İki Ucu Keskin Kılıç: Seyhan’da İşçi Arada Kaldı

Dün Seyhan Belediyesi önünde dikkat çeken bir basın açıklaması vardı. Genel-İş Sendikası Adana 1 No’lu Şube Başkanı Ersoy Kalik ve sendika üyeleri, toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin taleplerini kamuoyuyla paylaştı.
Kalik, özellikle geçmiş dönem alacaklarına dikkat çekti:
“Mart 2024’ten bu yana mesai ve sosyal ek alacaklarımız ödenmemiş, Ocak 2025’ten bu yana tam maaşlarımız ödenmemiştir. Teklif edilen zam oranı yüzde 3’tür ve 24 aydır alamadığımız alacaklarımızın ödenmesi için yeni bir 24 ay talep ediliyor. Mart 2024’te yaptığımız mesaiyi Mart 2028’de mi alacağız?”
Bu sözler, meydandaki işçinin ruh hâlini özetliyor.
Ancak madalyonun diğer yüzü de var. Belediye yetkililerine sorduğumuzda, Seyhan’ın gelirlerine Aziz İhsan Aktaş dosyası nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduğunu, gelen paraların taksitlendirildiğini ve bu nedenle ciddi bir nakit sıkışıklığı yaşandığını ifade ediyorlar. Ayrıca Seyhan Belediyesi’nin bölgede en yüksek maaş veren belediyelerden biri olduğunu da özellikle vurguluyorlar.
Bir tarafta sendika “hak” diyor.
Diğer tarafta belediye “imkân” diyor.
Ve ortada, evine ekmek götürmek için alın teri döken işçi var.
Bugün gelinen noktada mesele sadece bir zam oranı meselesi değil. Mesele, sosyal belediyecilik iddiasının sınavıdır. “Sosyal belediyecilik” kavramını en çok dillendiren parti Cumhuriyet Halk Partisi. Eğer siz iktidara yürüdüğünüzü söylüyor, emekliye en az asgari ücret düzeyinde maaş vaadinde bulunuyorsanız; kendi yönettiğiniz belediyelerdeki emek sorunlarını çözebilmeniz gerekir.
Bu noktada sorumluluk taşıyan ve çözüm üretmesi beklenen isimler de var:
Burhanettin Bulut
Zeydan Karalar
Anıl Tanburoğlu
Siyaset, kriz anlarında çözüm üretme sanatıdır. Eğer sendika eylem kararı alır ve süreç sokaklara taşarsa, bu tablo muhalefetin diline dolanır. O zaman mesele sadece Seyhan’ın meselesi olmaktan çıkar, Türkiye gündemine oturur.
Elbette sendikanın da ekonomik gerçekleri göz önünde bulundurarak esnek davranması gerekir. Belediyenin mali darboğazı yok sayılarak sürdürülebilir bir çözüm üretilemez. Ancak işçinin emeği de ötelenemez, taksite bağlanamaz, belirsizliğe mahkûm edilemez.
Bugün Seyhan işçisi iki ucu keskin bir kılıcın ortasında duruyor.
Hangi tarafı tutsa eli kesiliyor.
Bir yanda haklı talepler, diğer yanda mali gerçekler.
Ama unutulmaması gereken bir şey var: Bu kılıç en çok işçinin canını yakıyor.
Artık yeter.
Bu sorun masada, akıl ve iradeyle çözülmeli. Çünkü sosyal adalet söylemi, en çok dar günlerde sınanır.