Hz. ÖMER ve DEVLET YÖNETİMİ 3

Hz. Ömer’in son derece adil, hakkaniyetli, eşitlikçi ve iyi devlet yönetiminden hareketle,

Şimdi, ‘İdeal devlet ve İyi Yönetim :Temel İlkeler, Kurallar ve Kurumlar’ konusuna değinelim…

Özet olarak Devlet; medeni bir sosyal yaşam için, gerekli bir kurumdur. Asıl önemli olan ideal devletin tasarımı ve iyi bir yönetimin tesis edilebilmesi için, gerekli olan kural ve kurumların anlaşılması, üzerinde uzlaşılması ve uygulanmasıdır.Bu kısa çalışma içerisinde ideal devlet ve iyi yönetim için gerekli kurallar ve kurumlar incelenmektedir. İdeal devlet ve iyi bir yönetim arayışı, en eski çağlara kadar uzanmaktadır. Nerede bir arada yaşayan insan topluluğu varsa orada daima yönetim ve yöneticiler var olmuştur. İyi bir yönetim ve devlet arayışının ilk çağda yaşamış olan Sokrat ve öğrencisi Eflatun’la başladığını ve yüzyıllar boyunca devam ettiğini biliyoruz. Eflatun, “Devlet”, “Politika” ve “Yasalar” adlı eserlerinde, ideal devleti ve ideal siyasal yönetim biçimini araştırır. İlk çağda Eski Yunan’da yaşamış Eflatun ve Aristo, Eski Roma’da yaşamış Çiçero; orta çağda St. Augustine, Thomas d’Aquino, Farabi, İbn-i Haldun; yakın çağda ise Niccolo Machiavelli, Thomas Hobbes, Jean Bodin, John Locke, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau gibi büyük düşünürler hep ideal devletin ne olduğunu ortaya koymaya çalışmışlardır. Filozofların düşüncelerine dayalı olarak siyasi ve iktisadi doktrinler de, ideal devlet arayışı içerisinde olmuşlardır. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm gibi ideolojiler devleti kutsallaştırırken, anarşizm ve libertarianizm gibi akımlar birey özgürlüklerini ihlal ettiği için, devlete tamamen karşı olmuşlar ve hatta devletin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunmuşlardır. Öte yandan, bir siyasi ve ekonomik düşünce akımı olarak liberalizm, devletin sınırlandırılması ve birey özgürlükleri ana teması üzerinde odaklanırken; Marksizm devleti belli bir sınıfın baskısını sürdürmek için, ortaya çıkan bir kurum olarak ele almaktadır. Burdan hareketle;

İdeal devlet nedir ve nasıl oluşturulabilir? İdeal devletin temel özellikleri nelerdir? İyi bir yönetim için hangi temel ilkeler esas alınmalıdır? Bu ve benzeri sorular ilkçağdan günümüze hep üzerinde tartışılan sorular olmuştur. İdeal devletin temel özellikleri konusund, evrensel ölçekte kabul edilebilecek bazı ilkeler üzerinde bir mutabakata önemli ölçüde ulaşıldığını söylememiz mümkündür. Özellikle 1990’lı yılların başlarından itibaren başta Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, OECD gibi uluslararası kuruluşların çabaları ile “governance” adı verilen bir kavram etrafında bu konudaki tartışmaların yoğunlaştığını görmekteyiz. Öte yandan, toplam kalite yönetimi ve değişim yönetimi (reengineering) gibi yeni disiplinlerin gelişimi ile birlikte ideal bir yönetim için gerekli ilkeler konusunda çok önemli mesafeler alındığını söyleyebiliriz. Devlet doktrinleri konusunda bkz: Akın, 1987; Göze, 1986; Daver, 1969. 51 II. İDEAL DEVLET İyi bir devlet yönetimi için hangi ilkeler önem taşır? İdeal bir devlet için gerekli olan temel özellikler ya da ilkeler nelerdir? Yukarıdaki açıklamalarımızda kısmen iyi devlet yönetimi (yönetim) için gerekli unsurları kısaca özetlemiş bulunuyoruz. Konunun çok daha iyi ortaya konulabilmesi için, ideal devlette bulunması gereken normatif ilkeleri daha etraflıca ortaya koymakta yarar görüyoruz. İdeal devletin temel özelliklerini yirmi ana başlık altında özetleyebiliriz: (Aktan,1994; Aktan, 1998. Aktan, 2003.)

1.Devlet sosyal consensus’a dayalı bir kurum olmalıdır. Devletin meşruiyeti için, ilk ve temel koşul sosyal consensus’dur. Devletin gücünün kaynağı insanlardır. Vatandaşlar, can ve mal varlıklarının korunmasının ötesinde, devlete ne tür görevler devredecekleri konusunda, diyalog ve görüşmeler yoluyla uzlaşmaya çalışmalıdırlar. İnsanlar iyi bir devlet yönetimi için gerekli ilkeleri, katılımcı ve uzlaşmacı yollarla tespit edebilirler. İdeal devletin bu birinci boyutunu Sözleşmeci (Contractarian) Devlet olarak adlandırabiliriz. Sosyal sözleşme teorisi, ideal devletin temellerini anlamak için son derece önem taşımaktadır.

2.Devlet sosyal sözleşmeye dayalı bir kurum olmalıdır. Vatandaşların üzerinde uzlaştıkları ilkelerin resmi ve yazılı bir sözleşmeye dökülmesi gereklidir. Bu, devlet ile vatandaşlar arasında bir resmi kontrat (sözleşme) yapılması demektir. Bu resmi kontrat Anayasa’dır. Anayasa, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, bununla birlikte devletin güç, yetki, görev ve fonksiyonlarının sınırlarını çizen bir resmi kontrat hüviyetini taşımalıdır. Devletin güç ve yetkilerini sınırlamayan ve bununla birlikte vatandaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına almayan hiç bir anayasa meşru değildir. İdeal devletin bu ikinci boyutunu Anayasal Devlet olarak adlandırıyoruz.

3.Devletin sahip olduğu güç ve yetkiler tek bir elde toplanmamalı; yasama, yürütme ve yargı organları arasında dağıtılmalıdır. “Kuvvetler ayrılığı” olarak ifade edilen bu ilke, ideal devletin bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin anayasada güvence altına alınması ve etkin bir şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Yarın devam edeceğiz…