu için, makama da adını vermiştir. Hicaz makamı bilinen en eski musiki makamlarından birisidir.
‘’Kapıldım gidiyorum,
Bahtımın rüzgârına,
Ey ufuklar diyorum,
Yolculuk var yarına…
Ayrılık görünmüşken,
Yâr tutmuyor elimden,
Misafirim bugün ben,
Gurbet akşamlarına’’… Diye
İşte günümüz insanı da, kapılmış bahtının rüzgarına, dolu dizgin gidiyor… Kırıyor mu? Üzüyor mu? Kuralları mı çiğniyor? Pek önemi yokmuş gibi yaşıyor. Yeter ki, kendi egosunu tatmin etsin. Gittikçe içe dönük, kendi kendine yetmeye dönük bir davranışla adeta yalnızlaşıyor. Toplumdan, bireysel ilişkilerden uzaklaşıyor. Şahsını ilgilendirmeyen konulara fransız kalıyor…
Bir çok gruba üyeyim. Bazı gruplarda fanatik seviyesinde arkadaşları görüyorum. Bir arkadaşım WhatsApp’tan aşağıdaki yazıyı göndermiş, çok hoşuma gitti. Tüm dostlarımın sabırla sonuna kadar okumalarını ve bazı konularda yeniden düşünmelerini diliyorum.
Çocuğunu okula yazdıracaksın. Araştırdın sordun soruşturdun. Herkes Nihal öğretmen iyidir dedi. Gittin okula kayıt için, bir de baktın ki MHP il başkanının eşi. Bildiğin koyu ülkücü. Vazgeçmezsin, okulda CHP’li, AKP'li öğretmen arayamazsın. O bildiğin ülkücü öğretmene emanet edersin çocuğunun geleceğini. Senden, benden de iyi sahip çıkar. Kendi çocuğu gibi gözünden bile sakınır.
AKP'li esnafsın, bankada acil işin var...Dükkanda kalfa, çırak yok. Kilit vurmak yerine dükkanı CHP'li yan komşun, kasap Mehmet’e emanet edersin; ‘’komşu göz kulak olur musun, bir saat işim var’’ dersin, o da kendi dükkanı gibi bakar… Ak Parti il merkezini arayıp ricada bulunamazsın. Bulunsan da gelip dükkanını bekleyen olmaz…
CHP'lisin, gece saat 02:00, 3 yaşındaki bebeğin ateşlenmiş altında araban yok, AKP'li üst komşunun, emekli polis memuru Rıza amcanın zilini çalarsın, pijamalarıyla koşar gelir. Alır oğlunu götürür hastaneye. Gece boyu seninle nöbet tutar başında. CHP il başkanlığını arayamazsın. Arasan da o saatte bırak geleni, telefona bakan bile olmaz…
O partilisin, bu partilisin, ideolojin, fikrin ne olursa olsun, bu yaşına kadar yan yana olduğun, sokağa çıktığında selâmlaştığın, hal hatırını soran dostların, arkadaşların, komşuların, akrabaların, seninle aynı fikri paylaşmak zorunda değildir. Ve seninle aynı fikri paylaşmayan bu insanlar, yaşadığın sürece, iyi ya da kötü gününde senin yanındadır hep.
Düğün dernek edersin, misafirlerinin arasında Ak Partili de, CHP'li de, MHP'li de vardır... Hediye getirirler, altın takarlar; cenazen olur taziyeye gelirler. Yeri gelir tabutunun altına hep birlikte girer, omuz verirler. Arkandan helal ederler haklarını. Düğününe, taziyene Ak Parti Genel Başkanı gelmez, Cumhurbaşkanı gelmez, CHP Genel Başkanı gelmez, MHP Genel Başkanı ya da başbakan da gelmez…
Sela’nı bile duymaz onlar. Ama olur da onlar yüzünden kırarsan sevdiklerini, bu sefer işte o zaman yalnız hissedersin kendini. Halayın başını çekecek komşu da bulamazsın, cenazende Fatiha okuyacak dostta...
Siyasi görüş farklılıkları yüzünden tepedekilerin tepişmeleriyle sen arkadaşlarınla, komşunla, eşinle, dostunla tepişme... Dünya bir tane ve hepimiz burada yaşıyoruz, ama acı ama tatlı, güçlü ve akıllı olmak zorundayız.
Güçlüyseniz, akıllıysanız bölünmeyin birleşin... Daha sıkı sarılın birbirinize, oyunlara gelmeyin...
Klavye başında birbirinize küfür, tehdit sallayarak siyaset yapmayın... Siyasetinizi sandıkta yapın..
Bizim birbirimize ihtiyacımız var, komşuya, arkadaşa, en önemlisi dosta ihtiyacımız var.
Siyasi kimliklerimizin, ideolojilerimizin, ırklarımızın, milletlerimizin, dinlerimizin arkasında olan dostluğa ihtiyacımız var. İNSAN olan halimize. Birbirimize baktığımızda taaa derinlerdeki o kimliği görmeyi başarmalıyız…
SON SÖZ: ‘’ DOSTTAN DOSTA HER ZAMAN BİR YOL VARDIR.’’