İnönü’nün dilinden Atatürk(4)

Sanırım bundan 5 yıl önceydi.

Hürriyet Gazetesi, tarihe ışık tutacak harika bir ilave verdi.

Benim de şefliğimi yapmış efsanevi gazeteci Abdi İpekçi’nin 1968 yılında, İnönü ile yaptığı unutulmaz bir söyleşi ile bilinenleri doğruladı, bilinmeyenleri de gün yüzüne çıkardı.

İpekçi’yi çok iyi tanıdığımdan ona yürekten inanıyor ve İsmet İnönü ile yaptığı bu muhteşem söyleşiyi, zaman zaman sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum.

***

HERKES BİR ŞEY SÖYLER, KARARI O VERİRDİ

-Milli Mücadele’den sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Lozan Barış Konferansı’n ın baş temsilciliğine sizi getirmesi nasıl oldu?

-Hiç beklemiyordum. Atatürk ilk defa söylediği zaman şaşırdım, hatta istemedim.

Çok yorgundum, dinlenmeye ihtiyacım vardı.

Atatürk ısrar etti.

“Bir hariciye vekili var, devletin siyasileri var” dedim.

“Bildiğim şeyler değil bunlar. Muharebe ettim, bittim, yoruldum, şimdi istirahat edeceğim” dedim.

“Olmaz” dedi. “Hariciye vekili olacaksın, öyle gideceksin”

“Nasıl olacağım hariciye vekili?..” dedim.

O sırada Hariciye Vekili Yusuf Kemal idi.

“Yusuf Kemal bey öyle istiyor”dedi.

Bundan da haberim yoktu.

Sonra bunun Yusuf Kemal Bey’in teklifi olduğunu söylediler.

Onu da bilmiyordum.

Hülasa Atatürk ısrar etti ve beni ikna etti.

“Çok uğraştık, iyi netice alalım” dedi.

Buna rağmen aldığım vazifenin ne kadar yorucu ve yıpratıcı bir şey olduğunu bilseydim gitmezdim de..Ne derse desin gitmezdim. Ama ‘İstemiyorum, bilmiyorum’derken, belki de kolay olduğunu zannettim.

İşin iç yüzünü sonradan öğrendim.

Ben Mudanya Mütrekesi’nde konuşurken orada bir Fransız müşahidi vardı.

Mösyö Franklin Bouillon.

O daha evvel ben cephede iken gelmiş, Ankara’da bulunmuş.

Burada Atatürk’ü, ve diğer arkadaşları tanımış.

Beraber çalışmalar sonunda Fransızlar’la aramızda imzalanan ‘Ankara İtilafnamesi’ dediğimiz antlaşmalar çıkmıştı.

Sonra Franklin Bouillon Mudanya’ya gelmişti müşahit olarak.

Mudanya Mütarekesi müzakerelerini takip etti.

Mudanya Mütarekesi’ne ben murahhas üye olarak çıktığım zaman, o bizde çok insan tanımış olarak ve çok insanı müzakere içinde görmüş olarak Atatürk ile konuşmuş derler.

Yani beni tavsiye etmiş.

Ama Atatürk’e bu tesirlerin, böyle akılların karar unsuru olması tasavvur edilemez.

Herkes bir şey söyler ama, Atatürk kararı kendisi verir.