Medine’de yaşanan ve tarihi kaynaklara Âmurremâde olarak geçen kıtlık yılı, Yağmurun yağ-madığı ve toprağın kül rengi haline gelip, rüzgârın önünde savrulmasından dolayı böyle bir isimle anılmıştır. Hicretin 17. yılının sonlarında başlayıp 18. yılının başlarına kadar devam eden kıtlık, yaklaşık olarak dokuz ay sürmüştür. Bu süre zarfında yağmur yağmadığından toprak kurudu, ekinler yeşermedi ve hayvanlar telef oldu. Halk, açlık ve sefalette maruz kaldı ve elle-rinde hiçbir şey kalmadı. Çarşılar ve pazarlar boşaldı, alınıp satılan herhangi bir şey kalmadı. İnsanlar alışveriş yapamaz hale geldi. Öyle ki insanlar, karınlarını doyurmak için toprağı eşerek kertenkele ve köstebekleri çıkarıp yemek zorunda kaldılar.
Kıtlık, Medine’nin kırsal yerlerinde etkisini daha çok hissettirdi. Çölde yaşayanlar, yiyecek bir şey bulamayınca Medine’ye sığınmak zorunda kaldılar. Kuraklık öyle bir hale geldi ki bazı kabilelerde ölüm olayları yaşandı. Hayatta kalan da yaşamını sürdürebilmek için ellerine ne geçerse yemek zorunda kaldı. Yemek için kestikleri hayvanların zayıflığından dolayı et namına bir şey bulamadılar. Böylece halk, açlıktan dolayı ölü hayvanların derilerini çıkarıp ateşte pişiriyor ve onları kemirerek karınlarını doyurmaya çalışıyordu. Diğer yandan ölü hayvanların kemiklerini parçalayarak kırıntılarını yiyorlardı.
Kıtlık, etkisini uzun süre devam ettirince birçok kişinin hayat şartlarını değişti. Halife Ömer, halkın sıkıntılarını gidermek amacıyla bazı tedbirlere başvurdu. İlk önce Medine'deki merkezi hazinede bulunan gıda maddelerini, kıtlıkta zarar görenlerin hizmetine sundu. Merkezi bey-tül maldaki yiyecekler yetersiz kalınca, valilerine haber göndererek kendi bölgelerinden Medine ve çevresinde sıkıntı çekenlere yardım göndermelerini istedi. Yapılan çağrı karşılık buldu. Şam, Kûfe, Basra, Mısır ve Yemen gibi beldelerden Medine’ye bol miktarda yardım gönderildi. Gönderilen yardımlar sayesinde, insanlar rahatladı. Çünkü temel ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere hemen hemen her şeyin fiyatı çok yüksek bir seviyeye çıkmıştı. Bu yardımlar vesilesiyle yiyecek fiyatları gerilemiş, halife de bu yardımları büyük bir özveriyle dağıtmıştı.
Taşradan gönderilen yardımların hem Medine halkına, hem de dışarıdan gelip Medine’nin çevresine yerleşmiş olan insanlara adaletli bir şekilde dağıtılabilmesi için, Hz. Ömer, bazı kişileri görevlendirerek ihtiyaç sahibi olanlarının sayısını tespit etmeye çalıştı. Halkın sayısı belirlendikten sonra, kıtlıktan zarar görenlerin adlarını ve ihtiyaçlarını gösteren bir liste hazırladı. Daha sonra gıda maddelerini alabilmeleri için halka Hz. Ömer'in mührünü taşıyan karneler verildi.
Halife Ömer, valilerden gelen yardımlar sayesinde ihtiyaç sahipleri için un ambarını kurmuş-tur. Medine'ye gelenler, buradan un, ekmek, hurma, üzüm vb. yiyecekler alıyordu. Ayrıca bazı günlerde yirmi deve kesilip kıtlıkta sıkıntı çekenlere sıcak yemek veriliyordu. Halife, ekmekle birlikte tencerelerde pişirilmiş tirit ile zeytinyağını katık yapıyordu. Yemekler yapıldıktan sonra, insanlar yemeğe davet ediliyor, gelemeyenler olursa, onlara da yemek gönderiliyordu. Bu uygulama, kıtlık bitinceye kadar, her ay düzenli bir şekilde devam ediliyordu. H. Ömer, dağıtılacak bir şey bulamadığı zaman, azığını bulabilmiş her bir hane halkına, azığı olmayan bir hane halkını misafir ederek sıkıntılarını gidermeye çalışıyordu.
Yağmurlar yağdıktan sonra halife, kıtlık zamanında gelip Medine’ye yerleşen Arapları, memleketlerine geri gönderdi. Yurtlarına rahat bir şekilde ulaşabilmeleri için de,
hazineden azık ve binek tedarik etti. Arap kabileleri, Hz. Ömer’in kıtlık boyunca gösterdiği bu güzel muameleden dolayı memnun oldular ve kendisine teşekkür ettiler.
Hz. Ömer, kuraklık döneminde zekâta taalluk eden mallardan zekât almamıştır. Ancak kıtlık etkisini kaybedince iki yılın zekâtını beraber almıştır. Aynı şekilde zaruretten dolayı gayrimeşru yollarla karnını doyuran kişilere de had cezasını uygulamamıştır.
Hz. Ömer, kıtlık yılında halkın sıkıntılarını gidermek için, çok uğraştı ve bütün tedbirlere baş-vurdu. Ancak kıtlık etkisini kaybetmediği için zor durumda kaldı. Bunun için yağmur duasına çıkmaya karar verdi ve valilerinden de yağmur duasına çıkmalarını istedi. İnsanlar, Hz. Ömer’in yağmur duasına çıkacağına öğrenince hep birlikte ona iştirak ettiler. Halife Ömer, yanına Hz. Abbas’ı da alarak, Allah’tan istiğfarda bulundu. Yapılan dualar netice verdi. Medine ve çevresine bol miktarda yağmur yağdı. Böylece kıtlık ortadan kalktı ve halk, rahat bir nefes aldı.
Müslümanların idarecisi olan Hz. Ömer, kıtlık esnasında halktan farklı bir şey yemiyor zaman zaman onlardan daha kötü şartlarda besleniyordu. Kıtlık bitinceye kadar birçok defa halkın nefsini kendisine tercih ediyordu. Bunun için de çoğu zaman aç kalıyordu. Bu şekilde hareket etmek, Halife Ömer’in sağlığını ciddi manada tehdit ediyordu. Bu şartlar, halifenin şahsıyla münhasır kalmıyor ailesine de etki ediyordu. Çünkü Hz. Ömer’in aile fertleri, diğer ailelere oranla daha fazla sefalet içerisinde yaşıyorlardı. Kıtlık etkisini kaybedinceye kadar şartlar bu şekilde devam etti.
Yarın devam edeceğiz…