İFTAR TARTIŞMASI

Milli Eğitim Bakanı'nın okullara bir genelgesi var ve bu genelge ciddi tartışmalar yarattı. Okullara yayınlanan genelgenin en önemli konusu çocukların evlerindeki iftar sofralarının resmini çekip getirmesi. Bu istek üzerine başlayan tartışmada ne düşünmek gerekir acaba? Bu genelgeyi eleştirenlerin gericilik, irticacılık falan gibi eleştirilerinin dışında bir biçimde ele almayı uygun görüyorum. Bir kere bu ağır eleştirilere Bakan cevap verirken Türk Milleti ve Atatürk konularına vurgu yapıyor. Bir kere bu ilginç. Türk çocuklarının, Atatürk'e bağlı yetişmelerinden bahsediyor. Tam da mehmet metiner'in dediği gibi: "Kemalizm'in en büyük hasmı olan İslamcılık, Kemalizm'e yenilmiştir. Daha paradoksal olan da, İslamcıların kullandığı argümanlar da Kemalizmdendir." Özetle böyle söyleyen mehmet metiner'in dediğini Yusuf Tekin yapıyor. Bakan, Türk Milleti ve Atatürk adlarını samimi kullanıyor ise sıkıntı yok ve çok güzel bir değişim. Peki, bu kullanım inandırıcı mı diye bir sorgulama yapsak sonuç ne çıkar? Hayır, inandırıcı değil çıkar. Bu nedenle bu kavram kargaşasını iyi görmek gerektir. Diğer bir konu, Bakan'ın eleştirilere cevap verirken ülkemiz nüfusunun yüzde 99'unun Müslüman olduğundan bahsediyor. Bahsediyor ama galiba kısa süre önce Arınç'ın yaptığı açıklamayı duymamış demek ki. Ne diyor Arınç? "Millet, aziz olmaktan çıktı. Müslümanlığı terk ediyor. Başörtüsünü terk ediyor." Özetle kendi yol arkadaşının bu sözlerini Yusuf Tekin yüzde 99'a sığınarak nasıl değerlendiriyor acaba?

Kendi yol arkadaşlarının sadece iki tanesinin sözleri ile Yusuf Tekin'in iftar genelgesini karşılaştırsak ne ile karşılaşırız? Acaba Yusuf Tekin, kendi yol arkadaşlarının kısa süre önce söylediği bu sözlere mi cevap vermek adına bu genelgeyi yayınladı acaba? Eleştirilere verdiği cevaplar da aslında örtülü olarak onlar için mi acaba? Bu arada hemen belirtelim; yol arkadaşları dediğim yukarıdaki isimlerden başkaları da İslamcılığın ülkemizde geldiği yer hakkında ciddi eleştiriler yapmaktadır. Aslında onlar İslamcılık diyorlar ama bu adlandırma da doğru olmayabilir. Neyse o ayrı bir konu. Genelgeye devam edelim. Şu ana kadar genelgenin içeriğinden söz etmedik. Bir de içeriğine girelim. Bir küçük çocuğun evindeki iftar yemeğinin resmini çekip okula getirmesini istemek kimin aklı acaba? Böyle bir işin dine nasıl bir katkısı olduğunu düşündüler acaba? Ülkemizde insanlarımızın büyük bir çoğunluğunun ekonomik durumundan, bu istekte bulunanların haberi yok mu? Bakan, savunurken Türk Milleti'nin Ramazanlarda birbirine yemek verme geleneği olduğundan filan söz ediyor ki, tereciye tere satmak denir. Biz, Türk Milleti'nin her konuda varlığının devamı mücadelesini yaparak geldik ve yapmaya da devam ediyoruz, edeceğiz. Bu nedenle birilerine cevap vermeye çalışırken bütün ülkeyi göz önüne almalısınız sayın Bakan. Biz Türk Milleti'nin değerlerini Türk Milleti ölçütü kullananlarla zaten ortaya koyuyoruz. Bu nedenle dün öyle, bugün böyle söyleyenlerden fikir öğrenmiyoruz. Türk Milleti'nin geleneği konusunu bırakın da bu fotoğraf çekme işini nasıl ve neden ileri sürdünüz bunu sorgulayın. Bu fotoğraf, inancı nasıl artıracak, bu fotoğraf, inanç konusunda ne işe yarayacak? Bu fotoğrafı kaç aile çekecek? Bu fotoğrafı çekecek aile ve çocuğun ruh hali ne olacak? Sayın Bakan, ülkenin bu kadar ağır ekonomik zorluğunun olduğu bir ortamda bu istek gerçekten inancı artırır mı? Sayın Yusuf Tekin, bu fotoğraf işinin inanç konusunda ters etki yapma ihtimalini hiç düşündünüz mü? Sayın Bakan, bazılarının yukarıda ismini verdiğim yol arkadaşlarınızın ne dediğini göz önüne alarak yeniden bir düşünün diyeceğim ama iş işten geçti.

Daha ne söyleyebilirim ki...