İçindeki insanlık yaşasın

İyilik, her insanın içinde barındırdığı bir histir aslında. İyi olmak, iyilik yapmak huzur verir. Çünkü iyilik yaptığını düşünen insan, ilahi bir erdemlik yaşar, kendini iyi hisseder. Aslına bakacak olursanız, dünya genelinde içi kötülükle dolu, kötü olan birçok insan, yaptığı kötülüklerin bedelini daha ölmeden çekiyor. Biz buna ‘İlahi Adalet’ diyoruz.

İyilik, her insanın içinde barındırdığı bir histir aslında. İyi olmak, iyilik yapmak huzur verir. Çünkü iyilik yaptığını düşünen insan, ilahi bir erdemlik yaşar, kendini iyi hisseder. Aslına bakacak olursanız, dünya genelinde içi kötülükle dolu, kötü olan birçok insan, yaptığı kötülüklerin bedelini daha ölmeden çekiyor. Biz buna ‘İlahi Adalet’ diyoruz.

Yalnız, iyi olmayı birçoğumuz beceremeyiz. Çıkar dünyası olsa gerek, doğanın kanunu misali kötülük, ister istemez kimi zaman içimize siniyor. Yalan söylemek, iftira ve dedikodu gibi.. Lakin bilinçsizce yapılan kötülükler de başımıza gelmiyor değil. Bu gibi durumlarda bence hemen muhatabı olan kişiyle karşılıklı konuşularak, kördüğüm haline gelen bazı olayları çabucak çözebiliriz. Burada da karşılıklı iletişim devreye girer.  

Geçtiğimiz günlerde, sosyal medyada iyilik üzerine çok güzel bir yazı okudum. İyilik kokan, vicdani ve insani duyguların tavan yaptığı çok güzel bir yazıydı. İçimizi burkan, aynı zamanda huzur bulduğumuz ve ders çıkartmamız gereken ibretlik bir öykü bu.     

Şimdi müsaade ederseniz sizlerle paylaşmak isterim.  

Buyurunuz… 

***

Ne olduğun değil, ne olacağın önemli

Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası, gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş, ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladım ki güngörmüş bir adam...

Çocuk iki de bir, “Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor. Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti: “Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye... Babası "sus!" der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi. Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın bir tanesi yere düştü, tezgâhın altına gitti. Adam diz çöküp almaya çalışırken, simitçi; ‘’Boş ver be abi, önemli değil!" diye söyledi. Baba kısık sesle; “Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince, simitçi; “Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim” dedi.

Adam eksik para verme mahcubiyeti ile en köşeye oturdu. Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına. Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru. İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu. Ben pür dikkat onları izliyorum. Kendi kendime, "adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış biliyor ve yanılmıyor" diye içimden geçirdim.

Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler. Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi.

"Yarın gel işine başla!" dedi...

Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu. Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki. Hemen yanaştım simitçiye;

***

"Patron! Seni tebrik ederim" dedim. Hiç rencide etmeden, babası ile küçük kızın karnını doyurdun. Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun. Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim.

"Sağ ol” dedi simitçi, "Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım, ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz  ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kim bilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.” Farkında olanlara ne mutlu.. Sağlıcakla kalın…