Başkalarını bilmem ama, benim gündemimden hemen hemen hiç düşmeyen bir konu var.
Trafik kazaları.
Türkiye Radyolarında (TRT) haftanın gündemini konuştuğum muhtelif sohbetlerimde, ülkeyi, uyuşturucu ve terörden daha fazla tehdit ederek gelişen “Trafik Terörü”nden içim yanarak pek çok kez söz ettim.
Bu konuşmaların hemen hepsinde de, bu terörü önlemenin en önemli yanının , günün şartlarına göre adaptesi kolay olan “yeni bir trafik yasası” olduğunu da üzerine basa basa söyledim.
4 Ekim 1996 tarihinde yine TRT 1’de yaptığım bir yorumda, yeni trafik yasasının mecliste görüşülmeye başladığından da sevinerek söz ettiğimi dün gibi hatırlıyorum.
Diyeceksiniz “yoksa yasa çıkmadı mı?”
Çıktı, çıktı..
Hem de para cezaları istenen düzeyde idi.
Ancak aradan geçen 4 yıl gibi kısa bir zaman sonunda bu cezalar enflasyona yenilerek küçüldü.
Bu günlerde Meclis yine söz konusu cezaları günün şartlarına göre yükseltiyor.
Ama son deneylerle de gördük ki; yükseltilen para cezaları ile arttırılan ve daha da arttırılması düşünülen hapis cezaları da trafik terörünün hızını, fazlaca kesmeyeceğe benziyor.
Şimdi “peki nasıl düzelecek bu iş?” diyebilirsiniz.
Söyleyelim;
1)Topyekun göreceğimiz “trafik eğitimi” ile
2)Yeni ehliyetli şöförlere yeniden eğitim vererek.
3)Eğitim süresini bitirmiş yayalara yeniden bu konuda eğitim vererek.
4)Çocuklarımıza, ilkokuldan başlayarak belli bir döneme kadar (gerekirse eğitimlerinin sonuna kadar) trafiği öğretmek.
5)Karayollarının, günün şartlarına ve yoğunlaşan trafiğe uydurularak geliştirilmesi ile, Karayollarında tüm yolların eksiksiz ve doğru olarak işaretlenmesi ile.
6)Organ nakillerinde, belirli ölçülerde ve şartlarda izin veren bir yasayı, daha fazla geciktirmeden çıkarmak, (trafik kazalarında bu nakillerden yararlanmak için) en azından kaybedilenlerin yerine yeni canlar kazanmak.
7)Trafik kazalarında ilk yardımların nasıl yapılacağını, hemen herkese öğretmek.
Tabi deneme dedimse, Star Gazetesi’nin ünlü yazarı Musa Ağacık fıkrasındaki gibi bir denemeden söz etmek istemedim.
Musa; çok merak ettiği yavru vatan Kıbrıs’a arabası ile gitmek isteyince yine kendisi gibi ünlü heykeltıraş A.İ. tarafından uyarılmış:
“Aman dikkat et Musa hoca. Kıbrıs’ta trafik soldandır. Alışmamış olanlar için çok tehlikelidir”
Ağacık başını sallayarak onu doğrulamış:
“Doğru söylüyorsun. Senden önce de arkadaşlar beni bu konuda uyardılar. Ben de bunun üzerine Bakara Suresi’nin “trafik kurallara” ayetine uyarak, Edirne’ye kadar hep yolun solundan gittim. Ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorum..Eğer yola çıkarken 3 kuluvallahu 1 elham okumasaydım halim perişandı. Bütün sürücüler manyakça üzerime geliyor, sonra kaçarken de el kol hareketleriyle bana küfür ediyorlardı”
Şimdi ben de bunun üzerine, yola çıkarken dualara sığındığımızı söylsem, sürücü dostlarım bana kızarlar mı acaba?
Not; Yukarıdaki yazı 29 Ocak 2001 tarihini taşıyor.
Yayın tarihi üzerinden tam 16.5 yıl geçmiş.
Ama farkında iseniz, olaylar ve çözümleri nerede ise aynen duruyor.
Aziz Nesin ustam söylerdi “İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz, medeniyet yolunda, gitmeyiz de gitmeyiz, gitmeyiz de gitmeyiz”