Görüş, düşünceler elbette farklı olacak. Ulu Allah isteseydi Herkesi aynı düşüncede yaratabilirdi. Farklı düşüncenin, aykırı düşüncenin, özgür düşüncenin bir hikmeti vardır. Kalkınmış ülkelere baktığımızda, özgür düşüncenin, araştırmanın, sorgulamanın, hesap sormanın, temel hak ve özgürlüklerin, güvence altına alındığı ülkeler olarak görüyoruz. Atatürk 100 yıl önce diyordu; sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayan insan zalimdir. Esas kurtuluşun, beyinlerinin ipotekten kurtulmasıdır diyor. İkiden fazla insanın bir araya geldiği yerde bir nizama ihtiyaç vardır. Nizamın kaidelerini de kuvvetli olan koydu. Zaman içerisinde insanlar çoğalıp, gelişmeye başladığında nizamın kaideleri kanun ve hukuk devleti olarak belirlenmiştir. İnsanlık çok büyük bedeller ödeyerek kralların, sultanların, diktatörlerin elinde olan egemenlik hakkını aldılar, kazandılar. Millet, egemenlik hakkını anayasada yazılı kurallar ve kurumlar vasıtası ile yerine getirir. Yasama, yürütme, yargı; güçlü olan devletin iktidarların karşısında, zayıf olan bireyin makamı, mevkiisi ne olursa olsun, temel hak ve özgürlüklerini bağımsız ve tarafsız yargı koruyacaktır. Allah'tan sonra sığınacak yegane yer, yargıdır. Yargı aynı zamanda seçilmiş iktidarların millete ait olan egemenlik hakkını kullanırken yaptığı yanlışları ve hataları bağımsız ve tarafsız olarak denetler. İktidarlar hesap verme düşüncesi ile ülkeyi yönetirler ise, yanlış yapamazlar. Güç bende, her şeyi yaparım mantığı çok yanlıştır. Hayır güç sende değildir, gücün kaynağı millettir. Millet bir zaman dilimi içerisinde bir vekalet gücü verir, bu gücü de anayasa ve yasalar çerçevesinde kullanacaksın. Kalkınmış çağdaş ülkelerde, demokrasilerde son sözü tek adam söylemez. Kuvvetler ayrılığında yargı, eşitler arasında birinci ve son sözü söyleyendir. Ülkemiz zengin bir ülke değildir. Yeraltından madenler, doğalgaz ve petrol fışkırmıyor. Bu nedenle yurtdışından yatırım amaçlı sermayeye ihtiyaç vardır. Bu sermayenin gelebilmesi için bağımsız, tarafsız yargıya ihtiyaç vardır. Hukukun üstünlüğüne inanan, dış dünyaya güven veren demokrasiye ihtiyaç vardır. Şeffaf, güvenilir, hesap sorulabilir, yönetim biçimine ihtiyaç vardır. Önemli bir unsur da imzaladığınız uluslararası anlaşmalara, sözleşmelere bağlı kalacaksınız. Planlı kalkınma modeline ihtiyaç vardır. Çağımızda devletleri yücelten 3 temel değer vardır.
1-Bilim
2-Hukukun üstünlüğü
3-Teknoloji
Diliniz, dininiz, tarihi mirasınız ne olursa olsun, bu üç alanda geriyseniz, ülke olarak devletler topluluğunda da gerisiniz demektir. 2015 yılında dünyanın en iyi 350 Üniversitesi sıralamasında 6 üniversitemiz sıralamaya girmişti. ODTÜ 85 , Boğaziçi 139, İTÜ 165, Sabancı 182, Bilkent 201, Koç 301 sıradaydı. 2018 yılında dünyanın en iyi 350 Üniversitesi sıralamasında hiçbir üniversitemiz yok. 2021 yılında dünyanın en iyi 500 Üniversitesi arasında hiçbir üniversitemiz yok. Gençlerin büyük bir bölümü gönül coğrafyamız diye adlandırılan Müslüman ülkelerinde değil de, emperyalizm diye ifade ettiğimiz Batı ülkelerine gidiyorlar. Kahrolsun ABD, Kahrolsun Rusya, Kahrolsun Siyonizm-emperyalizm demekle o ülkeler kahrolmaz. Bilimde, teknolojide, adalette, özgürlükte, onlardan daha iyisini, daha çok yaparsanız, kahrolurlar. Etnik köken ile, mezhep düşüncesi ile, din istismarı ile, ideolojik yaklaşımla, sloganlarla, katı particilik körlüğü ile hareket ederseniz, toplumu ayrıştırırsınız, ötekileştirirsiniz, bölersiniz ve huzuru da sağlayamazsınız. Siyaset değerler üzerinden değil, ihtiyaçlar üzerinden, insan hakkı, temel hak ve özgürlükler üzerinden, kuvvetler ayrılığı prensibine göre yaparsanız, demokrasiyi gerçekleştirirsiniz. O zaman ekonomiyi de çözersiniz, dış politikayı da çözersiniz, yatırımda alırsınız. İşsizliği de bitirirsiniz, terörü bitirirsiniz, adaleti çözer, ülkenin refahını yükseltir, İnsanları mutlu edersiniz.
Dünya kötülükleri yapanlar yüzünden değil, kötülüklere seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli, yaşanmaz bir yer olur. Çözümde görev almayanlar, problemin parçası olurlar. Bu manada hiçbir şeye seyirci kalmayan, problemleri çözmede katkı sunan, ülkesini düşünen ve dünya sorunlarını yakından takip eden, yönetimler daha muvaffak olur, daha güçlü olur.
SON SÖZ:’’KUSUR BULMAK İÇİN BAKMA BİRİNE, BULMAK İÇİN BAKARSAN BULURSUN, KUSURU ÖRTMEYİ MARİFET EDİN KENDİNE, İŞTE O ZAMAN KUSURSUZ OLURSUN.’’