Hayatımız ‘Dizi’ olmuş!

Mafya babalarının konseyleri, ağır ağabeylerin toplantı masaları, birbirine silah çekenler, ağa babaların vur emirleri, uyuşturucu baronları, silah kaçakçıları… Bitti mi? Bitmedi! Eşini ve çocuklarını döven erkekler, tacize maruz kalan kadınlar, rüyalarında dahi göremeyecekleri havuzlu villalarda oturmalar, son model arabalarla kesilen zenginlik raconları… Bitmedi! Töre adında, toprak ağalarının marabalarına işlettiği namus cinayetleri, zengin-fakir ayrımı. Kötüyü iyi, daha doğrusu kötü karakteri ‘melek’ gösteren senaryolar… Bitmedi! Derin devlet mevzuları, intikam almaya çalışan kahramanlar, aldatanlar-aldatılanlar, yok yere yol ortasında adam vuranlar, sokak jargonuyla mekân (iş yeri) basanlar!

Neyden, nelerden, kimlerden bahsettiğimi az-çok anlamışsınızdır. Haftanın 7 günü, akşam haberlerden sonra yayına giren ve gece yarısına kadar bitmeyen TV dizilerinden bahsediyorum. Akşamın 8’nden, gece yarısına kadar süren, resmen izleyenleri esir alan diziler yok mu? Yaklaşık 4 saat süren dizi esareti yetmezmiş gibi, hafta sonları tekrarları yayınlanıyor.

Bu tür dizileri seyreden bazı şahıslar, kendilerini diziye o kadar kaptırırlar ki, zannedersiniz memleketi kurtaracak.

Dizideki esas oğlanı kendine feyz alan, saçma sapan hareketlerle sosyal medyada fotoğraf paylaşan tuhaf insanlarımız var. Elinde, ‘Demirci Mustafa’ya yaptırmış olduğu ‘kılıç’la poz verenleri gördük. Bazıları ise, bir savaş sahnesine kendilerini o kadar kaptırır ki, mahalle sakinlerine kafa tutacak kıvama kadar gelir. Neyle kafa tutar peki; hemen söyleyeyim, elindeki süpürgeyle! Hatta dizi kahramanının senaryo gereği ölümünden sonra, gıyabında cenaze namazı kılanları bile gördük. Yani bir nevi hayatımız ‘Dizi’ olmuş…

RTÜK’ün yasal olarak TV kanallarına zorunlu kıldığı, ‘Bu dizideki kişi ve karakterler tamamen hayal ürünüdür’ denen, tam ekran bir yazısı vardır. Bu yazı, dizinin hemen başında verilir ve izleyenleri bir şekilde uyarılmaya çalışılır. Her ne kadar doğru bir yazı olsa da, atladıkları bir şey var. Bu ‘hayal ürünü’ yazısı, çoğu zaman ‘Siz sevgili izleyiciler; hadi hayal kahramanı olun!’ diye algılanıyor galiba.

Bu tür diziler insanları o kadar etkisi altına alıyor işte. Yıllardır aynı senaryolar, aynı karakterler ve aynı hikâyeler. Sadece başrol oyuncusunun ismi değişiyor, geriye kalan hep aynı tiplemeler.

***

Çocuklarımızla, ailemizle izleyebileceğimiz aile dizilerini göremiyoruz artık. Akıllardan çıkmayan, aradan yıllar geçse de unutamadığımız, izlemekten zevk aldığımız dizilerimiz vardı. Mahalle kültürünü yaşatan, komşuluk değerlerini hatırlatan, hısım-akraba ilişkilerini yansıtan güzelim dizileri özler olduk. Şiddet, kabadayılık, mafya, çete olaylarını gözümüzün içine soka, soka izleten yapımcılara bir çift sözüm var; ‘Yeter artık! Güzel ülkemizin insanlarını, şiddet ve korku dolu senaryoların içine çekmeyin. Bu tür dizileri izletip, insanların başkalaşım geçirmesine daha fazla çanak tutmayın.

Umarım şiddet içeren diziler bir an önce biter. Böylelikle bazı kendini bilmez şahıslar, ‘hayal kahramanı’ olmadığını hatırlar. Umarım…