Atalarımız eski Türkler inançlı, dürüst, mücadeleci, kadınlarına saygılı, yuvalarına düşkün asil bir ırktı. Anayurtları Orta Asya’dan çıkıp Anadolu’ya, Avrupa’ya, Çin’e, Hindistan’a kadar gittiler ve buralarda güçlü devletler kurdular.
Anadolu’da ilk kurdukları devlet Selçuklular sonra Osmanlı Devleti ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti.
Atalarımızın bütün dinlere, inançlara saygı göstermesi ve bunlara koruyuculuk yapmaları, işgal ettikleri yerlerdeki insanları yurttaşlarından ayırmamaları, adil ve şefkatli davranmaları sayesinde Türk Devletleri barış ve huzur içinde yaşamışlardır.
İslam dünyasında Dinimizi ve Kuran’ı en iyi anlayan ve yorumlayan, uygulayan atalarımız Eski Türklerdi.
Necip Fazıl Kısakürek Kuran için şunları söylemiş;
Hasta olursam ilacım
Çorbam, sütüm o kitap
Suda mantarım
Gökte paraşütüm o kitap
Sadece çıkarını, sömürüsünü düşünen, ülkeleri-insanları birbirine düşüren ve bölen İngiltere İmparatorluğu, yüz yıldan fazla yaşayamadı. Ama Türkler, Hindistan’da dokuz yüzyıl kalabildi. Osmanlı İmparatorluğu da özgür ve efendi olarak 623 yıl yaşayabildi.
Çünkü hükümdarlık bir meziyet ve herkeste bulunamayan bir sanat.
Eski Türkler bilime ve bilim adamına çok önem vermişler ve bilimin üstünlüğünü savunmuşlar. Büyük bilge İbn-i Sina bu konu da bakış neler demiş:
Kendini bilimle denet ve düzelt
Her şey bilimdedir
İnsan ruhu kandil, bilim onun aydınlığı
Tanrısal bilgelikte, kandilin yağı gibidir
Bu kandil yanar ve ışık saçarsa
O zaman sana diri denilir
Osmanlılar önceleri bilime ve bilim adamına çok değer veriyordu. Ama ne vakit ki yönetim, İmam Gazali’nin görüşünü benimsedi, o zaman işler bozulmaya başladı.
Çünkü Gazali’ye göre, ilim ilerlerse din bozulur ve geriler görüşü devlet politikası olmuştu. Bu anlayış Osmanlı’yı çağdan, çağdaşlıktan kopardı, gerilemesine yol açtı. Osmanlı İmparatorluğu da, tarih sahnesinden silinip gitti.