Adana siyasetinde tam anlamıyla bir yaprak dökümü yaşanıyor...
Önce AK Parti İl Başkanı Tamer Dağlı istifa etti.
Ardından MHP ve CHP il başkanları değişti.
Kamuoyunun bir kısmı "Neler oluyor?" diye şaşkınlık içinde izlerken...
Kulislerin nabzını tutanlar için bu yaşananlar, aslında malumun ilanıydı.
Şimdilik CHP ve MHP cephesindeki değişimleri bir kenara bırakalım. Oraya da sırası gelince uzun uzun değineceğiz.
Bugün merceğimizde, AK Parti cephesinde kopan fırtınalar var.
TAMER DAĞLI NEDEN GİTTİ?
Tamer Dağlı, il başkanlığı koltuğunda çıtayı epey yukarılara taşımıştı, bu bir gerçek.
Ancak siyasette bazen sadece çıtayı yükseltmek yetmez.
Denge lazımdır. Uyum lazımdır.
Genel Merkez’le yaşanan uyumsuzluklar... Milletvekilleriyle bitmeyen gerilimler... Bürokrasiyle bir türlü yıldızın barışmaması...
Üstüne bir de ekibindeki bazı isimlerin aleni hatalarına bazen göz yumması, bazen de elinin kolunun bağlanması...
İşte tüm bunlar, o makamdaki sonunu hazırladı.
KOLTUK SAVAŞLARI VE TUHAF ADAYLAR
Dağlı’dan boşalan koltuğa kimin oturacağı, Adana siyasetinin bir numaralı dedikodusu haline geldi.
Öyle bir başvuru rekoru kırıldı ki sormayın.
Bakkal işleten adam bile çıkıp, "Ben de iktidar partisinin il başkanlığına adayım" deme cüretini gösterdi.
Ankara’dan heyetler geldi, güya teşkilatın gönlünü almak için temayül yoklamaları yapıldı. Sandıklar kuruldu, oylar toplandı ve Ankara’nın yolunu tuttu.
Sonuç?
Elbette açıklanmadı. Zaten açıklansa da kimsenin o sonuçlara inanacak hali yoktu. Böyle bir temayülün seçilecek kişiye etkisi binde bir bile değil...
Sonra kapalı kapılar ardında, gayriresmi görüşmeler furyası başladı. O kadar gizli saklı işler döndü ki...
Parası olmasa parti binasının kapısından içeri alınmayacak bazı tipler, sırf isimlerini ön plana çıkarmak için sağda solda haber görünümlü reklamlar yaptırdılar.
BİZ NE DEMİŞTİK?
Sıkı okuyanlar hatırlayacaktır.
Tamer Dağlı’nın istifasının üzerinden henüz birkaç saat geçmişti ki sıcağı sıcağına bir yazı kaleme aldım.
3 Haziran’da "Tamer Dağlı Neden Gitti Yerine Kim Gelecek" başlığıyla yazdığım o yazıda, başkan olabilecek veya birilerinin olmasını çok istediği isimleri tek tek sıralamıştım.
Yazdığım o isimler, Ankara yollarını aşındırdı, Genel Merkez’de turlar attı ama şu ana kadar bir sonuç çıkmadı.
Çünkü AK Parti Genel Merkezi bu kez yoğurdu üfleyerek yiyor.
Kim il başkanı olursa olsun eleştiri oklarının hedefine yerleşeceğini çok iyi biliyorlar.
(Ak Parti bu konuda Fenerbahçe'ye benziyor. Bir il başkanı geliyor seviniyorlar. Sonra o adam gidiyor yine seviniyorlar.)
O yüzden eleştirileri göğüsleyecek, partililere umut verecek, teşkilatı toparlayacak ve kuracağı ekibe sözünü dinletebilecek vizyonda birini arıyorlar.
GELELİM O BÜYÜK SÜRPRİZE...
Aynı yazıda, kimsenin yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği ama fısıltı gazetesinin manşetinden düşmeyen bir ismi yazmıştım:
İl Sağlık Müdürü, Yüreğir Belediye Başkan Adayı Halil Nacar.
Ben o satırları yazdığımda burun kıvıranlar oldu. "Yok canım, bir kurum müdürü il başkanı mı olurmuş? AK Parti tarihinde bunun örneği yok" diyenler çıktı.
PEKİ, ŞİMDİ NE OLUYOR?
Bugün geldiğimiz noktada, bayram değil seyran değilken, Halil Nacar’ın bu hafta görevinden istifa dilekçesini vereceğini konuşuyoruz.
Eğer o dilekçe verilirse... Bilin ki yazdığımız o sürpriz gerçekleşiyor demektir.
Şimdi herkesin kafasındaki o meşhur soruyu soralım:
Halil Nacar bu ağır yükü kaldırabilir mi?
Kendisini yakından tanıyan ve takip eden biri olarak net söylüyorum: Ortada dolaşan, isimleri parayla şişirilen o tiplerin çoğuna bakınca...
Halil Nacar bu işi gözü kapalı bile onlardan çok daha iyi yapar.
Perşembe günkü yazımızda "Yeni İl Başkanı Halil Nacar" diye başlık atıp, Nacar'ın neden o koltuğa oturduğunu ve ne yapabileceğini yazarsak hiç şaşırmayın.
Madem bu kadar vurgu yaptık. O yazımızı nasıl bitirmişsek bu yazımızı da aynı şekilde bitirelim;
"Unutmayın...
Siyasette olmaz diye bir şey olmaz.
Ve siyasette yirmi dört saat bile çok uzun bir süredir.
Bekleyeceğiz.
Ve göreceğiz."