HOŞ GELDİN 2018

Bazı hususlardan bahsederken, ‘KOSKOCA’ kelimesini kullanırız. Bu kimi zaman azamet ifade ederken, kimi zaman da akıp giden zamana işaret eder. Koskoca adam, koskoca deniz, koskoca fabrika vb. gibi ifadeler kullanırız.

Sizler değerli okurlarım bu satırları; 01 Ocak 2018 Pazartesi günü okuyacaksınız.

Giden ve gelen yıllar insan da farklı duygular uyandırır. Giden yıla hüzünle bakarken, gelen yıla sevinçle, heyecanla, umutla bakarız. İyi-kötü, acı- tatlı, güzel-çirkin, mutlu-mutsuz, neşeli-hüzünlü, varlık-yokluk ve daha nice olaylar altında işte KOCAMAN bir yılı daha geri de bıraktık. Giden gitti artık. Geride kiminde hüzün, kimilerinde neşe bırakarak. Şimdi öç

Önümüze bakma zamanı… Çünkü, hevesle, umutla beklediğimiz yeni bir yıl geldi.

Ne diyordu Hz. Mevlâna:

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa, düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

1207 ile 1273 yılları arasında yaşayan Hz. Mevlâna, daha o yıllarda bile değişimin önemini,

ne de güzel vurgulamış yukarıdaki dizelerle. Elbette ki dün kıymetli, değerli. Ama sadece dün ile övünmek, insanların yarınını daha iyi noktalara taşımak için bir engel teşkil etmemeli. Dünden ders alınmalı, ama her yeni gün, baştan bir sayfa açılmalı, yenilikler düşünülmeli; plânlanmalı ve yeni adımlar atılmalı. En azından gayret edilmeli. Ben Hz. Mevlâna’nın sözlerinden de bu sonucu çıkarttığım gibi, olması gerekenin de bu olduğuna inanıyorum.

Öyle ki, hayat felsefemizi de sürekli yenilikçilik ve değişimcilik üzerine oturtmalıyız belki de.

Yılın son zamanları geldi işte. Ben de her fani bu anlarda daha bir hüzünlü olurum. Belki ömrümden bir yıl daha gitti diye. Belki de bir yıl daha yaşlandım diye. Nasıl geçti koskoca bir yıl? Nasıl geçiyor yıllar? Bazen çok uzun, bazen de çok kısa. Yaptıklarımız ve yapamadıklarımız, ertelemek zorunda kaldıklarımız…O koskoca dediğimiz yılın muhasebesini yaparak, geriye dönüp baktığım zaman, ya yaşadığım büyük mutsuzluklar ya da yaşadığım en keyifli zamanlar aklıma geliyor. Arada kalanlar ise unutulmaya mahkûm gibi.
Ne çok şeyi öğretiyor bizlere, geçen yıllar…!!! Öğrendiklerimi göz önüne alıyorum ve kârlıyım diyorum.
Birçok şeyi yanlış , eksik , hatalı yaparak en çetin kışları yaşarken bile, bana baharların küsmediğini öğrendim. Bu nedenle de her üzüntünün arkasından sevincin geldiğini bilerek beklemenin, sabretmenin kıymetini öğrendim.Tıpkı her gecenin bir sabahı olduğunu bildiğim gibi.
Gün geldi kendi kabuğuma çekildim. Çevremden uzaklaşarak kendime ayna tutmaya çalıştım. Bu serüveni yaşarken yalnız kaldım. Böylece yalnızlığın değerini ve çeşitlerini öğrendim.
Sevdiklerime sıkı sıkıya bağlı kalamadım çoğu zaman. Bağlı olmak, bağımlı olmaktan daha sağlıklı diye düşündüm. Çevremde sevilme ihtiyacıyla yanıp tutuşan gönüllere köprü olamadım. Sevilmenin değil belki ama sevebilmenin gücünü öğrendim.
Kendi hayatımı yaşadığımı zannedişlerim çok oldu. Çevremin bana sunduğu hayatı yaşamayı bırakarak kendim olabilme çabasına girdim. Güvenli limanlardan çıkmak, zincirlerime elveda demekle mümkün olabildi. Vazgeçebilmenin zor ama bir o kadar da şart olduğunu öğrendim.
Kendimi tamamıyla bir işe, bir olaya adayıp diğer rollerimi hiç aksatmadım. Ama öyle roller oynadım ki, asıl BENi arayıp bulmakta zorlandım. Bu nedenle , ne yaşarsam yaşayayım kendimden caymamam gerektiğini öğrendim.
Öyle bir sevda yaşadım ki, yorulduğum zamanlar kendimden yardım istedim. Kalbimde fırtınalar koparken , beklentileri bir kenara atıp, karşı tarafa huzur verebilmeyi öğrendim.
Gördüm ki konuşmayı beceremiyorum kendimi yazılarla ifade edebilmeyi öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Kelimeler hayatıma renk katıyor, değiştiriyor. Yazdıklarım bir nebze de olsa çizgimi gösteriyor. Tıpkı Hz. Ali’nin ; ‘’ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’’ sözünde olduğu gibi…Öğrenmeye hep susadım…
En önemlisi de;
Geçen her yıla, teşekkür etmeyi öğrendim.
Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için, umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla “ Hoş geldin, İyi ki geldin” diyebilmeyi öğrendim.

Evet, hoş geldin 2018.. Seninle umutlarımı tazeliyorum. Sen geleceksin diye kendimi hazırlamaya çalıştım; yeni kararlar aldım. Kendime yeni hedefler koydum. Yeni plânlar yaptım, yeni stratejiler oluşturdum. Kişisel misyonumu, vizyonumu gözden geçirdim.

Yenilendim. Değişime hazır, istekli, hevesli, heyecanlı, beklentileri için kararlı, mücadeleyi elden bırakmayan bir yapıyla yenilendim. O KOSKOCA 365 günü, doya doya yaşamak için hazırım yeni yıl. Hoş geldin, safalar getirdin…

SON SÖZ : ‘’ UMUTLA KORUK BİRLEŞİNCE, HELVA OLURMUŞ.’’