Kırmızı, sarı, yeşil…
Bu renkler size neyi hatırlatıyor?
Tabii ki trafik ışıklarını…
Ülkemizde trafik kurallarına uyma konusunda neredeyse tüm araç sürücüleri sınıfta kalmış durumda. Son sürat, ecele gider gibi araç sürenlerin sonu, maalesef hüsranla bitiyor. Ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazaları hep bu acele etme, sabırsız davranma ve elbette ki kurallara uyulmadığından kaynaklanıyor.
***
Bir tek trafik ışıklarına uyma konusunda sanki biraz ilerleme kaydettik. Ama bu sizleri sakın yanıltmasın. Sürücülerin kurallara uymasından veya yayaları düşündüğünden değil, tamamen trafik cezası yemekten korktukları için… Kırmızı ışık ihlali yapan sürücü, trafik polisinden korktuğu için de değil. Ortalama 5 iş günü içinde adrese gelen trafik ceza makbuzundan korktukları için, ışık ihlali yapmaktan kaçınıyorlar.
Gerek mobese, gerekse drone kameralar sayesinde kurallara uymayan sürücülerin kaçışı olmuyor.
Hiç acınmıyor, anında şak diye ceza kesiliyor.
Öyle ağır para cezaları var ki, az evvel de dediğim gibi, sadece ceza yememek için trafik kurallarına uymak zorunda kalıyor araç sürücüleri.
Trafikten, kurallardan, trafik ışıklarından bu kadar bahsetmişken;
Trafiği düzene sokmak için, kurallara uymak adına geliştirilen ve tam 156 yıldır hayatımızda olan trafik ışıkları ilk nerede çıktı?
Hayatımıza nasıl girdi?
İşte yanıtı…
***
Her ne kadar günümüzde hala bazı sürücüler yeteri kadar farkında olmasa da, tüm dünyada düzenli yolların olmazsa olmazlarının başında trafik ışıkları geliyor. Trafik ışıkları bundan tam 156 sene önce Londra'da kullanılmaya başlandı. Bu tarihten beri de yollarımızdan hiç ayrılmadı.
Trafikte güvenlik ve kontrol, otomobillerin ortaya çıkış günlerinden günümüze hep çok önemli oldu. Bu kontrolü sağlama amacıyla ortaya çıkan trafik lambaları da, günümüzde evrensel bir formül olarak kabul görüyor.
Peki, trafik ışıklarının nasıl ortaya çıktığını hiç merak ettiniz mi?
İkinci bölümde kaldığımız yerden devam edeceğiz…