‘’Hiç mi çaresi yok’’ DSİ

Bu şehrin plakası 01, plakası gibi bir numara olması gerekirken, ne yazık ki bir türlü bir numara olamıyoruz.

Şehrimizin ortasından geçen Seyhan Nehri mavi-yeşil rengiyle, Taş köprü, Sabancı Merkez Camiİ,5 yıldızlı oteller ve Merkez Park çevresiyle Hollywood filmlerinde bir sahne olacak kadar güzel görünüyordu, takiii su çekilene kadar.

Gölün mavisi ile gökyüzünün mavisi, insana dinginlik ve mutluluk verirdi. Takiii su çekilene kadar.

Böylesine az bulunan güzel Seyhan Nehrimiz, ne yazık ki şu an tam bir hayal kırıklığı.

Manzarasıyla, cazibe merkezi özelliği taşıyan Seyhan Nehri, Yavuzlar Köprüsü ve Yüksek Hızlı Tren Hattı inşası nedeniyle suyu kesildi. Devasa boyutlarda yosunlar kapladı o güzelim nehri. Nehir, çirkin manzara ve kötü kokunun esiri oldu.

Doğrudur bu şehre hızlı tren de lazım, köprü de lazım ama bu suyu bırakmanın hiç mi çaresi yok? Ben mühendis değilim, ama bu şehirde hiç mühendis yok mu? Bu suyu bırakmanın illaki çaresi vardır...

Devlet Su İşleri, nehir havzasına su verilmesiyle ilgili çalışma yapıyor mu? 

İç göl oluşturulamaz mı? 

Hiçbir çaresi yoksa, nehir temizlenemez mi?

Bu soruların cevabını merak ediyorum.

Bir de işin diğer tarafı var.. Şehrimize gelen misafirler, turistler ilk nereyi görmek ister; Taşköprü’yü nasıl göstereceğiz? “Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık” misali..

Taşköprü’yü de unutmamak lazım.  Adana’nın ortasında, Seyhan Nehri’nin iki yakasını bir araya getiren Taşköprü, dünyanın en uzun yaşayan köprüsü, ışıkları yanmıyor, ben köşelerimi yazarken, atasözleri ya da şarkı sözleri aklıma gelir.

Burada da aklıma; “Odalarda ışıksızım, katıksızım, viraneyim!” geldi..

Ben de bu sözü şöyle çevirebilirim; Adana Taşköprü’de ışıksızım, katıksızım, viraneyim!

Bu yazdıklarım Adana’nın simgeleri, olmazsa olmazları.

Sahip çıkalım, olması gerekeni yapalım.